1Forum.Net  

Go Back   1Forum.Net > Kültür ve Eğitim > Milli Hassasiyet Bölgesi
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss

Milli Hassasiyet Bölgesi Ata Sözleri ve Deyimler - Türkce ve Dilbilgisi


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 18/03/07, 20:46 PM   #1 (permalink)
BeyazGolge
Forumcu 1üye
Standart 18 mart canakkale zaferi ve şehitleri anma günü 92 yıldönmü

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

Onbinler Çanakkale'ye koştu
18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nün 92. yıldönümü nedeniyle Gelibolu'da ve tüm yurtta anma törenleri düzenlendi.


Çanakkale'de yapılan törenlere Türkiye'nin dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Başbakan Recep Tayyip Edooğan Çanakkale'de zafer kutlamalarında birlik beraberlik mesajı verdi.

Başbakan Recep Tayyip Edooğan Çanakkale'de zafer kutlamalarında birlik beraberlik mesajı verdi. Erdoğan Türkiye'yi mukaddes yapan bütün değerlere sadakatle bağlı olduklarını belirterek ülkenin bütünlüğüyle ilgili Türkiye'nin sınırlarının şehitlerin kanlarıyla çizildiğini ve kimsenin ameliyat sevdasına düşmemesini istedi.

Çanakkale 18 Mart Stadyumu'nda yapılan Çanakkale Deniz Zaferi'nin kutlama törenlerine Başbakan Erdoğan 10 bakan ile katıldı. Tören Çanakkale Valisi Orhan Kırlı Belediye Başkanı Ülgür Gökhan Garnizon ve Boğaz Komutanı Tuğamiral Erhan Akporay'ın öğrencilerin ve vatandaşların zaferi kutlamaları ile başladı.

Törende konuşan Başbakan Erdoğan Gelibolu'da yapılan düzenlemeleri bugün farklı bir şekilde ele alarak tarihimizi bugüne taşımayı bugünü de yarınlar için ilham kaynağı olan eserlerle yaptıklarını söyledi. Gelibolu'daki tabyalarından ve bölgedeki simülasyon merkezine kadar bunları canlandırmanın bir anlamı olduğunu belirten Erdoğan "Tarih bilmeyen gençlik tarih yazamaz bunu yazabilmenin ön şartı hatırlamak içindir." dedi.

Türkiye'nin yakın geçmişindeki karanlıklardan sıkıntılardan önemli ölçüde arındığını ve bu Cumhuriyet idealini yakalamaya her yıl biraz daha yaklaştığını dile getiren Erdoğan bugün her insanın bu ideali gerçeğe dönüştürmeyi bilmeyi ve güzel geleceğe bütün kalbiyle benliğiyle inanır hale geldiğini vurguladı. Her insanın Türkiye'nin ufkunu saran aydınlığı görmeyi o umut ve heyecanı kalbinde hissetmeyi başladığına dikkat çeken Başbakan Erdoğan "Çanakkale kahramanlarının aziz hatırasına yakışan o aydınlık Türkiye idealine yaklaşmamıza çok az bir zaman kalmıştır. Bunu dünyaya buradan tekrar ilan ediyoruz. Şüphesiz hepimiz ülkemizi çok seviyoruz. Bizi tek millet Türkiye'yi bize mukaddes vatan kılan bütün değerlere sadakatle bağlıyız. Bu vatanı savunmak için Konya Trabzon İzmir Diyarbakır Gaziantep'ten koşup gelen isimsiz kahramanlar gibi hepimiz kalbimizle Türkiye sevdası yaşıyoruz. Türkiye'nin medeniyet kültür ve ahlakına birlik ve beraberliğine bu ülkeyi zenginleştiren bütün renklerine aşkla bağlıyız. Biz bu güzel ülkede sadece vatandaş olmadık aynı zamanda dostluk olduk kardeş olduk arkadaş olduk yoldaş komşu olduk akraba olduk kandaş olduk aynı Yunus Mevlana Pir Sultan'ın pervanesi olduk. Bugün tarihin sona erdiğini bizi millet yapan değerlerin zaafa uğradığını düşünen varsa bu topraklarda hala çınlamakta olan Çanakkale geçilmez nidalarına kulak versin. Türkiye'nin büyüklüğüne inanmayanlar aydınlık geleceği bu ülkeye yakıştıramayanlar değil şehitlerimizin kanıyla çizilmiş bu memleket haritasına baksın. Kimse bir ameliyat sevdasına düşmesin. Öyle bir sıkıntımız yok. Öyle bilmeliler. Türkiye'yi güçlü kılan ne olduğunu bu milletin zirveye taşıdığı cevheri iyi anlasın." diye konuştu.

Çanakkale zaferlerinin Türkiye halkına muazzam bir güven duygusu aşıladığını kaydeden Erdoğan "Vatan için elele verildiği takdirde her türlü zorluğun üstesinden gelinebildiğini ispatlamıştır. Bugünde aynı dirayeti sabrı ve dayanışmayı gösterdiğimiz takdirde istikbal mücadelemizi istiklal mücadelemiz gibi yaptığımız takdirde inanıyorum ki Türk milleti önünde hiçbir güç duramayacaktır." şeklinde konuştu. Türkiye'nin son yıllardaki gelişme ve kalkınma hamlesinin bütün dünyanın dikkatini çektiğini aktaran Erdoğan Türkiye'nin her geçen gün yabancı sermaye uluslar arası yatırımcının dikkatini çekmesinin sebebinin güven ve istikrar olduğunu söyledi. Erdoğan kronik sorunları çözmeye çalıştıklarını belirterek 2013 yılında kişi başına düşen milli geliri 10 bin dolar 1 trilyon YTL gayri safi milli hasıla hedeflediklerini söyledi.

Programlara Savunma Bakanı Vecdi Gönül Adalet Bakanı Cemil Çiçek Devlet Bakanları Beşir Atalay Kürşat Tüzmen Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe Tarım Bakanı Mehdi Eker Bayındırlık Bakanı Faruk Özak Enerji Bakanı Hilmi Güler Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Deniz Kuvvetleri Komutanı Ormiral Yener Karahanoğlu milletvekilleri bürokratlar ve vatandaşlar katıldı.

ANITKABİR'DE TÖREN DÜZENLENDİ

Anıtkabir'de saat 10.00'da başlayan törene Ankara Valisi Kemal Önal 4. Kolordu Komutanı ve Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Saldıray Berk Genelkurmay Genel Sekreteri Tümgeneral Salih Zeki Çolak Ankara Garnizonu'nda görevli Türk Silahlı Kuvvetleri personeli ve aileleri askeri okul öğrencileri şehit yakınları ve gaziler ile protokolde yer alanlar katıldı.

