1Forum.Net  

Go Back   1Forum.Net > Kültür ve Eğitim > Ödev Arşivi > Türk Dili ve Edebiyatı
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21/08/07, 16:01 PM   #1 (permalink)
Altın 1üye
 
sempatik_17 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
1 Bilgi
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2.053
Konular: 1189
Ruh Halim:
1 Karizma
Rep Gücü : 3
Rep Puanı : 133
Rep Seviyesi : sempatik_17 will become famous soon enoughsempatik_17 will become famous soon enough
Teşekkür Sayısı : 113
Gösterdiği Tepki : 0
1 mesajına 1 kez tepki gösterildi
Standart Dünyada Türk Dili

DÜNYADA TÜRK DİLİ Sosyo-Politik Bir Yaklaşım
Doç. Dr. Timur Kocaoğlu

Bugünkü konusmamin üstbasligi Dünyada Türk Dili ise de, altbasligini Sosyo-Politik Bir Yaklasim diye adlandirdim. Konusmamda bugün dünyada Türk dilinin çesitli kollarinin tam sayisi, nerelerde ve sayica kaç kisi tarafindan konusuldugu hakkinda ansiklopedik ve istatistik bilgiler vermek amacinda degilim. Ben burada hem kullanmakta oldugumuz bazi tartismali terimler üzerinde durmak, hemde dünyadaki Türk dilinin çesitli kollarinin bugünkü durumuna onlarin tarihi gelisimlerini de gözönünde bulundurarak sosyo-politik açidan yaklasmak istiyorum. Benim burada vurgulamak istedigim tez sudur: tarih boyunca oldugu gibi bugün de Türk dilinin çesitli kollarininortaya çikislari, varliklarini sürdürmeleri, bazilarinin yazi dili durumuna gelmeleri gibi dilbilim olaylari aslinda o yörelerdeki Türk topluluklarinin sosyo-politik gelismeleriyle simsiki bagli olagelmistir. Bu konusmamda böyle gelismeleri sizlerle tartismaya açarken, ancak bir kaç örnekle yetinecegimi, Türk dilinin geçmisteki ve bugünkü bütün kollarini içine alan genis boyutlu bir arastirma raporu sunmayacagimi da önceden belirteyim.

Ilk Türk dilcisi ve ayni zamanda ilk Türkolog sayilan Kasgarli Mahmud 11. yüzyildaki Türk boylari hakkinda bilgi verirken, "Türkler aslinda 20 kabiledirler ve her kabilenin de çok sayida dallari vardir ki, onlarin sayisini ancak Allah bilir" der. Kasgarli Mahmud'un 11. yüzyildaki Türk boy adlarindan bazilari bugün de ayni adla yasarken (Kirgiz, Tatar, Baskirt gibi), bazi adlar ise yalniz bugünkü boylarin tarihi boy grubu adi olarak hatirlaniyor (Oguz, Kipçak, Karluk gibi). Bazi boy adlari ise, çoktan tarih sahnesinden çekilmisler (Peçenek, Basmil, Yemek gibi). Kasgarli Mahmud'un saydigi Türk boy adlarinin bir çogu da 8. yüzyildaki Orhun yazitlarinda geçmekteydi. Kasgarli Mahmud Türk boylarinin dil özelliklerinden bir bölümü hakkinda da Divan'inda iyi bir dilci dikkati ile bize bilgi aktariyor.

Kasgarli Mahmud'dan tam 8 yüzyil sonra 19. yüzyil sonlarinda Alman asilli Rus Türkologu Wilhelm Radloff Türk lehçeleri Edebiyatindan örnekler serisi antolojilerinde özellikle Güney Sibirya ve Altay bölgesindeki çok sayida Türk boylarinin agizlarindan derlenmis halk edebiyati örneklerine, 4 ciltlik Türk Agizlari (Diyalektleri) Sözlügü'nde de onlarin sözvarligina yer vermistir (Koybal, Kaçin, çulim, Soyon, Altay-Kiji gibi).

