1Forum.Net  

Go Back   1Forum.Net > Genel Kültür & Güncel > Rüyalar ve Rüya Tabirleri
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss

Rüyalar ve Rüya Tabirleri Ruyanızı paylaşın, tartışalım


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 21/10/07, 11:17 AM   #1 (permalink)
1 Admin
 
TrusTy - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
1 Bilgi
Üyelik tarihi: Dec 2006
Nerden: İstanbuL
Yaş: 22
Mesajlar: 11.662
Konular: 4810
Ruh Halim:
1 Karizma
Rep Gücü : 18
Rep Puanı : 1205
Rep Seviyesi : TrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud ofTrusTy has much to be proud of
Teşekkür Sayısı : 1.657
Gösterdiği Tepki : 54
95 mesajına 106 kez tepki gösterildi
Standart FORSA'nın rüyası

FORSA

Akdeniz'in esatir yuvası nihayetsiz ufuklarına bakan küçük tepe, mini mini bir çiçek ormanı gibiydi. İnce uzun dallı badem ağaçlarının alaca gölgeleri sahile inen keçi yoluna düşüyor, ilkbaharın tatlı rüzgarlarıyla sarhoş olan martılar, çılgın naralarla havayı çınlatıyorlardı. Badem bahçesinin yanı geniş bir bağdı. Beyaz taşlardan yapılmış kısa bir duvarın ötesindeki zeytinlik, ta vadiye kadar iniyordu.

Bağın ortasındaki viran kulübenin kapısız methalinden bir ihtiyar çıktı. Saçı sakalı bembeyazdı. Kamburunu düzeltmek istiyormuş gibi gerindi. Elleri, ayakları titriyordu. Gök kadar boş, gök kadar sakin duran denize baktı, baktı.

-Hayırdır inşallah! dedi.

Duvarın dibindeki taş yığınlarına çöktü. Başını iki ellerinin arasına aldı. Sırtında yırtık bir çuval vardı. Çıplak ayakları topraktan yoğrulmuş sanılacaktı. Zayıf kolları kirli tunç rengindeydi. Tekrar başını kaldırdı. Gökle denizin birleştiği dumandan çizgiye dikkatle baktı. Fakat görünürde bir şey yoktu.

Bu, her gece uykusunda kendini kurtarmak için birçok gemilerin pupa yelken geldiğini gören zavallı, eski bir Türk forsasıydı. Esir olalı kırk seneden ziyade geçmişti . Otuz yaşında dinç, levent, kuvvetli bir kahramanken Malta korsanlarının eline düşmüştü.

Yirmi sene onların kadırgalarında kürek çekti. Yirmi sene, iki zincirle iki ayağından rutubetli bir geminin dibine bağlanmış yaşadı. Yirmi senenin yazları, kışları, rüzgarları, fırtınaları, güneşleri, onun granit vücudunu eritemedi. Zincirleri küflendi, çürürdü, kırıldı. Yirmi sene içinde birkaç defa, halkalarını, çivilerini değiştirdiler. Fakat onun çelikten daha sert adaleli bacaklarına bir şey olmadı.

Yalnız abdest alamadığı için üzülürdü. Daima güneşin doğduğu tarafı sol ilerisine alır, gözlerini kıbleye çevirir, beş vaktini gizli, gizli, işaretle eda ederdi. Elli yaşına gelince korsanlar onu "artık iyi kürek çekemez!" diye çıkarıp bir adada satmışlardı. Efendisi bir çiftçiydi. On sene kuru ekmekle onun yanında çalıştı.

Allah'a çok şükrediyordu.

"Öldükten sonra dirileceğime nasıl inanıyorsam, elli yıl esirlikten sonra da memleketime kavuşacağıma öyle inanırım" derdi.

En şanlı, en meşhur Türk gemicilerindendi. Daha yirmi yaşındayken Tarık Boğazı'nı geçmiş, poyraza doğru haftalarca, aylarca, kenar, kıyı görmeden gitmiş, rast geldiği ücra adalardan cizyeler ( vergiler) almış, irili ufaklı donanmaları tek başına hafif gemisiyle bertaraf etmişti.

O vakitler Türkeli'nde namı dillere destandı. Padişah bile kendisini saraya çağırtmış, maceralarını dinlemişti. Çünkü Hızır (as)'ın gittiği diyarları dolaşmıştı. Öyle denizlere gitmişti ki, üzerinde dağlardan, adalardan büyük buz parçaları yüzüyordu. Hedefleri tamimiyle başka bir cihandı.