Vali Önal başkanlığındaki heyetin Atatürk'ün mozolesine kırmızı ve beyaz karanfillerden oluşan çelenk bırakmalarının ardından saygı duruşunda bulunuldu.

Vali Önal ve beraberindeki heyet daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçti. Anıtkabir Özel Defteri'ni imzalayan Vali Önal deftere şunları yazdı:

''Yüce Atatürk

Bugün 18 Mart Şehitler Günü.

Mazisi insanlık tarihi ile başlayan milletimizin üzerinde yaşadığı toprakları vatan yapma milli varlığımızı sürdürme bağımsızlık insanlık ve barış ideali uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi anma gününde huzurundayız.

Her 18 Martta olduğu gibi milletimiz için sembol olmuş Çanakkale Zaferimizin yıl dönümü olan bu günde ilk şehidimizden günümüze kadar milletimizin idealleri uğruna en kutsal varlıklarını canlarını feda eden şehitlerimiz şükran ve minnetle anılarak gelecek nesillere de vatan edinmenin ve vatanı korumanın ne denli muazzam bir destan olduğu da anlatılmış olacaktır.

Bugün hür ve bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklara çok kolay sahip olmadığımızın bilincinde olarak emanetinizi geleceğe ve daima yükseklere taşıyacağız.

Ruhun şad olsun.''

Vali Önal defteri imzalamasının ardından Misak-ı Milli Kulesi'nde bulunan bir grup gazi ile tek tek tokalaştı.

Çanakkale şehitleri Edirnekapı'da anıldı

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nün 92. yıldönümü nedeniyle Edirnekapı Şehitliği'nde anma programı gerçekleştirildi. Törene İstanbul Valisi Muammer Güler 1.Ordu Komutanı Org.Fethi Tuncel İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Engin Cengiz İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah ve çok sayıda yetkili katıldı.

Çanakkale Zaferi'nin 92. yıl dönümü tüm yurtta çeşitli etkinliklerle kutlanıyor. Çanakkale savaşlarında yaralanıp getirildikleri İstanbul'da şehit olan askerlerin defnedildikleri Edirnekapı Şehitliği de ziyaretçilerin akınına uğruyor. İstanbul'daki resmi tören Edirnekapı Şehitilği'nde gerçekleştirildi. Törene katılanlar şehitler için saygı duruşunda bulundu. Ardından Vali Güler anıt defterini imzaladıktan sonra kısa bir konuşma yaptı. Vali Güler Fethi Tuncel Kadir Topbaş ile diğer yetkililer şehitliği gezdi mezarlara karanfil bıraktı ziyarette bulunan şehit aileleri ile sohbet etti.

Vatandaşlar da şehitlerinin ruhu için dualar etti. Ellerinde Türk bayrağı bulunan çocuklar da şehitlikte büyüklerinin yanında yer aldı.

Bu arada Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz ve emekli asker Muzaffer Tekin'in de şehitlikte oldukları gözlendi.

Çanakkale kutlamaları çelenk konulmasıyla başladı

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92. yıl kutlamaları Cumhuriyet Anıtı'na çelenk konulmasıyla başladı. Anıttaki törene Yeni Zelanda'dan gelen Anzaklar damgasını vurdu

Cumhuriyet Anıtı'ndaki törene Hükümeti temsilen Devlet Bakanı Beşir Atalay Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Yener Karahanoğlu Çanakkale Valisi Orhan Kırlı Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan CHP Grup Başkan Vekili Kemal Anadol Çanakkale ve komşu illerden gelen milletvekilleri katıldı. Çelenklerin anıta konmasından sonra saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Törende gazi dernekleri ve vatandaşlar yeraldı. Yeni Zelanda Kraliyet Ailesi Muharip Gaziler Derneği'nde yönetici ve tarihçi olarak çalışan Steven Clarke ile babası Çanakkale'de savaşan Albert Raymond White Yeni Zelandalıları temsil etti. Çanakkale Valiliği'nin özel izniyle ilk kez törenlere katılan Yeni Zelandalılar "Yeni Zelandalı Dostlardan" sözlerinin yeraldığı çelengi koyup saygı duruşunda bulundu.

Çanakkale'de olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Clarke 9 ay süren savaşın ardından Türkiye ile Yeni Zelanda arasında kalıcı dostluklar kurulduğunu söyledi. Clarke babasının ve 2 amcasının Gelibolu'daki savaşlarda makineli tüfekli birliklerde savaştığını kaydetti.

Babasının savaşta yeraldığını hatırlatan White zafer kutlamalarından etkilendiğini ifade etti. 25 Nisan'da Yeni Zelanda'da benzer törenler yaptıklarını anlatan White her iki ülkedeki törenlerde genç insanların yeralmasının dikkatini çektiğini anlattı.


İzmir'deki Kadifekale Şehitliği'nde de tören düzenlendi

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92. yıl dönümü dolayısıyla İzmir'deki Kadifekale Şehitliği'nde tören düzenlendi.

Tören İzmir Vali Vekili Celalettin Eran İzmir Büyükşehir Belediyesi Başkanı Aziz Kocaoğlu Ege Ordusu ve Garnizon Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık ve şehit yakınlarının şehitlik anıtına çelenk koymasıyla başladı.

Saygı duruşunda bulunulan törende saygı atışı yapıldı ve İstiklal Marşı okundu.

Ege Ordusu'nda görevli Yarbay Uğur Mutlu törende yaptığı konuşmada Türklerin haysiyetinin onurunun ve yeteneklerinin çok yüksek olduğunu ve asla esir hayatı yaşayamayacağını vurguladı.

Türklerin yüzyıllar boyunca hür yaşadığını kimsenin esareti altına girmediğini belirten Yarbay Mutlu ''Türk özgür olmayı yaşamanın temel şartı kabul etmiştir. Türk töresinde vatan millet bayrak sevgisi her şeyin önünde gelir. Vatan toprağı kutludur'' dedi.

Türk milletinin özgür yaşamasını şehitlere borçlu olduğunu kaydeden Yarbay Mutlu şehitlerin bu ülke için namus için insanların başının dik olması için ölüme atıldığını söyledi.