Görüldügü gibi, Türk boylari ve onlarin konusma dillerinin sayisi tarih boyunca tam olarak tesbit edilemeyecek kadar çok oldugu gibi, bugün de çoktur. Türkoloji çalismalarinin bugünkü düzeyinde bile, biz Türk dilinin bütün kollari ve onlarin alt-kollarini hepimizi tatmin edecek yeterlikte ayirdederek topluca siralama imkan ve bilgisine sahip degiliz.

Türkiye'de sikça kullanilan Türk lehçeleri teriminin tam anlami benim için o kadar açik ve belirgin degil. 9Astelik, Türk lehçeleri dedigimiz zaman bugün dünyanin çesitli yörelerinde yasayan ve genel bir Türk dilinin kollarindan birini kullandigi varsayilan topluluklarin konusma ve yazi dillerinden hangilerini bu Türk lehçeleri terimi içinde toplayacagimizi da yüzde yüz kesinlikle bilmedigimi burada itiraf etmeliyim. Buyüzden, konusmamin basinda genel olarak Türk dili, Türk lehçeleri, Türk siveleri, Türk agizlari, Türk dilinin kollari terimlerinden ne anlasildigini yine bir kez sizlerle tartismak istiyorum.

Türkçe ve Türk dili terimleri bizde, yani Türkiye'de, biri dar, ikincisi genis olmak üzere iki ayri anlamda kullaniliyor. Dar anlamda bugün Türkiye'deki konusma ve yazi dilini Türkçe ve Türk dili diye adlandiriyoruz. Genis anlamda ise, Türkiye'deki Türk dili ile birlikte yeryüzündeki baska Türk konusma ve yazi dillerini de topluca Türkçe ve Türk dili diye karsiliyoruz.

Resit Rahmeti Arat Türk dilinin kollarini siniflandirmada lehçe ve sive terimlerini kullandi. çuvasça ve Yakutçayi Türk dilinin lehçeleri ve geri kalan Türk dil kollarini ise Türk dilinin siveleri diye ikiye ayirdi. Hocamiz Muharrem Ergin bu siniflandirmaya bagli kalirken, Saadet çagatay Türk dilinin bütün kollari için yalniz lehçe terimini kullandi. Türkiye'deki baska Türkologlar ya lehçe terimini yegleyerek "Türk Lehçeleri" sözünü veya sive terimine bagli kalarak "Türk DEiveleri" sözünü kullaniyorlar. Talat Tekin ise, batidaki Türkologlara uyarak "Türk dilleri" terimi üstünde israr etmektedir. Tekin ayrica, çuvasçayi Türk dillerinden ayirarak, "çuvas-Türk Dilleri" diye bir siniflandirmaya gidiyor.

Eski Sovyetler Birligi'nde Türk dilinin kollari için "Türk dilleri" terimi kullanilmisti, bu gelenek SSCB dagildiktan sonra da bagimsizliklarina kavusan Türk cumhuriyetleri ile Rusya Federasyonu içinde yasayan Türk boylari tarafindan da artik benimsendiginden, onlar "Türk dilleri" veya "Türki diller" terimlerini sürdürüyorlar. Degisik Türk yazi dillerinde agiz (yani dialekt) karsiligi olarak ise, çogunlukla lehçe, az olarak ise sive terimine basvuruluyor. Bu "dil" ve "lehçe" terimlerinin Türkiye'de ve Türkiye disinda birbirinden farkli anlamlarda kullanimlari dolayisiyle Türkiyeli dilciler ile eski Sovyet sisteminde yetismis dilciler arasinda zaman zaman tatli tartismalar ve anlasmazliklar çikiyor. Eski SSCB'indeki Türk boylarinin temsilcisi dilciler bazen biraz alingan bir tavirla "Siz bizim dilimizi küçümsiyerek lehçe (yani agiz) durumuna düsürüyorsunuz!" diye üzüntülerini dile getiriyorlar.

