1Forum.Net  

Go Back   1Forum.Net > Kültür ve Eğitim > Ödev Arşivi > Fizik
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20/09/08, 16:29 PM   #1 (permalink)
Moderator
 
ßeRDuSH - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
1 Bilgi
Üyelik tarihi: Dec 2007
Nerden: İZMİR/BALÇOVA
Yaş: 16
Mesajlar: 8.130
Konular: 2903
Ruh Halim:
1 Karizma
Rep Gücü : 12
Rep Puanı : 822
Rep Seviyesi : ßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to beholdßeRDuSH is a splendid one to behold
Teşekkür Sayısı : 449
Gösterdiği Tepki : 133
122 mesajına 125 kez tepki gösterildi
Standart izafiyet Teorisi izafiyet Teorisi Nedir

Belkide bilimdeki en meşhur denklem olan E=mc2 üzerinde kusursuz bir test yapan Ulusal Standart ve Ticaret Enstitüsü ile Massachusetts Teknoloji Enstitüsündeki bilim adamlarına göreAlbert Enistein tahmininde haklıydı…

22 Aralık 2005 te yapılan deneyler sonucu bu denklem 00000004 hatayla yani milyonun onda dördü kadar hatayla doğrulanmıştır.

Özel rölativite modern fiziğin merkezinde bir teori ve bir çok bilimsel deney için temel yapıda olduğundan bu tür testler çok önemlidir. Bazı bilim adamları özel rölativite için daha karmaşık testler uygulayarak E ile mc2 arasında NIST ve MIT ye göre daha yakın eşitlikler olması gerektiğini söylemişlerdir.The Nature gazetesibiri NIST tarafından fizikçi Richard Deslattes ‘in başkanlığında diğeri MIT tarafından David Pritchard’ın başkanlığında iki gerçekçi ölçümün yapıldığını belirtmiştir.

Temel fizik yasalarına bakarsak; elektromanyetik bir radyasyonun dalga boyu mutlaka bir enerji ile örtüşür. Bu ilkeden yararlanan NIST ekibi Einstein’in denklemindeki E=mc2 enerji değerini silikon ve sülfür Atomları tarafından yayınlanan gama ışınlarının dalga boylarını dikkatle ölçerek hesaplamışlardır.Bu deneyi gerçekleştirmek için başka bir kavramdan daha yararlanışlardır. Bu kavram; bir Atomun nükleonu bir nötron yakaladığı zaman enerji gama ışıması olarak gözlenmesidir. Yani fazladan bir nötrona sahip olan atomun kütlesi orijinal atomun kütlesine tahminen eşittir. Nötronun bağlanma enerjisi gama ışımasında dışarı verilen enerjiye eşittir.

Bu uygulamada gama ışınının dalga boyu pikometre den(10^-12 m) daha küçüktür (görünür bölgedeki ışınlardan milyon kere daha küçük) ve bu ışınlar özenle ayarlanmış bir kristalin içindeki Atomlar tarafından belirli bir Açı altında kırılırlar.Oldukça sık kullanılan bir matematik denklemi sayesinde bu açı hesaplanabilir.

Nature dergisinde açıklanan deneylerde NIST bilim adamları bu açıyı Grenoble Fransa da ki Laue Langevin Enstitüsünde (ILL)bulunan kafes boşluklu kristal yardımıya ölçmüşlerdir.ILL dünyada aynı zaman zarfında nükleon ve nötronları çarpıştırıp yayınlanan gama ışınlarının yakalayacak imkana sahip en iyi kurumdur.Ölçümlerin hepsi NIST nin kendi geliştirdikleri bir Alet tarafından gerçekleştirilmiştir.

MIT bilim adamları ise elektromanyetik bir kapan içerisine bir tanesinde fazla nötron bulunan aynı elementin iki iyonunun yerleştirerek kütle numaralarını ölçtüler.Bilim adamları kapan içindeki manyetik alan çizgilerinin gelişimini saniye saniye saydılar ve frekanslar arasındaki farklılık iyonların kütlesinin hesaplanmasında kullanıldı. Bütün bu deneyler sonucunda Einstein’ın bir kez daha haklı olduğu ortaya çıkmış oldu…

