![]() |
|
|
#1 (permalink) |
Galatasaray ve Türk futbolunun efsanevi futbolcusu Metin Oktay, ölümünün 17. yıldönümünde kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
Metin Oktay’ın Kozlu Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen anma törenine, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat, Yönetim Kurulu üyeleri Haldun Üstünel, Murat Yalçındağ, Faruk Bil ve Adil Emecan, futbolcularımızdan Hakan Balta, Sabri Sarıoğlu, Uğur Uçar, Mehmet Güven, Ferdi Elmas ve Orkun Usak, Metin Oktay’ın ailesi ve yakınları ile taraftarlarımız katıldı. Metin Oktay'ın kabri başında kısa bir konuşma yapan Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Adnan Polat, Metin Oktay’ın Galatasaray ve Türk futbolu için çok önemli bir kişi olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: "Metin Oktay’ın benim için ayrı bir yeri var. Sadece futbolcu olarak değil. Futbolu bıraktıktan sonra birlik ve beraberliğimiz hem İzmir, hem de İstanbul’da devam etti. Biz onu çok sevdik. Galatasaray çok sevdi, Türk futbolu çok sevdi. Örnek alınan bir sporcuydu. İnsan sevgisini en üst düzeyde taşıyan bir kişiliğe sahipti. Galatasaray olarak Metin ağabeyi hiç unutmayacağız. Bugün onun anısına buradayız. Kendisine Allah’tan rahmet diliyorum." Metin Oktay'ın kabri başındaki anma töreni okunan dualarla son buldu. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın] _______________________ |
|
|
|
|
| 3 Kişi teşekkür etti |
|
|
#2 (permalink) |
|
1Forum TM
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Bsg.
Mesajlar: 3.640
Konular: 1219
Ruh Halim:
Rep Gücü : 8
Rep Puanı : 615
Rep Seviyesi :
Teşekkür Sayısı : 743
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Gösterdiği Tepki : 30
35 mesajına 39 kez tepki gösterildi
|
TAÇSIZ KRAL...
İzmirli bir genç... Adı METİN... Santrafor diye geldi GALATASARAY a... Ama O bir futbolcu değildi, herşeyiyle ötesiydi.. Ona Gol at dediler, yağmur olup yağdı... Top oyna dediler, Futbolu sanat yaptı... Olamaz, yapılamaz denilen ne varsa onunla gerçek oldu... Tribünler ayağa kalktı... Şarkılar bestelendi üstüne... " Meşin topun Kralı ...Goller goller sıralı... Ağlar bile delindi... METİN topa vuralı..." diye Golün Şiirini , fakat SEVGİNİN kitabını yazdı... Bebekler Onun adıyla doğdu... Adeta bir Sevgi Deniziydi...Yetmedi Okyanus oldu... Taraftarı iki direk arasından çıkarıp inanılmaz bir Sevgi seliyle , dalga dalga tüm VATAN a yaydı... Adı ve Sevgisi kuşaktan kuşağa akmaya başladı... Çünkü gerçek golü kalelere değil , insanların gönlüne atıyordu... Krallığı soyağacında arayanlar yanıldı , onun yüreğindeki ASALET TAÇSIZ KRAL olmasına yetiyordu... Milyonların sevgilisi , hükmünü kalplere kurdu , topraklara değil ... Adamlığı öğretti , çıkarları değil... Taraflı tarafsız herkesi aşık etti kendine... O da aşıktı ama, Ne dünya malına , ne de paraya... Sadece GALATASARAY a... Karşılıksız kalmadı bu Sevgi... GALATASARAY da Ona bağlandı... Öyle bir tutkuyla sevdiler ki birbirlerini ASLA ayrılmayacak bir bütün oldular... Aradan zaman geçti ... Tarih 13 Eylül 1991 de... Saatler durdu... Şimdi aramızda yok ; öldü diyorlar... -------------------------- TARAFTAR da diyor ki... O...FAKİR babası METİN... O...SEVGİ adamı METİN.... O...KRALIMIZ METİN... O... METİN OĞLU METİN... O...GALATASARAY’ımın METİNİ... O...METİN...GALATASARAY... Kalk METİN im kalk... KRALLAR ÖLMEZ... Kalkmasanda... Taraftar SENSİZ... GALATASARAY SENSİZ... Hayat SENSİZ asla olmayacak... YEMİN EDİYORUZ... Kıyamet kopana , son GALATASARAYLI ruhunu verene kadar , HEPİMİZ METİN , HEPİMİZ OKTAYIZ HEPİMİZ METİN OKTAYIZ... Alıntı. _______________________ |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
1Forum TM
Üyelik tarihi: Feb 2008
Nerden: Bsg.