Tabii ki, burada biraz onlarin ve biraz da bizim karsilikli kabahatimiz var. Biz Türkiye'de kendi konusma ve yazi dilimiz için çekinmeden sadece "dil" terimini kullanirken, disarda da Türkiye Türkçesini "Türk dili" (Turkish language) diye tanistiriyoruz. Ancak, bir Azeri, bir özbek veya bir Tatar kendi ana dili için "Azeri dili", "özbek dili" veya "Tatar dili" terimine basvurdu mu, aceleyle atilarak, "Yok, bu yanlistir, Azeri dili yok, Azeri Türk lehçesi var!" diye israr ediyoruz. Bu ise, ister istemez Türkiye disindaki Türk boylarinin arasinda bizim biraz "üstünlük" tasar-ladigimiz kanisini yayginlastiriyor. Sanki, bizimkisi "Türk dili"de, onlarinki "bizim birer lehçemiz" gibi!

Hele sive terimini "lehçe"anlaminda tamamen birakmamiz gerektigi görüsündeyim. Bizde de "sive"nin ikinci anlami agiz veya aksandir: Istanbul sivesi (yani Istanbul aksani), Laz sivesi, Külhanbeyi sivesiyle gibi. Türk boylarinin çogu da kendi anadillerinde sive terimini agiz (diyalekt) anlaminda kullaniyorlar.

Lehçe terimi eskiden bazi Türk yazi dillerinde bizim bugün anladigimiz "Türk dilinin kollari" anlaminda kullanilmisti. Mesela, özbek dilcilerinden Abdurrauf Fitrat 1920 sonlarindaki eserlerinde "sive" ve "tarmak" (yani kol, dal) terimlerini kullandi: "Bizning tilimiz yalpi Türk tilining kuç bir tarmagidir." (Bizim Dilimiz genel Türk dilinin genis bir koludur). Ancak, Fitrat gibi suurlu dil bilginleri ve aydinlarinin 1937-1940 yillari arasinda öldürülmesinden sonra, Sovyetler Birligi'nin baska yerlerinde oldugu gibi özbekistan'da da "Türk dilleri" veya "Türki diller" terimleri yerlesti.

Ben bu konusmamda su "lehçe" kelimesi dünyadaki bütün Türk boylari tarafindan anlasilan ortak bir terime dönüsene kadar, 'Türk lehçeleri" terimi yerine, "Türk dilinin kollari" terimini kullanmanin daha dogru olacagi görüsündeyim. Bunun yaninda çesitli Türk yazi (yani edebi) dillerini de vurgulamak için de, Türkiye Türkçesi için 'Türk yazi dili", baskalar için "özbek yazi dili", "Kazak yazi dili", "çuvas yazi dili" diye "yazi dili" (veya "edebi dil") terimini, yeri gelince de kisaca Türkçe, Azerice, Tatarca, Uygurca adlarini kullanabiliriz.

Bizdeki gibi "dil, lehçe, agiz" olarak üçlü siniflandirma birçok yabanci dil ve Türk dilinin baska kollarinda yok. Onlarda yalniz "dil ve agiz (yani lehçe)" "language and dialect" ikili siniflandirma vardir.

Bu "dil mi, lehçe mi" tartismasini simdilik burada birakarak, genel olarak modern dilbilimde de "dil ve agiz" konusunun oldukça tartismali ve karmasik oldugunu, dil ile agiz arasindaki ayrimin her zaman o kadar da iyi yapilamadigini hatirlatmak isterim. Günümüz Amerikali dilbilimcilerinden Noam Chomsky "Dil Hakkinda Bilgi: Onun Tabiati, Kökeni ve Kullanilisi" adli çalismasinda, dil ile agiz arasindaki ayirimin aslinda sosyo-politik bir olgu olduguna isaret ederken, Max Weinreich adli dilciye atfedilen asagidaki espiriyi hatirlatir: "Bir dil ordu ve deniz kuvvetlerine sahip bir agizdir!" Biz burada bu cümledeki kelimelerin sirasini biraz degistirerek, anlamini daha da belirginlestirebiliriz: "Bir agiz orduya sahip oldugu zaman dil olur!" Chomsky ayni eserinde dilin sosyo-politik boyutuna deginerek, "Biz çincede n bir dil olarak sözederiz, halbuki çesitli çin agizlari birbirinden Roman dilleriç kadar apayridirlar. Biz Alman ve Hollanda dillerinden apayri iki dil olarak sözederiz, halbuki Almancanin bazi agizlari Hollandacaya yakindir ve Almancaya anlasilmayacak derecede uzaktir." der.