Kitleden Enerjiye
1896 yılında radyoaktivite olgusunun keşfedilip Marie Curie tarafından adının konmasından sonra enerji konusuyla ilgili yepyeni bir sorun çıkıvermişti ortaya… Uranyum ve toryum gibi radyoaktif Maddeler şaşılası ölçüde enerjiyle yüklü partiküller neşrediyorlardı. Dahası radyum kesintisiz biçimde ve büyük miktarda ısı saçıyordu. Curie’nin hesabına göre bir ons radyum Saatte 4.000 kalori veriyordu. Üstelik bu süreç saatlerce günlerce yıllarca sürüyordu kesintiye uğramaksızın… En enerjik kimyasal reaksiyon bile radyumun serbest bıraktığı enerjinin milyonda birini bile sağlayamazdı. Daha da ilginci bu enerji üretimi kimyasal reaksiyonlardan farklı olarak ortam ısısından bağımsızdı. Bir başka deyişle enerji salgılama süreci Sıvı Hidrojenin düşük ısısında da ortalama oda sıcaklığında da işliyordu.

Bütün bu gözlemler ışığında tek sonuç çıkarılabilirdi
Buradaki enerji bildiğimiz kimyasal enerjiden çok farklı bir şeydi. Fizikçiler ve insanlar Tanrı’nın şanslı kullarıymışlar ki bunun sırrını çözmek için çok beklemek zorunda kalmadılar. Birçok konuda olduğu gibi burada da kilidi açan Anahtarı Özel İzafiyet Teorisi ile Einstein sağladı.

Einstein enerji olgusuna matematiksel açıdan yaklaşmış kitle denilen şeyin aslında özel bir enerji türü olduğu sonucuna varmıştı. Şu farkla ki kitle öteki enerjilere kıyasla çok daha yoğun çok daha konsantreydi. Bu da çok küçük bir kitlenin ‘ hacmiyle j kıyaslanamayacak kadar çok enerjiye dönüşebilmesinden belliydi.

Einstein’in enerji-kitle ilişkileri konusunda geliştirdiği denklem çağdaş bilimin en ünlü denklemidir:

e= mc2

Bu denklemde e erg’le ölçülen enerjiyi m gramla ölçülen kitleyi c de santimetre/saatle ölçülen ışık hızını simgelemektedir.

Işık saatte 30.000 milyon santimetre hızla hareket ettiğine göre c2′nin sayısal değeri 900 trilyondur. Giderek bir gramlık kitle enerjinin dönüştürülmesi 900 trilyon erg yaratır. Erg bilinen terimlerle ifade edilmesi güç bir minik enerji birimidir. Bu konuda yine de bir fikir verebilmek için bir gramlık bir kitledeki enerjinin 1.000 vatlık bir Elektrik ampulünün tastamam 2.850 yıl işleteceğini söyleyebiliriz. Bir başka basit benzetmeyle de bir gramlık kitlenin bütünüyle enerjiye dönüştürülmesi 2.000 ton petrolün yakılmasından elde edilecek enerjiye eşit enerji üretir.

Einstein’in e = mc2’si bilim dünyasının kutsal kuramlarından birini de çökertmişti. Bilindiği gibi Lavoisier eskilerin deyimiyle baka-i madde kuramıyla maddenin ne yoktan yaratılabileceğini ne de varken yok edilebileceğini öne sürmüştü. Ne var ki enerji salgılayan her kimyasal reaksiyon az da olsa bir miktar maddeyi enerjiye dönüştürüyordu. Çok hassas tartı araçları kullanılabilseydi maddenin enerjiye dönüşmeden önceki ağırlığıyla dönüştükten sonraki ağırlığı arasında çok az bir fark bulunduğu görülecekti büyük olasılıkla… Ama basit bir kimyasal reaksiyon sırasındaki kitle kaybı öylesine azdı ki ondokuzuncu yüzyıl kimyacılarının elindeki ölçü teknikleri bunları saptamada yetersiz kalıyordu.

Ama Einstein’in çığır açan buluşundan sonra fizikçiler yanan kömürün kimyasal reaksiyonundan çok farklı bir olgu üstünde çalışmaya başlamışlardı. Bu radyoaktivitenin nükleer reaksiyonuydu. Nükleer reaksiyonlar öylesine büyük hacimlerde enerji veriyordu ki kitlelerin önceki ve sonraki ağırlıkları arasındaki fark ölçülebilir duruma gelmişti.

Kitle-enerji dönüşümü konusundaki gözleminden yola çıkan Einstein çözümlemelerini bir adım öteye götürerek yine eskilerin deyimiyle baka-i madde ve baka-i kudret yasalarını tek bir yasa altında birleştirdi: Kitle-enerjinin korunması yasası… Böylece termodinamiğin birinci yasası varlığını korumakla kalmıyor üstelik bu gelişmelerden daha da güçlenmiş olarak çıkıyordu.