Yarbay Mutlu şöyle konuştu:

''Toprağın yalnızca üstünü değil altını da vatan yaptılar. Şehitler bu vatanı bize bağlayan köklerimizdir. Hangi millette şehit anası şehit babası olmak en büyük övünç kaynağı sayıldı? Hangi millette askere giden gençler vatana kurban olsunlar diye kınalandılar? Bu millet zulme baş eğmez. Zincire vurulmaz. Bu vatan bize şehitlerimizin emanetidir. Emanete hıyanet edilmez. Ey şehitler sizler haksızlığa zulme zorbalığa boyun eğmediniz. Al kanlara boyanarak bu toprakları toprak yaptınız. Sizi örnek alıyoruz. Sizlere layık olacağız. Ruhlarınız şad olsun.''

Türkiye Harp Malulü Gazi Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İzmir Şubesi Başkanı Volkan Kaya da ''18 Mart ölümsüzlük şerbeti içenlerin Allah'a kavuştuğu gündür'' dedi.

Konuşmaların ardından Vali Vekili Eran şehitlik defterini imzaladı. Şehit yakınlarıyla bir süre sohbet eden protokol mensupları daha sonra okunan Kur'an-ı Kerim'i dinledi duaya katıldı.

Protokol üyeleri daha sonra ziyaret ettikleri şehitliklere üzerinde ''Siz toprağa değil kalplere gömüldünüz'' yazılı karanfil bıraktılar.

Törende eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök Hava Eğitim Komutanı Korgeneral Yalçın Kaya Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Alev Gümüşoğlu ve 2. Anajet Üs Komutanı Tümgeneral Akın Öztürk de hazır bulundu.

Aydın'daki Zafer Haftası programına katılım yüksek oldu

18 Mart Çanakkale Zafer Haftası ve Şehitleri Anma Günü Aydın'da törenlerle kutlandı.

Sabah saatlerinde başlayan törenlere Vali Mustafa Malay Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Faik Canpolat İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Mehmet Tire daire müdürleri sivil toplum örgütü temsilcileri şehit aileleri ve yakınları öğrenciler ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Törenlerin ilk bölümünde protokol üyeleri Tellidede Mezarlığı'ndaki şehitliği ziyaret etti. Şehit mezarları önüne çelenk konularak saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklâl Marşı okundu. Tören alayı tarafından saygı atışlarının yapıldığı törenlerde Vali Malay Şehitlik Defteri'ne şu ifadeleri yazdı: "Bu milletin namusunu ve şerefini çepe çevre saran düşmanlara çiğnetmemek uğruna vatanın her karış toprağını aziz kanlarıyla sulayarak mertebelerin en büyüğü olan şehitlik mertebesine ulaştınız. Bizler sizlerden aldığımız güçle bırakmış olduğunuz kutsal emanetlere sahip çıkıyoruz. Vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyarak onu yücelteceğimizden hiç şüpheniz olmasın rahat uyuyun."

Törenlerin bundan sonraki bölümünde şehitlikte bulunan şehit mezarları gezilerek karanfil bıraktı. Aydın Müftü Vekili Mehmet Öz tarafından burada şehitler için dua edildi.

Daha sonra törenlerde sırasıyla Atatürk Meydanı'ndaki Çanakkale Şehitleri Anıtı Kurutuluş Savaşı Şahitler Abidesi ve Kemer Mezarlığı'nda bulunan şehitlik ziyaret edilerek karanfiller bırakıldı ve dualar okundu. Son olarak Şükran Güngör Tiyatro Salonu'nda düzenlen anma programına katılan protokol üyeleri öğrenciler tarafından hazırlanan şiiri ve konuşmaları dinleyerek sunulan tiyatro gösterisini izledi. Buradaki tören sırasında Vali Malay tarafından şehit yakınlarına plaket ve madalyaları verildi.


Gelibolu'dan getirilen toprak su ve bayrak Sezer'e sunuldu

Çanakkale Zaferinin 92. yılı nedeniyle Gelibolu'dan getirilen toprak deniz suyu ve bayrak Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'e sunuldu.

Cumhurbaşkanlığı Köşkünde basına kapalı olarak gerçekleştirilen törene Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Gençlik ve Spor Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Babacan Çanakkale Balıkesir Bursa Bilecik Eskişehir ve Ankara illerinden 2'şer atlet ile 1'er yönetici katıldı.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Şahin Cumhurbaşkanlığı çıkışında AA muhabirine yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Sezer'in Çanakkale zaferinin önemine değinerek ''Sayın Cumhurbaşkanı 1915'te Çanakkale Savaşını kazanarak Kurtuluş Savaşını kazandığımızı söyledi. Şayet bu savaşı kazanamasaydık Kurtuluş savaşını da kazanamayacağımızı belirtti ve gençlerden her zaman bu bilinç ve onuru taşımalarını istedi'' dedi.

Gençlik ve Spor Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Babacan ise ''10 yıldır Çanakkale 57. Tümen Komutanlığı'ndan gerilen kutsal toprak ile bu savaşın yaşandığı Çanakkale Boğazı'ndan getirilen deniz suyunu ve şanlı bayrağımızı bu büyük zaferin anısına Sayın Cumhurbaşkanımıza sunuyoruz. Kendisi de gençlerimizi konu hakkında bilgilendirerek öğütler veriyor'' diye konuştu.


Bursa'daki törende duygulu anlar yaşandı

Bursa'da ''18 Mart Şehitleri Anma Günü'' dolayısıyla Pınarbaşı Şehitliği'nde düzenlenen törende duygulu anlar yaşandı.

Bursa Valisi Nihat Canpolat Garnizon ve Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Osman Baykurt ve Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Recai Ekmekçi'nin katıldığı törenlere çok sayıda vatandaşda ilgi gösterdi.

Çeleklerin sunulmasının ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törenlerde günün anlamına dair konuşmalar yapıldı şiirlerler okundu.

Konuşmalar ve şiirler sırasında kimi vatandaşların gözyaşlarını tutamadığı görüldü.


Çanakkale Şehitleri Erzurum'da rahmet ve dua ile yad edildi

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92. Yıl Dönümü Erzurum'da Karskapı Askeri Şehitliği'nde düzenlenen törenle kutlandı.

Erzurum Valisi Celalettin Güvenç 9. Kolordu Komutanı Korgeneral Nejat Bek Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler'in Şehitlik Anıtı'na çelenk sunumuyla törenler başladı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından tören mangası havaya 3 el atış yaptı.