Chomsky dil ve agiz arasindaki ayirimin temelde sosyo-politik boyutuna gönderme yaptigi halde, bu konuyu daha detayli olarak islemez. Biz burada sunu belirtebiliz: Dilbilimde asli olan "Konusma Dili"dir. Yani sosyolojik bir varlik olan dil elbette insan topluluklarinda ilk önce konusma dili olarak dogar, o toplulugun sosyal gelismesine paralel olarak geliserek kültürel boyut kazanir ve politik olaylar sonucunda ise agiz durumundan dil düzeyine yükselerek yazi diline sahip olur. Bunun örneklerini dünyadaki türlü dillerin gelismesinde görebildigimiz gibi, kendi dilimizin tarihinde de açik-seçik olarak yakindan izleyebiliriz.

Türk dilinin bugün ayrintili olarak inceleyebildigimiz en eski örnekleri 8. yüzyildaki Orhun yazitlaridir. Hiç kimse Orhun yazitlarindaki dilin bir agiz, yani dar anlamda yalniz Göktürklerin bir agzi oldugunu iddia edemez. Halbuki, bu yazitlardan ögrendigimiz gibi o siralarda çok sayida Türk boyu Göktürk devleti içinde ve etrafinda yasadigi halde, onlar ayri ayri yazi dillerine sahip degillerdi. 8. yüzyilda Türk boylari birbirinden az veya çok farkli agizlarda konustuklari halde, tek bir yazi dili etrafinda birlesmislerdi ve bu da tabii ki Göktürk devletinin yazi dili olan Orhun Türkçesi diye bugün tanimladigimiz Türkçe yani Türk yazi dili idi. Bizim o yazitlarda bugün okudugumuz yazi dili belki de o siradaki Türk agizlarindan birisi veya bir ikisi üzerinde temellenmisti. Bunu bugün kesinlikle bilemezsek de, bildigimiz tek nokta artik o yazitlardaki dilin bir yazi dili oldugu ve kendisinden çikmis oldugu agiz veya agizlardan apayri bir dil oldugudur. Yani bir veya birden fazla agiz Göktürk devleti içindeki sosyo-politik degismelere paralel olarak bir yazi diline dönüsmüstür.

Daha sonraki yüzyillarda Eski Uygurca, Karahanlica, Harezmce, Kipçakça, Çagatayca (veya Müsterek Orta Asya Türkçesi ya da Dogu Türkçesi) diye adlandirdigimiz Türk yazi dilinin tarihi dönemlerinin ortaya çikisi yine türlü yüzyillarda Türk boylarinin çesitli yerlerdeki sosyo-politik gelismelerine simsiki baglidir. Bu saydigimiz Türk yazi dili dönemlerinde elbette çok sayida Türk agizi konusma dili olarak varliklarini sürdürüyordu. Yine bu konuda, özbek dilcilerinden Abdurrauf Fitrat'in 1920'lerdeki görüsüne göz atalim. Fitrat özbek Türkçesinin yazilmis ilk grameri sayilan Sarf adli sekilbilgisi (yani morfoloji) eserinin "Tilimizni F1 Tarihi Aqimi" (yani Dilimizin Tarihi Akimi) adli giris bölümünde, modern özbek yazi dilinin geçmis edebi mirasinini söyle ifade ediyordu (Abdurrauf Fitrat'in 1920'ler sonunda kullandigi terimleri göstermek için önce özbekçe metni okuyacagim:

"Xaqâni Türkçeside qabile s E9velerini F1 üstide turgan edebilik h E2li bar. Div E2n Lugat'ni yazgan Qasqarli Mahmud bu s E9vege Xaq E2ni Türkçesi d E9geni k E9bi ara-sira yalgiz Türkçe d E9b hem qoyadir. Bu hallerni biz çigatay Türkçeside hem köremiz. çigatayça, Orta Asyada yasagan Türki qabile s E9velerini F1 hemmesiden yuqari turgan edebi, resmi beynel qabilevi bir tildir. Nev E2ik E9bi çigatay s E2irleri özlerini F1 bu edebi s E9velerige s E2dece Türkçe atini b E9rgenler."

Yani Fitrat Türkiye Türçesiyle söyle diyor: "Hak E2ni Türkçesinde kabile sivelerinin üstünde duran edebilik durumu var. Div E2nü-lügati't-Türk'ü yazan Kasgarli Mahmud bu siveye Hak E2ni Türkçesi dedigi gibi, ara sira yalniz Türkçe de diyor. Bu durumu biz çagatay Türkçesinde de görürüz. çagatayca, Orta Asya'da yasayan Türk kabilelerinin sivelerinin hepsinden yukarda duran edebi, resmi kabilelerarasi bir dildir. Nev E2yi gibi çagatay sairleri kendilerinin bu edebi sivelerine sadece Türkçe adini vermisler." (Alinti bitti). Ahmet Bican Ercilasun'un 23-27 Eylül 1996 tarihleri arasinda burada yapilan 9Açüncü Uluslar Arasi Türk Dili Kurultayi sirasindaki "Dilimizin Adi" adli bildirisindeki görüslerini Abdurrauf Fitrat da ta 1927'de dogruluyordu.

Buna karsilik, 14. yüzyil baslarinda Italyan ve Alman misyonerleri tarafindan derlenmis Codex Cumanicus'taki dil ve edebiyat malzemesi Kuman Türklerinin yazi dilinin degil, konusma dilinin özelliklerini bize ulastirmaktadir

_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
sempatik_17 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Sosyal Paylaşım Kısayolları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
-------------------------------------------------------------
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Oğuz KaĞan DestaNı done_marine Mitoloji 0 19/01/08 18:36 PM
Eskiden Yeniye Türk DiLi Asikiz Türk Edebiyatı 0 29/12/07 21:01 PM
Türk Müziği TARİHİ ROMEO Türk Tarihi 0 15/08/07 15:37 PM
özkul çobanoğlu kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi GeNcA Biyografiler 0 24/06/07 23:16 PM
Saparmurat Türkmenbaşı kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi GeNcA Biyografiler 0 24/06/07 02:20 AM

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:49 AM.

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

web statistics
3 4 5 9 11 12 13 14 15 18 22 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 36 38 39 40 42 43 44 45 46 51 52 54 55 57 59 61 62 68 69 70 71 75 76 81 82 88 91 95 96 99 100 101 104 109 120 121 128 131 132 135 136 139 142 147 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 251 252 253 254 255 259 277 279 280 281 282 283 285 286 287 288 289 290 291 292 293 295 296 303 304 306 307 308 309 310 311 312 313 314 319 321 322 323 325 327 328 329 330 331 332 334 338 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 351 355 358 359 360 362 364 365 366 367 371 377 378 379 380 381 382 383 384 385 387 411 412 417 419 420 421 422 423 426 432 434 439 440 441 442 444 449 466 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 481 482 483 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 505 518 519 520 521 523 524 526 533 537 539 541 545 546 548 549 550 551 552 555 556 557 558 559 560 561 562 563 565 566 569 571 574 580 581 582 583 584 585 586 589 590 591 593 595 596 597 598 599 600 601 604 605 606 607 608