Kitle spektroerafisi yöntemlerinden yararlanarak kitlenin gerçekten enerjiye dönüştüğünü deneysel olarak ilk kanıtlayan Francis W. Aston’ dur.

Aston Atom çekirdeklerinin manyetik alana çarptıklarında ne kadar saptıklarını ölçerek atom çekirdeklerinin kitlesini de ölçmeyi başarmıştı. 1925 yılında daha da hassas aygıtlarla yaptığı deneylerde Aston değişik çekirdeklerin kendilerini oluşturan nötron ve proton kitlelerinin basit bir toplamı olmadıklarını da kanıtlamıştı.

Burada bir soluk alıp şu nötron ve proton kitleleri üstünde biraz duralım. Yüzyıla yakın süredir Atomların ve atom-altı partiküllerin kitleleri Oksijenin özgül ağırlığı 16 olarak alınıp ölçülmüştü. Gelin görün ki 1929 yılında William Giaque oksijenin Oksijen 16 Oksijen 17 ve Oksijen 18 adı verilen üç ayrı izotoptan oluştuğunu oksijenin atom ağırlığınınsa bu üç izotopun kitle sayılarının ortalama ağırlığı alınarak hesaplandığını ortaya koydu.

Aslına bakılırsa sayısı kesine yakın bir ağırlıktı. Üç izotop arasında en yaygın olanı Oksijen 16 idi. O kadar ki bu izotop oksijen atomlarının yüzde 99.759′unu oluşturuyordu. Bunun da anlamı oksijenin atom ağırlığının net 16 olması durumunda Oksijen: 16 izotopunun kitle sayısının 16′dan biraz daha az olduğuydu. Çok küçük miktarlarda bulunan Oksijen 17 ve 18 izotopları ortalama değeri net 16′ya çıkarıyordu. Kimyacılar Giaque’ın buluşundan yirmi yıl sonrasına kadar 16 rakamını esas aldılar kendilerine… Kimyasal atom ağırlığı diye küçük bir ekleme-düzeltme yapmakla yetindiler.

Fizikçilerin tutumuysa bütünüyle farklıydı. Oksijen 16 izotopunun kitlesini net 16.00000 olarak benimsemeye öteki bütün kitleleri de buna dayanarak ölçmeye devam ettiler. Fiziksel Atom Ağırlığı kavramı da bu temel üstünde geliştirildi. Oksijen 16′daki 16 değerinin 16′ya eşit olduğu görüşünden yola çıkarak bazı hesaplar yaptılar. Daha ağır izotopların ağırlığı etkilemeleriyle oksijenin atom ağırlığı aslında 16.0044′tü. Buna göre genelde tüm maddelerin fiziksel atom ağırlıklarının kimyasal atom ağırlıklarından yüzde 0.027 fazla olması kuraldı.

1961 yılında fizikçilerle kimyacılar bir tür uzlaşmaya vardılar bu tartışmalı konuda… Atom ağırlıklarının Karbon 12 izotopunun kitlesinin 12.00000 olarak baz alınıp yeniden düzenlenmesini kararlaştırdılar. Böylece atom ağırlıkları karakteristik bir kitle sayısına dayandırılıyor mümkün olduğunca basitleştiriliyordu. Dahası bu yeni baza göre belirlenen yeni atom ağırlıkları eski atom ağırlıkları çizelgesindeki sayılardan fazla farklı değildi. Karbon 12′nin 12′ye eşit olduğu ölçütüne göre oksijenin atom ağırlığı 15.9994 olmuştu.

Kitlesi 12.00000′e eşit olan Karbon 12 atomunu ele alalım şimdi. Bu atomun çekirdeğinde 6′şar proton ve nötron bulunmaktadır. Kitle spektrografisi ölçümlerine göre Karbon 12 = 12 bazında protonun kitle değeri 1.007825 nötronunki de 1.008655′tir. Böylece altı protonun toplam kitle değerinin 6.0495 altı nötronun toplam kitle değerinin de 6.05199 olması gerekir. . Böylece toplam 12 nükleonun kitle değeri 12.104940′a ulaşmaktadır. Yani 12.00000′e değil… Aklımıza bu durumda şöyle bir soru takılıyor: O kayıp 0.104940′a ne oldu?