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Başkanı Eyüp Kababaş Çanakkale Zaferi'nin Türk tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. 18 Mart 1915 günü Çanakkale'nin geçilemeyeceğinin Türk milletinin esir edilemeyeceğinin bütün dünyaya haykırıldığı bir tarih olduğunu ifade eden Kababaş "Bağımsızlık uğruna kefensiz olarak toprağa verilen şehitlerimiz büyük bir destan yazarak Türk'ün esaret altına alınamayacağını bütün dünyaya haykırmışlardır. Bütün şehitlerimizi rahmet minnet ve şükranla anıyoruz." diye konuştu.

Törende Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) adına konuşan Ulaştırma Binbaşı Bedri Ağaç ise ülkesi milleti dini ve bayrağı için canlarını seve seve vererek 'Bir gül bahçesine girer gibi' şehadet mertebesine ulaşan bütün şehitleri rahmet ve minnetle hatırladıklarını söyledi. Binbaşı Ağaç Türk savaş tarihinin sayısız destanlarla dolu olduğunu dile getirerek "Çanakkale Zaferi Türkün gücünün tükenmediğinin bütün dünyaya en işi şekilde gösterildiği destanlardan birisidir. Çanakkale'de asker sayısı bizden çok fazla olan düşman kuvvetleri şartlar ne olursa olsun Türkün moral gücü karşısında askeri yeteneği karşısında mağlup olmuşlardır." diye konuştu.

Daha sonra Vali Güvenç 9. Kolordu Komutanı Bek ile törene katılan askeri ve mülki ErKaN ile şehit yakınları şehit kabirlerine gül ve karanfil bırakarak mezar başlarında dua etti. Tören şehitlik müzesinin gezilmesiyle sona erdi.


Şehitlikte göz yaşlarına boğulan anne ilaçla sakinleştirildi

Şehitleri Anma Günü ve 18 Mart Çanakkele Zaferi'nin 92. Yıldönümü nedeniyle Konya Askeri Şehitlik Mezarlığı'nda anma programı düzenlendi. Törende bir şehit annesinin feryadı duygulu anlar yaşattı. Geçen yıl Erzincan'da şehit edilen oğlu Fatih Ayhan'ın mezarı başında gözyaşı döken anne Sultan Ayhan yanındakileri de ağlattı. Acılı anne ilaç verilerek sakinleştirilebildi.

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü'nün 92. yıldönümü nedeniyle Konya Askeri Şehitliği'nde anma programı gerçekleştirildi. Şehitlerin mezarlarına karafillerin bırakıldığı törende oğlu için feryat eden anne Sultan Ayhan fenalık geçirdi. Acılı annenin yanındaki bir asker ise ağlamamak için kendini zor tuttu. Kısa bir süre sonra fenalaşan Sultan Ayhan'ı akrabaları sakinleştirmeye çalıştı. 20 yaşında Erzincan'da teröristlerle girdiği bir çatışmada şehit edilen oğlu için ağlayan anne Ayhan'ın üzüntüden burnu kanadı. Çevredeki vatandaşlar tarafında olay yerine cağrılan 112 Acil Yardım Servisi ekipleri acılı anneyi sakinleştirmeye çalıştı. Burnundan akan kanı durmaya çalışan sağlık ekipleri acılı anneyi daha sonra ambulansa götürerek müdahale etti.

Şehitliğe gelen vatandaşlar da mezarlara karanfil bıraktı kabristanlarda şehitler için dua ettiler. Ellerinde Türk bayrağı bulunan çocuklar da şehitlikte büyüklerinin yanında yer aldı.

Öte yandan programın Mevlana Kültür Merkezi'inde devam edileceğinin duyurulmasının ardından bürokratlar makam araçlarıyla şehitlikten ayrılırken şehit ailleri ve gaziler otobüs beklemek zorunda kaldı. Bazı gaziler kendilerine araç tahsis edilmemesine tepki göstererek böyle bir günde unutulmalarına üzüldüklerini açıkladılar.


Çanakkale Zaferi Manavgat'ta bir hafta kutlanacak

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92'nci yıl dönümü Antalya'nın Manavgat ilçesinde düzenlenen törenlerle kutlandı.

Çanakkale Deniz Zaferi'nin 92'nci yıl kutlamaları Manavgat Kaymakamı Kasım Fikret Dayıoğlu'nun Atatürk Anıtı'na çelenk bırakması ile başladı. Tören alanında Manavgat Garnizon Komutanlığı adına Teğmen Gürkan Irak konuşma yaptı. Çanakkale savaşlarının bir milletin yeniden var olma mücadelesinin destanı olduğunu belirten teğmen Gürkan Irak Türk milletinin vatan topraklarında bağımsız ve özgürce yaşamasının Çanakkele şehitlerine borçlu olduğunu ifade etti.

Mehmetçiğin Milli Şair Mehmet Akif Ersoy'un 'Çanakkale' şiirinde belirttiği gibi 'Kimi Hindu kimi yamyam kimi bilmem bela...' diye tanımladığı düşman askeri ile savaşmak zorunda kaldığını ifade eden Irmak sabahın erken saatlerinde İngiliz Fransız ve Anzak kara -deniz birlikleri Seddülbahir ve Arıburnu'na 70 bin kişi 109 harp gemisi 308 taşıt gemisi ile çıkarma yapsalar da muharebe sonucunda 'Çanakkale geçilmez' destanın yazıldığını kaydetti.

Kutlamalar devlet ve sivil toplum kuruluşları yapacakları etkinliklerle bir hafta sürecek.



Samsun'da şehitlikler ziyaret edilerek dualar okundu

18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 92. yıl dönümünü etkinlikleri kapsamında Samsun'da şehitlikler ziyaret edilerek dualar okundu.

Samsun'da düzenlenen anma töreninde şehit mezarlarını karanfil ve bayraklarla süsleyen anneler bu günlerde yaşanan olumsuz olayların sona ermesini ve kendilerinin yaşadığı acıları başka anaların da yaşamaması için ağlayarak dua ettiler.

Kıranköy Mezarlığı'nda bulunan şehitlik anıtı önünde sabah başlayan törenin ardından Asri mezarlığı şehitlik kabristanlığı ziyaret edildi. Kabristanlıkları tek tek ziyaret ederek şehit yakınlarına karanfil verip acılarını paylaşan Samsun Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Emniyet Müdürü Mustafa İlhan ve protokol üyeleri şehit yakınlarıyla yakından ilgilenerek her zaman yanlarında olduklarını söylediler. Sabahın erken saatlerinde gelerek kabristanlıkları çiçeklerle donatan şehit aileleri Kur-an'i Kerim okuyarak dua ettiler.