Mesajlar: 3.640
Konular: 1219
Ruh Halim:
Rep Gücü : 8
Rep Puanı : 615
Rep Seviyesi :
Teşekkür Sayısı : 743
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Gösterdiği Tepki : 30
35 mesajına 39 kez tepki gösterildi
|
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
1950’li yılların sonları... Koyunbaba’dan Yavuzselim’e çıkan yokuşun Fevzipaşa Caddesi ile kesiştiği köşede amcamın dükkanı var. Okullar tatil olduğu için, amcaoğlu ile beraber orada oyalanıyoruz. Faydamızın falan dokunduğu da yok aslında; ama o da bir disiplindir diye oyalanıyoruz. Amcaoğlu, birden heyecanlı bir sesle “Bak! Metin geliyor!” dedi. Hiç ciddiye almadım ve şakacı mizacına verdim. “Birine mi benzetti?” ihtimaliyle şöyle bir bakınca da dondum kaldım; gelen sahiden de Metin Oktay’dı! Gömleğinin kollarını iki defa kıvırmış, aynen sahadaki gibi mâlum fuleleriyle vakur bir tempoda bize doğru geliyor. Herkes ona bakıyor; fakat kimsede çıt yok! Saygı duruşunda gibiyiz! Hani kasabaya bir kahraman kovboy gelir de, herkes hayran–hayran ama biraz da çekinerek bakar ya. Manzara aynen o! Yanlış anlaşılmasın. Soğuk ve gururlu değildi, tam tersine büyük bir tevazu sahibiydi. Fakat çok sevilmekle beraber, saygı telkin eden bambaşka bir hali vardı. Annesinin evi aşağıdaymış, ziyaretine gittikten sonra çıkmış geliyor. Sahada onu görünce heyecanlanan ve büyük coşkularla alkışlayan insanlar, şimdi, sanki onun özel hayatına girmişler gibi sessiz bir saygıyla onu seyrediyor... Bir taksiye binip kayboldu... Amcaoğluna dedim ki: “Maç sonrasında peşinden koşup boynuna sarılmıştın, şimdi niye yanına gidip bir imza almadın?” Cevabı şöyleydi: “Utandım, utanırım... Rahatça bakamadım bile!” ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- Özcan Arkoç, ayaklara atlayan cinsten bir kaleciydi... Metin topa vurmak üzere iken, son hamleyi başlatmışken, Özcan kendini onun ayaklarına doğru fırlatınca, üzerinden atlama işini tam yapamadı ve Özcan’a (herhalde) biraz dokundu. Basri, Naci, birisi daha; etrafını çevirip “Niye böyle yaptın?” der gibi tepki gösterdiklerinde sanki tartaklanıyormuş bir hava oluşunca, Candemir uzaklardan kopup geldi ve Fenerbahçeli oyuncuları savurmaya başladı. Tam o anda bir Fenerbahçeli seyirci ellerini boru gibi yapıp, Metin’i de gülümseten bir mesaj yollamasın mı: “Sen kimsin ulan Metin’i kurtaracak. Metin bizim canımız!” Fener’in ünlü santrhaf’ı Naci Erdem, o kadar hırpalanmasına rağmen Metin’e hiçbir zaman sakatlayıcı bir faul yapmadı ve bir gün Küçük Fikret’e şöyle yakındı: “Abi beni bir müddet affedin. Olmuyor. Boyum müsait. Beraber yükseliyoruz, ben daha elverişli durumda bulunmama rağmen, kafayı o vuruyor. Baş edemiyorum. Sanki bir tılsım var!” ------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------ Hangi silahını kullanacağı kestirilemeyen öylesine çok yönlü bir oyuncuydu ki, kendi içinde başlı başına bir takım gibiydi. Normal bir futbolcu, sert vururken sağ ayağını; solak ise sol ayağını kullanır. Dripling halinde bu size, vuruş anının tahmin edilmesi imkânını verir. Ama Metin’in sağ ayağı ile sol ayağı arasında fark yoktu! Gol açıları, gol noktaları, gol kaçışları, gol kavisleri, gol koordinatları vardı kafasında... Bir Beşiktaş maçının son anlarında alâkasız gözüken bir uzaklıkta topla oynuyor, Amigo Rifat geriye dönmüş, zamanın tükenmiş olduğunu bilmenin rehaveti içinde alay ediyor: “Artist bu yahu! Baksana neler yapıyor!” Bakışlarını sahaya çevirme fırsatı bulamadan “goool” haykırışları bir tarraka halinde yükseliverdi. “O mu attı, o mu? Oradan mı?” Gülmekten bir hal olmuştuk! ----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- ... Oyundan oyuna, oynayandan oynayana, seyredenden seyredene fark var. Hayat bazı oyunlara daha çok yansır, bazı oyuncular bunu daha iyi yansıtır, bazı seyircilerin gözü o yansımaları daha iyi görür. En basit (yalın) vesilenin ardında bile bir semboller (delâletler) cümbüşünün varlığını ve bütünlük sırrının her yer gibi orayı da nasiplendiren serpintilerini fark edebilirsiniz. Meşhur zenginlerden Fenerbahçeli Müslim Bağcılar’ın “rakamları sen yaz!” diyerek uzattığı transfer sözleşmesini “Bizi sevenlere ihânet etmeyelim baba!” sözleriyle reddeden Metin. Bir zaferden sonra herkes oynayıp zıplarken soyunma odasının bir köşesine çekilip “Beni utandırma, şımarmama izin verme Allah’ım!” diye dua eden Metin. İlk eşinin babası tarafından önüne konulan bir çanta dolusu parayı elinin tersiyle itip arkadaşlarının yanına yürüyen Metin... Amacı değil, enstrümanı toptu; bundan dolayı ona özel bir şuurla ve sadece vücudunu kullanarak değil, ruhuyla, beyniyle, yüreğiyle mükemmelen hükmetti. Böyle icracıları her enstrüman sever; top da neymiş ki! _______________________ |
|
|
|
![]() |
| Sosyal Paylaşım Kısayolları |
| Etiketler |
| andık, metin, oktayı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| ------------------------------------------------------------- | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| TÜrk sİnema (yeŞİl Çam) tarİhİ | ßeRDuSH | Türk Filmleri | 2 | 04/09/08 17:45 PM |
| Metin2 Geniş Kapsamlı Rehber (Yeni Başlayanlar İçin) | ßeRDuSH | Metin2 | 1 | 21/08/08 22:10 PM |
| İlklerin Takımı GalataSaray | kont_dracula | Galatasaray | 2 | 16/07/08 23:22 PM |
| Metin Oktay | kont_dracula | Galatasaray | 3 | 27/03/08 14:19 PM |
| Adım adım HTML kodlari arsivi html sitenizi kurun | ®_Є_Ї_§ | Web Araçları | 4 | 29/12/07 15:08 PM |