Kaybolan kitleye kitle ilticası deyimini uyguluyor bilim adamları… Kitle kaybı değerinin kitle sayısına bölünmesiyle de nükleon başına kayıp hesaplanıyor. Aslında Kayıp bir şey yok ortada… Einstein’ın denklemine uygun olarak kitle enerjiye dönüşmüş oluyor. Böylece kayıpaynı zamanda çekirdeğin bağlayıcı enerjiside oluyor. O enerjiye eşdeğer bir kitlenin belirmesi gerektiği için çekirdeği bireysel proton ve nötronlara ayrıştırabilmek için bağlayıcı enerjiye eşit miktarda enerji girdisinin bulunması gerekiyor.

Aston’un saptamalarına göre birçok çekirdekteki nükleon başına kitle kaybı Hidrojenden başlayarak yukarıya demir gibi madenlere doğru hızlanıyor daha sonra periyodik tablonun geriye kalan bölümünde bu hız düşüyordu. Bir başka deyişle nükleon başına bağlayıcı enerji periyodik tablonun ortalarında daha yüksekti.

Uranyum 238′i örnek olarak alalım. Bu çekirdek bir dizi çürüme yoluyla kurşun 206′ya parçalanmaktadır. Bu süreç içinde 8 alfa partikülü salınmakta salınan beta partikülleriyse önemsenmeyecek kadar az olmaktadır. Kurşun 206′nın kitlesi 205.9745 sekiz alfa partikülününse toplam 32.0208′dir.

Böylece toplam 237.9953′lük bir kitleye ulaşılmaktadır. Demek oluyor ki kitle kaybı 0.0553′tür. Uranyum parçalanmasıyla salınan enerjiyi karşılayacak bir kitle kaybıdır bu…

Uranyumun daha da küçük Atomlara parçalanmasıyla birlikte (fisyon yoluyla) bırakılan enerji miktarı daha da yüksektir. Hidrojenin helyuma dönüştürülmesi (yıldız sisteminde olduğu gibi) hem kitle kaybı hem de üretilen enerji daha yüksektir.

Kitle-enerji denkliği fizikçiler açısından uygun elverişli ve kolay bir defter tutma yöntemidir. Örneğin 1934 yılında positron’un varlığı keşfedildiğinde bir elektronla birlikte yok edilmesi sırasında iki partikülün kitlesine eşit enerji taşıyan bir çift gama ışını oluşmuştu. Dahası Blackett’ın da belirttiği gibi yeteri miktarda enerjiden kitle de oluşturulabilirdi. Uygun enerjiyle yüklü bir gama ışını belli koşullarda yok olabilir ve saf enerjiden oluşan bir elektron-positron ortaya çıkabilirdi. Aynı şekilde kozmik ya da proton sinkrotonlardan çıkan partiküller mezon ve anti-proton gibi kitlesel partiküller oluşturabilirdi.

Çok kolay bir hesaplama sistemiydi bu
Ama bu yüzden de defterler tutmayınca fizikçiler Einstein’ın denklemi üstünde rötuşlar yapmak yerine enerji dengesini sağlamak için nötrino kavramını ortaya attılar.

Kitlenin enerjiye dönüştürülebileceği konusunda bugün bile kaygıları kuşkuları olanlar varsa sözü uzatmadan onlara atom bombası olayını örnek gösterebiliriz

_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
ßeRDuSH isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Sosyal Paylaşım Kısayolları

Etiketler
izafiyet, nedir, teorisi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
-------------------------------------------------------------
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Görelilik Teorisi Nedir ßeRDuSH Fizik 0 20/09/08 16:20 PM

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:20 AM.

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

web statistics
3 4 5 9 11 12 13 14 15 18 22 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 36 38 39 40 42 43 44 45 46 51 52 54 55 57 59 61 62 68 69 70 71 75 76 81 82 88 91 95 96 99 100 101 104 109 120 121 128 131 132 135 136 139 142 147 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 251 252 253 254 255 259 277 279 280 281 282 283 285 286 287 288 289 290 291 292 293 295 296 303 304 306 307 308 309 310 311 312 313 314 319 321 322 323 325 327 328 329 330 331 332 334 338 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 351 355 358 359 360 362 364 365 366 367 371 377 378 379 380 381 382 383 384 385 387 411 412 417 419 420 421 422 423 426 432 434 439 440 441 442 444 449 466 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 481 482 483 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 505 518 519 520 521 523 524 526 533 537 539 541 545 546 548 549 550 551 552 555 556 557 558 559 560 561 562 563 565 566 569 571 574 580 581 582 583 584 585 586 589 590 591 593 595 596 597 598 599 600 601 604 605 606 607 608