Şehitlik ziyaretine Samsun Valisi Hasan Basri Güzeloğlu Ak Parti Samsun milletvekilleri Mehmet Kurt Musa Uzunkaya Ahmet Yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz Garnizon Komutanı Naci Beştepe Samsun Emniyet Müdürü Mustafa İlhan Milli Eğitim Müdürü Nevzat İspirli belediye başkanları sivil toplum örgütleri başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Hopa'da Çanakkale şehitleri anıldı
Artvin'in Hopa ilçesinde 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Mehmetçikleri anma töreni düzenlendi. Törende Atatürk büstüne çelenkler bırakıldıktan sonra bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra İstiklal Marşı'nın okunduğu törene; İlçe Emniyet Müdürü Selim Arıcı Jan. Teğ. Önder Kır Hopa Ticaret Odası başkanı Sinan Altunsoy Hopa Anadolu Lisesi Müdürü İdris Esmer ve öğrenciler katıldı.

Hopa Necmettin Aydın Eğitim ve Kültür Vakfı'nda devam eden program Anadolu Lisesi Müdürü İdris Esmer'in günün önem ve hassasiyetini bildiren konuşması ile sürdü. Daha sonra Türk Silahlı Kuvvetleri adına Jan. Teğ. Önder Kır bir konuşma yaptı. 92 yıl önce Çanakkale'de 18 Mart 1915'te vatan uğruna can veren şehitlerin rahmet şükran ve minnetle anıldığını ifade eden Jan. Teğ. Önder Kır "Çanakkale Türkün bitti sanılan güçünün var olduğunu tüm dünya'ya gösterdiği yerdir. Dün nasıl bu vatan uğrunda her türlü fedakarlık yapıldıysa bu gün de aynı fedakarlıklar Türk askeri ve ordusu tarafından yapılacaktır." dedi.

Törende Çanakkale'de şehit olan Artvinli şehitlerin isimleri tek tek okunurken Anadolu Lisesi öğrencileri de günle ilgili şiir ve makaleler okudu.

Niğde Şehit aileleri derneği Şehitleri andı
Niğde Şehit Aileleri Derneği 18 Mart Şehitler Günü ve Çanakkale Zaferi'nin 92. yıl dönümü dolayısıyla Niğde Darbent Şehit Mezarlığı'nda bir araya geldi.

Törende konuşma yapan Şehit Aileleri Dernek Başkan Yardımcısı Ömer Demir Çanakkale'nin millet olma tohumlarının atılarak Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasına zemin hazırlayan bir azmin mücadelesi olduğunu ifade etti. Demir "Mukaddes vatan toprakları için canlarını seve seve vererek; bir ulusun kaderini değiştiren vatanımızı istiklalimizi sarsılmaz imanları eşsiz cesaretlerine borçlu olduğumuz aziz şehitlerimiz dünyada eşi benzeri olmayan bir destan yazmıştır" şeklinde konuştu.

Jandarma Teğmen Yakup Önder ise Türk milletinin dünyada eşi ve benzeri görülmemiş hasletleri olduğunu dile getirerek "Bunların başında vatanı milleti ve bayrağı için bir insan için en önemli şey olan canını hiç gözünü kırpmadan seve seve feda etmesi gelir" dedi.


_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
BeyazGolge isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
6 Kişi teşekkür etti
ANGeLiCa (18/03/08), emrahhh_05 (20/03/07), GeNcA (18/03/07), PeRfEcT (18/03/07), TrusTy (18/03/07), _nymph_ (18/03/07)
Alt 18/03/07, 20:46 PM   #2 (permalink)
RapeLLa
1Forum TM
Standart

Çanakkale GeÇİlmez Saol Beyaz GÖlge SÜppersİnnn


_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
RapeLLa isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 18/03/07, 22:53 PM   #3 (permalink)
BeyazGolge
Forumcu 1üye
Standart

BAYRAM SABAHI ASKERLERİ ÖRTEN BULUTLAR

Çanakkale’den Sakarya’ya Kore'den Kıbrıs'a kadar birçok sıradışı olay yaşanmıştır. Çanakkale savaşının en çok konuşulan olay ise bulutların namaz kılan askerlerimizi örtmesidir.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Çanakkale savaşının en çok konuşulan ve Allah’ın (cc) bizlere yardımını açıkça ortaya koyan önemli bir olay da bulutların namaz kılan askerlerimizi örtmesidir. Savaşın başlamasından bitimine kadar meydana gelen birçok olay nedeniyle yabancılar dahi bunu tasdik etmiştir.

1915 yılının Temmuz ayı ile Ağustos ayları arası Ramazan’dır ve Mehmetçik oruçlarını aksatmadan tutmuş mücadelesine devam etmiştir. Bayram yaklaşırken akıllara şu soru gelir: “Acaba bayram namazı nasıl kılınacak? Toplu halde kılınan bir namaz savaş durumunda uygun olacak mı? Acaba kılamayacak mıyız?” Bütün bu endişeleri yaşayan bir gazimiz neticeyi şöyle anlatıyor:

“Gelibolu’da oturmakta idim. Çanakkale’de 9. Tümen teşekkül edince gönüllü olarak kıtaya kaydoldum. Savaş ilerledikçe din görevlilerinin yerleri de belirsiz olmuştu. Bizim gibi gençler -o zaman 28 yaşındaydım- savaşın içinde görev yaparken yaşlılar Sargıyeri ve hastanelerde görev ifa ediyorlardı. Ben Seddülbahir Cephesi’nden savaş bitinceye kadar hiç ayrılmadım. Miladî 1915 yılında Ramazan 13 Temmuz Salı günü başlamış. 11 Ağustos Çarşamba günü bitiyordu. Arife günü idi cephe kumandanı Vehip Paşa beni çağırdı.

“Hafız askerin bir talebi var. Yarın Ramazan Bayramı sabahleyin hep beraber bayram namazı kılmak istiyorlar. Eratın toplu bir halde bulunmaları tehlikeli ve düşman için bulunmaz bir fırsattır. Tekliflerini kabul etmedim. Sen de münasip bir lisan ile anlatırsın!” dedi.

Paşanın yanından ayrılmıştım ki zamanın ulularından gözü gönlü Hak adına bağlanmış arif zarif bir zat çıktı karşıma. Bilgide kimse onunla yarışamazdı. Develer yükü okumuştu. Sohbette onu dinleyenler yangın içinde olsalar sohbetini bırakıp ateşten kaçamazlardı. Bu zat o gün orada idi.

Bana dedi ki: “Sakın ola ki erata bir şey söyleme gün ola hayır ola! Allah ne derse o olur!”