Altı ay gündüz, altı ay gece olurdu! Karısını, işte bu, senesi bir büyük günle iki büyük geceden ibaret olan başka cihandan almıştı. Gemisi altın, gümüş, inci, elmas, esir dolu vatana dönerken, kenarsız denizin ortasında evlenmiş, oğlu Turgut Çanakkale'yi geçerken doğmuştu.

Şimdi kırk beş yaşında olmalıydı. Acaba yaşıyor muydu? Hayalini unuttuğu karlardan beyaz karısı acaba hala sağ mıydı? Kırk senedir, yalnız taht şehrinin, İstanbul'un minareli ufku hayalinden hiç silinmemişti."

Bir gemim olsa gözümü kapar, Kabataş'ın önüne demir atarım" diye düşünürdü. Altmış yaşını geçtikten sonra efendisi, onu sözde azat etti. Bu azat etmek değil, sokağa, açlığa, perişanlığa atmaktı. İhtiyar esir, bu viran bağın içindeki harap kulübeyi buldu. İçine girdi. Kimse bir şey demedi. Ara sıra kasabaya iniyor, ihtiyarlığına acıyanların verdiği ekmek parçalarını toplayıp dönüyordu. On sene daha geçti. Artık hiç kuvveti kalmamıştı. Hem bağ sahibi de artık kendisini istemiyordu.

Nereye gidecekti? Fakat işte, eskiden beri gördüğü rüyaları yine görmeğe başlamıştı. Kırk senelik bir rüya...

Türklerin Türk gemilerinin gelişi... Gözlerini elleriyle iyice ovdu. Denizin gökle birleştiği yere baktı.

Evet, mutlaka geleceklerdi. Buna o kadar emindi ki... -Kırk sene görülen bir rüya yalan olmaz! diyordu.

Kulübe duvarın dibine uzandı. Yavaş yavaş gözlerini kapadı. İlkbahar bir ümit tufanı gibi her tarafı parlatıyordu. Martıların:

- Geliyorlar, geliyorlar, seni kurtarmağa geliyorlar ! Gibi işittiği tatlı seslerini dinleye dinleye daldı.

Duvar taşlarının arasından çıkan kertenkeleler üzerinde geziniyorlar, çuvaldan esvabının içine kaçıyorlar, gür beyaz sakalının üstünde oynaşıyorlardı.

İhtiyar esir , rüyasında ağır bir Türk donanmasının limana girdiğini görüyordu. Kasabaya giden yola birkaç bölük asker çıkarmışlardı. Al bayrağı uzaktan tanıdı. Yatağanlar, kalkanlar güneşin aksiyle parlıyordu.

- Bizimkiler ! Bizimkiler!

diye bağırarak uyandı. Doğruldu. Üstündeki kertenkeleler kaçıştılar. Limana baktı. Hakikaten kalenin karşısına bir donanma gelmişti. Kadırgaların, yelkenlerin, küreklerin biçimine dikkat etti. Sarardı. Gözlerini açtı. Kalbi hızla çarpmaya başladı. Ellerini göğsüne koydu. Bunlar Türk gemileriydi. Kenara yanaşıyorlardı... Gözlerine inanamadı.

"Acaba rüyam devam mı ediyor?" şüphesine düştü.

Fakat uyanıkken rüya görülür müydü? Kanaat getirmek için elini ısırdı. Yerden sivri bir taş parçası aldı. Alnına vurdu. Evet işte hissediyordu. Uyanıktı. Gördüğü rüya değildi. O uyurken, donanma, burnun arkasından birdenbire zuhur etmiş olacaktı.

Sevinçten, hayretten dizlerinin bağı çözüldü. Hemen çöktü. Kenara çıkan bölükler, ellerinde al bayrak. kalenin etrafına doğru ilerliyorlardı. Kırk senelik bir beklemenin son azmiyle davrandı. Birden kemikleri çatırdadı. Badem ağaçlarının çiçekli gölgeleriyle örtülen yoldan yürüdü.

Kenara doğru koştu. Koştu. Koştu. Karaya çıkan asker, ak sakallı bir ihtiyarın kendilerine doğru koştuğunu görünce:

- Dur! Diye bağırdılar.

İhtiyar durmadı; bağırdı.

- Ben Türküm, oğullar, ben Türküm! -

... Askerler onun yaklaşmasını beklediler .İhtiyar, Türklerin yanına yaklaşınca önüne ilk geleni tutup öpmeye başladı. Gözlerinden yaşlar akıyordu. Haline bakanların hepsi müteessir olmuştu. Biraz heyecanı sükun bulunca ona sordular:

- Kaç yıldır esirsin ?

- Kırk! -Nerelisin ?