12 Ağustos 1915 Perşembe günü Ramazan Bayramı’nın sabahı erken kalktım. Müslüman Türk askerleri bayram namazını mutlaka eda edeceklerdi... Aynı göle dökülen sular gibi; Allah sevgisinde birleşen yüzlerce asker de ayakta idi. Hak katında birlikte secdeye varacaklardı. Hep beraber başımızı göğe kaldırdık; hevenk hevenk beyaz bulutlar göründü. Biraz sonra da bu bulutlar yere çöktü. Herkes “Allahü Ekber!” deyip yüzlerini toprağa sürdü. Hepimizin içinde ince bir huzur çiçeklenmiş ve Yüce Allah bizi bulutlar arasında görünmez hale getirmişti. Bu ulu kişi askerin karşısında baş kesti; sonra o derin o tatlı ve yanık sesiyle Hazreti Kur’ân’dan “Fetih Sûresi’nin 1’den 9. ayetine kadar okudu. Sonra iki rekat bayram namazı eda edildi. Namaz bitiminde yüzlerce asker hep birden “La ilahe İllallah Muhammedün Resûlullah” sözlerini devamlı tekrarlıyorlardı. Askerin betleri benizleri kül gibi olmuş kimsenin yüreğinde dur durak kalmamıştı. Bu duruma taş olsa dayanamazdı. Görenler mi söyleyenler mi dayanacak? “Allah! Allah!” diyen kendinden geçiyor sanki birlikte göklerde uçmak istiyorlardı. Allah ile bir bütün olmanın ilahi ahengi içinde varlıklarından benliklerinden soyunmuşlar kendilerinden geçmişlerdi.

Zığındere’nin susuz yatağında bir alçalıp bir yükselen ‘’La ilahe İllallah” sesleri insanın kalbini kah varlığın sonsuz ufuklarında koşturuyor kah yokluğun takat getirilmez güzelliğinde dinlendiriyordu. Hak’tan başka Hak yoktu. Tekrarlanan hep buydu... Sonra kısa bir sessizlik oldu ve arkasından düşman siperlerinden yükselen “Allahü Ekber Allahü Ekber!” sesleri bir uğultu şeklinde bize kadar perde perde geldi..

Daha sonraki günlerde öğrendik ki İngiliz sömürgesinin Müslüman askerleri; Müslüman Türk askeri karşısında savaştıklarını duyunca isyan etmişler ve derhal geriye alınıp cepheden uzaklaştırılmışlardı.

12 Ağustos 1915 tarihinden sonra Seddülbahir cephesinde durum oldukça sakinleşirken Anafartalar cephesinde ise; kan gövdeyi götürmekteydi. Evladım bu bulutları yere indirip sis halinde bize gösterilmesi ancak Hazreti Allah’ın emriyle dört büyük melekten biri olan Mikail Aleyhisselâm tarafından yerine getirilmiştir. Bu olay Ulu Allah’ın (cc) büyük bir mucizesidir.” (M.İhsan Gençcan Ç. S. ve Menkıbeler İst.1998 s. 75)

Kore’de de bulutlar askerlerimizi örtmüştü

Kore Savaşı’nın efsane isimlerinden Albay Celal Dora 1951’de yaşanan bayram namazı hadisesini şöyle anlatıyor:

“6 Temmuz 1951 günü. Ramazan Bayramı’nın birinci günü idi. Bayram namazını ihtiyat bölgesinin ortasında ve etrafı yüksek kavak ağaçları ile çevrili zümrüt gibi yemyeşil büyük çayırlıkta bütün tugayca toplu olarak kılmamızı kararlaştırdıktan sonra içimde bir ürperti hissetmiştim.

Beş bin kişi namazda iken maazallah düşmanın bir uçak filosunun taarruzuna uğradığımız takdirde ne büyük bir felâkete uğrayacağımızı gözümün önüne getiriyor ve bir türlü gönlüm razı olmuyordu. General Tahsin Yazıcı’ya taburların kendi bölgelerinde ve ayrı ayrı namazlarını kılmalarını teklif ettimse de imam adedinin azlığı yüzünden imkân görülmemişti.

O sabah hava çok açık ve berraktı. En küçük bir parça bulut dahi yoktu. Birlikler çayırlık bölgeye gelirken onlarla birlikte bir sis tabakası da çayırlık üzerine çökmeye başlamıştı. Cemaat çoğaldıkça bu sis tabakası da kesafet peyda etmiş ve 10 metre ilerisi görünmez bir hâl almıştı.

Bir hikmeti ilâhi bu sis tabakası yalnız kavaklık bölgenin dışında inhisar etmiş ve bu bölgenin dışında kalan sahada sisten hiçbir emâre görülmemişti. Cenâbı Hakk’ın Türk birliğini koruduğunun en büyük nişanesi olan bu sis tabakası içinde namazımızı kıldıktan duâsını yaptıktan ve bunu müteakip birbirimizle sarmaş dolaş bayramlaştıktan sonra birlikler kendi bölgelerine giderlerken sis de birdenbire ortadan kaybolmuştu.(Bkz: Celal Dora Kore Savaşı’nda Türkler 1950-1951 İstanbul 1963)

Düşmanın meşhur Golyat adlı zırhlısının batırılması olayında da ortalığı bir anda kaplayan sis Osmanlı askerlerinin çok işine yaramıştı. Haince saldırılar planlayan Golyat bu şekilde teslim alınabilmişti. Golyat’in batırılması karşısında da General Hamilton hüsranla şu satırları yazmıştı: “Dün geceki kesif sis sırasında bir Türk torpidobotu Çanakkale Boğaz’ından sızıp Golyat zırhlısını torpidoladı. Düşman madalyayı hak etti. Kahrolsunlar!”

Sadece bulut olayları değildi meydana gelenler. İngilizler yön bulmak için kullandıkları pusulalarında bile zaman zaman akıl almaz oynamalar görüyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlardı. Örneğin John Hargrave adlı İngiliz subayının verdiği raporda elindeki pusulanın sık sık yön değiştirdiği ve aynı anda birçok yeri kuzey olarak gösterdiği yazılıdır. Üç Anzak istihkam askerinin yemin ederek ve Anzak Sahra Birliği’ndeki diğer 19 arkadaşlarını da şahit göstererek anlattıkları “Düşman yutan bulut” hadisesi şu şekildedir: 267 kişilik Norfolk Kraliyet Taburu Alçıtepe’den bir önceki tepe olan 60. tepeye doğru rahat bir şekilde ilerler. Havada soluk renkli bulutlar vardır. Bu bulutlar saatte 6 veya 8 km. hızla esen rüzgâra rağmen sabit bir şekilde durmaktadırlar. Bunlardan yaklaşık 250 m uzunluğunda 60’ar metre eninde ve 60 m yüksekliğinde olan bir bulut tepeyi kaplamıştır. Norfork Kraliyet alayının subayları ve askerleri bulutun içine girmeye başlarlar. Son asker de girince bulut yükünü almış bir uçak gibi havalanmaya başlar. Havadaki diğer soluk renkli bulutlarla birleşerek kuzeye yani Trakya tarafıa doğru gider. Savaş sonrasında bu 267 kişilik alayın bir tek ferdine bile -ne ölüler arasında ne de esirler arasında- rastlanamamıştır.

SAVAŞ ÖNCESİ DURUM

Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa sınırlarından taşıyordu. Ekonomik rekabet sömürgecilik ve milliyetçilik akımları Avrupa’yı ikiye bölüyordu. Almanya-Fransa ve Rusya-Avusturya arasındaki çekişmeler gerginliğe dönüşüyordu. 28 Haziran 1914’te Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Ferdinand’ın bir Sırp milliyetçisi tarafından öldürülmesi bu gerginliğe son noktayı koydu.
Avusturya’nın 28 Temmuz 1914’te Sırbistan’a seferberlik ilanının ardından 1. Dünya Savaşı başlamış oluyordu. Bir yandan Almanya Avusturya-Macaristan ve İtalya’dan oluşan üçlü İttifak Devletleri bir yanda da İngiltere Fransa ve Rusya’dan oluşan Üçlü İtilaf Devletleri sonunda Avrupa’yı ikiye bölmüşlerdi.

Savaş ilanlarının ardından İtalya tarafsızlığını ilan ettiyse de bir yıl sonra İtilaf Devletleri’ne katıldı.

Osmanlı İmparatorluğu tarihin gördüğü en geniş sınırlara sahip olmuş her çeşit milleti ve inanışı içinde barındırmış ve yaklaşık 600 yıl süren saltanatını 20. Yüzyılın başında kaybediyordu. Dışta ve içte yaşadığı mücadeleler Osmanlı Devleti’ni çökertiyor topraklarını ve gücünü dağıtıyordu. Son olarak Trablusgarp ve Balkan Savaşları ile arka arkaya yenilgiler alan Osmanlı Devleti Doğu Trakya dışında Avrupa’daki bütün topraklarını kaybetmiş saygınlığını ve gücünü yitirmişti. Artık Osmanlı Devleti’nin ölümü bekleniyor ve diğer ülkeler tarafından paylaşım planları hazırlanıyordu.

Rusya boğazları ele geçirip sıcak denizlere inmeyi hedeflerken İngiltere Süveyş Kanalı ve Hint yolunun güvenliği için Filistin’i ele geçirmeyi tasarlıyor Fransa; Lübnan Suriye ve Kilikya’nın kontrolünü düşlüyor; Almanlar doğuya yayılma politikası güdüyor İtalyanlar ise Antalya’ya sahip olmayı istiyorlardı.

Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasının ardından Osmanlı Devleti önce İtilaf Devletleri ile birlikte olmaya niyetlendiyse de Rusya’nın bu duruma soğuk bakması Osmanlı’yı Almanya’ya doğru yönlendirdi ve 2 Ağustos 1914’te yapılan gizli bir antlaşma ile Alman-Türk ittifakı kesinleşti.

Bu tarihten sonra güvenliği açısından seferberlik ve silahlı tarafsızlık ilan eden Osmanlı Devleti 10 Ağustos 1914’te İngiliz donanmasından kaçan GOEBEN ve BRESLAU adlı Alman savaş gemilerinin boğazlardan geçmesine izin verir ve boğazları tüm yabancı gemilere kapatır.

GOEBEN ve BRESLAU’ın boğazlardan geçmesi itilaf devletlerinin tepkisine yol açar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti bu iki gemiyi daha önce İngilizlere sipariş ettikleri ve hatta parasını ödedikleri halde alamadıkları iki gemi yerine satın aldıklarını açıklar. Böylece Yavuz ve Midilli adı verilen bu iki savaş gemisi Osmanlı Donanması’na katılmış olur.

27 Eylül 1914’te Amiral Souchon komutasındaki Yavuz tatbikat amacıyla çıktığı Karadeniz’de Ruslar’a ait Sivastapol ve Novorosisk limanlarını bombalayınca 1 Kasım 1914’te Ruslar Kafkasya’da sınırı geçerek fiilen savaş başlatmış ve Osmanlı Devleti de sıcak savaşın içine çekilmiş olur.

Osmanlı Devleti’nin elinde bulunan boğazlar konumları nedeniyle özellikle Avrupa için çok büyük bir önem taşıyorlardı. Tarih boyunca uğurlarında nice savaşlar verilen boğazlar stratejik ekonomik ve kültürel açıdan paha biçilmez değerdeydiler. Bugün bile bakıldığında değerlerini korumaya devam ettikleri açıktır.

İtilaf Devletleri’nin Boğazları açma nedenlerinin başında elbette ki boğazların sahip olduğu bu stratejik önem yatıyordu. Rusya’ya yardım edebilmek hedefiyle yapılanan bu düşünce ; aynı zamanda Almanya’dan yeterli yardım alamayacağı ve fazla direnemeyeceği düşünülen Osmanlı’yı tek başına ve planlanmış bir barışa mahkum etmeyi planlıyordu. Ayrıca boğazları kazanmak demek İstanbul’u ele geçirip Osmanlı ve tüm Avrupa üzerinde manevi bir yıkıma sebep olmak demekti. Tarafsız kalan pek çok ülke bu başarıya kayıtsız kalamayacak ve İtilaf Devletleri’ne katıldıklarını açıklayacaklardı.

Boğazlardan geçilebilirse kazanılacak olan başarı tüm Müslüman sömürgeleri sindirecek güneyde sömürge devletlerini rahatsız eden hiçbir şey yaşanmayacaktı.

Bu düşünceyle İngiltere 28 Ocak 1915’te Osmanlı’ya savaş kararı aldı ve bu karara Fransa da katıldı.

DENİZ HÂREKATI
18 Mart Genel Harekatı Gösteren Kroki

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

18 Mart Deniz Hârekatında batırılan HMS Ocean

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

Fransız Savaş Gemisi Bouvet

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

Türk Mevzilerini Bombalayan HMS Inflexible.