- Edremitli.

- Adın ne?

- Kara Memiş.

- Kaptan mıydın?

- Evet...

- İhtiyarın etrafındaki askerler birbirine karıştı. Bir çığlık koptu.

- "Beye haber verin ! Beye haber verin !" diye bağrışıyorlardı.

İhtiyarın kollarına girdiler. Kuş gibi deniz kenarına uçurdular. Bir sandala koydular. Büyük bir kadırgaya çıkardılar. Askerin içinde onun menkıbelerini bilmeyen, şöhretini duymayan yoktu. Biraz güvertede durdu. Sevinçten kırk senedir hasret kaldığı vatandaşlarını görmekten, şaşırmış, aptallaşmıştı. Ayağına bir çakşır geçirdiler.

Sırtına bir kaftan attılar. Başına bir kavuk koydular.

- Haydi. Bey'in yanına ! dediler.

Kendini kadırgaya getiren askerlerle beraber büyük geminin kıçına doğru yürüdü...Kara palabıyıklı, sırmalı esvabının üzerine demir, çelik zırhlar giymiş, iri bir adamın karşısına durdu.

- Sen kaptan Kara Memiş misin?

- Evet, dedi

- Hızır Aleyhisselamın geçtiği yerlerden geçen sen misin?

- Benim.

- Doğru mu söylüyorsun?

- Ne yalan söyleyeceğim?

- Aç bakayım sağ kolunu !

İhtiyar, kaftanının altından kolunu çıkardı. Sıvadı Bey'e uzattı. Pazusunda haç şeklinde derin bir yara izi vardı. Bu yarayı, gecesi altı aya süren bir adadan karısını kaçırırken almıştı. Bey ellerine sarıldı. Öpmeye başladı.

- Ben senin oğlunum ! dedi.

- Turgut musun?

- Evet.

İhtiyar esir sevincinden bayılmıştı. Kendine gelince oğlu ona:

- Ben karaya cenk için çıkıyordum. Sen gemide rahat kal, dedi. Eski kahraman kabul etmedi:

- Hayır. Bende beraber cenge çıkacağım.

- Çok ihtiyarsın baba .

- Fakat kalbim kuvvetlidir.

- Rahat et! Bizi seyret!

- Kırk senedir dövüşe hasretim. Oğlu:

- Vurulursun! Vatana hasret gidersin! diye onu gemide bırakmak istedi. Kara Memiş, o vakit birdenbire gençleşmiş bir kaplan gibi doğruldu. Duramıyordu. Kalkan, kılıç istedi. Sonra geminin kıçında sallanan sancağı göstererek:

- Şehit olursam bunu üzerime örtün!

- Vatan, al bayrağın dalgalandığı yer değil midir? Dedi.


_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
TrusTy isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Sosyal Paylaşım Kısayolları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
-------------------------------------------------------------
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Appiah'ın rüyası gerçek oluyor! 1 Haber Cep Telefonu Tema Resimleri 0 28/08/08 13:10 PM
yaşlıların korkulu rüyası demans TrusTy Sağlık Köşesi 0 25/08/08 20:26 PM
İdrar yolları iltihabı (sistit) kadınların korkulu rüyası 1 Haber Aile - Sağlık 0 07/02/08 02:11 AM
İdrar yolları iltihabı (sistit) kadınların korkulu rüyası 1 Haber Aile - Sağlık 0 07/02/08 02:01 AM
İdrar yolları iltihabı (sistit) kadınların korkulu rüyası 1 Haber Aile - Sağlık 0 07/02/08 01:30 AM

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 15:55 PM.

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

web statistics
Hepsi
3 4 5 9 11 12 13 14 15 18 22 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 36 38 39 40 42 43 44 45 46 51 52 54 55 57 59 61 62 68 69 70 71 75 76 81 82 88 91 95 96 99 100 101 104 109 120 121 128 131 132 135 136 139 142 147 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 251 252 253 254 255 259 277 279 280 281 282 283 285 286 287 288 289 290 291 292 293 295 296 303 304 306 307 308 309 310 311 312 313 314 319 321 322 323 325 327 328 329 330 331 332 334 338 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 351 355 358 359 360 362 364 365 366 367 371 377 378 379 380 381 382 383 384 385 387 411 412 417 419 420 421 422 423 426 432 434 439 440 441 442 444 449 466 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 481 482 483 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 505 518 519 520 521 523 524 526 533 537 539 541 545 546 548 549 550 551 552 555 556 557 558 559 560 561 562 563 565 566 569 571 574 580 581 582 583 584 585 586 589 590 591 593 595 596 597 598 599 600 601 604 605