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

Swiftsure Savaş Gemisi Seddülbahir'de

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

İngiliz Queen Elizabet Zırhlısı

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

Savaşta batırılan İngiliz zırhlısı Irresistable

[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]

“ Denizlere hakim olan dünyaya hakim olur.” düşüncesiyle hareket eden İngilizler boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Carden tarafından da desteklenince Lord Fisher’ın şüpheli gördüğü bu harekatın donanma ile yapılmasına karar verildi. Tarihinde hiçbir yenilgi almamış olan İngiliz donanmasının silah teknoloji ve başarı açısından kendine güveni tamdı. Dünyanın yenilmez donanması Fransa’nın da desteği ile dünyanın en büyük armadasını oluşturuyordu. Bu donanmaya karşı gelebilecek hiçbir güç düşünülemezdi. Hele ki yıpranmış teknoloji açısından zayıf ve parçalanmak üzere olan Osmanlı bu armada ile asla baş edemezdi.
İtilaf Devletleri’nin deniz harekatı 19 Şubat 1915’te başladı. 13 Mart 1915’e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Boğazları zorlayarak geçebileceklerine inanan düşman kuvvetlerinin kararlı ve dirençli bir karşılık almaları bu işin o kadar da kolay olmadığını gösteriyordu. Bir ay boyunca yapılan binlerce mermi atışının ardından çok da büyük bir gelişme elde edilememişti.

18 Mart’a kadar geçen bu dönemde boğazın girişinde bulunan Rumeli yakasındaki Seddülbahir ve Ertuğrul tabyaları ile Anadolu yakasındaki Kumkale ve Orhaniye tabyaları tahrip edilmişti. Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.

Ve 18 Mart 1915 sabahı geldiğinde kimse günün sonunda neyle karşılaşacağını bilmiyordu.

17 Mart 1915’te Amiral Carden’in yerine Amiral De Robeck’in atanmasıyla 18 Mart da gerçekleşecek plan uygulamaya konuluyordu.

Plana göre; 18 Mart sabahı 3 deniz tümeninden oluşan düşman filosu boğazda belirdi. Filonun en güçlü gemilerinden oluşan 1. Tümen bizzat Amiral de Robeck tarafından kumanda ediliyordu.

Queen Elizabeth Agamemnon Lord Nelson muharebe gemileri ve Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan 1. Tümen saat 10:30’da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında Queen Elizabeth’in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası Lord Nelson’un hedefi Namazgah Tabyası İnflexible hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyası idi. “A Savaş Hattı” olarak adlandırılan bu plan 11.30’da uygulanmaya başlandı ve 11.30’da merkez tabyalarına ateş başladı.

Bu arada düşman gemileri Kumkale’den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı. B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren Bouvet Goulois Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki İngiliz muharebe gemisinden oluşuyordu. Plana göre bu tümen 1. Tümenin arkasından hareket geçti ve B hattı önündeki yerini aldı. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler bu cesurane ilerleyişlerinde Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. 900 yarda kadar içeri sokulduklarından şiddetli ateş bu gemilerin üzerine yağıyordu. 3. Tümene ait olan iki İngiliz gemisi Triumph ve Prince George A hattının kıç omuzluklarında yerlerini almış Rumeli Mesudiye ve Yıldız Tabyalarını hedeflemişlerdi.

Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş telefon hatlarını bozmuş yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.

Planın ikinci aşamasında Türk bataryaları üzerinde yeteri kadar üstünlük sağlanabilirse Albay Hayes Sadler komutasındaki 2. Tümen devreye girecekti. Ocean İrresistible Albion Vengeance Swiftsun ve Majestic’ten oluşan 2. Tümen 3. Tümenin yerini alacak ve B Hattından son olarak yakın muharebe yapılarak Tabyalar içinde olmayıp mayın hatlarını savunan toplar tahrip edilerek bombardımandan hemen sonra mayın tarama işlemlerine başlanacaktı. Fakat 3. Tümenin yerini alacak 2. Tümen gelmeden önce beklenmedik bir şey oldu. Saat 14:00’e doğru Suffren büyük bir hızla boğazı terk etmekte ve Bouvet’de onu izlemekteydi. A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş 603 kişi sulara gömülmüştü. Bu arada 12.30 sularında Goulois isabet almış ve ağır yaralarla boğazı terk ediyordu. 15.30 sularında mayına çarpan Inflexible’ın durumu kötüydü ama yoğun çabayla Bozcaada’ya ulaştı. 2. Tümen İngiliz gemileri 3. Tümenin yerini aldığında bu manzara ile karşılaşmıştı. Saat 14.30’da ateşe başlayarak 10 yardaya kadar yaklaştılar. Namazgah tabyasını bombardıman ediyordu. Saat 15.00’te Rumeli Hamidiye daha sonra da Namazgah aldığı isabetle savaş dışına kalmıştı.

Anadolu Hamidiye tabyası hasar görmemişti ve İrrisistible’a ateş ediyordu. Saat 15.14’de İrrisistible’ın yanında korkunç bir patlama duyuldu. Saat 16.15’te tabyalarda uzaklaşmak isterken bir mayına çarptı. Bu bölgede bir gece önce Nusret’in döktüğü mayınlar hiç hesapta yokken can alıyordu. Bölgenin mayınlı olduğunu anlayan Amiral de Robeck 2. Tümenin geri çekilmesi için emir verdi. 18.05’te geri çekilirken Ocean da mayına çarpmıştı. Güçlü top ateşine rağmen Ocean’ın personeli muhripler tarafından boşaltıldı.

18 Mart’ta yaşananlar şaşkınlık yaratmıştı. Lord Fisher gibi ordusuz bir donanmanın başarıya ulaşamayacağını söylayenler haklı çıkıyor de Robeck ve Churchill gibi hala donanma ile boğazları zorlayıp İstanbul’a çıkılabileceği düşüncesi yeni hareket planları doğuruyordu.

Kara Savaşları
Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti.Daha 1 Mart’ta Yunanistan Gelibolu yarımadasını işgal etmek mümkün olduğu takdirde İstanbul üzerine yürümek üzere İngiltere’ye üç tümenlik bir kuvvet önermişti. İngiliz ve Fransızlara kalsa öneri kabul edilebilirdi. Ancak Rus Çarı İngiliz Büyükelçisi’ne hiçbir şart altında Yunan askerinin İstanbul’a girmesine izin vermeyeceğini bildirerek bu tasarıyı önledi.

Londra’da ise harekâtı Donanma yalnız mı yapsın yoksa Kara Ordusu ile birlikte mi h