1Forum.Net  

Go Back   1Forum.Net > Kültür ve Eğitim > Biyografiler
Sosyal Gruplar Oyun Dünyası Yasaklılar Listesi Etiketler Arşiv Rss

Biyografiler Geçmişten günümüze kim kimdir ?


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 30/06/07, 11:29 AM   #1 (permalink)
Özel Üye
 
GeNcA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
1 Bilgi
Üyelik tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 7.162
Konular: 2799
Ruh Halim:
1 Karizma
Rep Gücü : 13
Rep Puanı : 917
Rep Seviyesi : GeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to beholdGeNcA is a splendid one to behold
Teşekkür Sayısı : 717
Gösterdiği Tepki : 1
6 mesajına 6 kez tepki gösterildi
Standart Küçük Hüseyin Efendi kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi

KÜÇÜK HÜSEYIN EFENDI

Nakşibendi tarikatının kollarından birinin şeyhliğini yapan Küçük Hüseyin Efendi, 1828’de Ankara’da dünyaya geldi. Küçük Hüseyin Efendi’nin Nakşi şeyhliğine giden süreci, 12 - 13 yaşında İstanbul’a gelişiyle başladı. Bir hastalık nedeniyle gittiği Nakşibendi şeyhi Hacı Feyzullah Efendi’nin cemaatine 31 yaşındayken katıldı. Hacı Feyzullah Efendi öldükten sonra yerlerine geçen Edirneli Mehmet Nuri Efendi ve Hasan Visali Efendi’den sonra 1902’de posta oturdu. 1930 yılında da öldü.

Garih Eyüp Mezarlığı’na şeyhi için gitti

Garih’in ziyarete gittiği mezar, Nakşibendi şeyhlerinden Küçük Hüseyin Efendi’ye ait. Garih, yine yıllardır ihmal etmediği ve görev saydığı şekilde, Küçük Hüseyin Efendi’nin kabrini ziyaret ediyordu. Garih, bu ziyaretleri her cumartesi şoförsüz ve korumasız gerçekleştiriyordu.



HAKKINDA YAZILANLAR

1.Okuryazarların şeyhi
Avni Özgürel
Radikal 02/09/2001

Üzeyir Garih'in mezarını ziyaret ettiği Küçük Hüseyin Efendi, askerlerin ve bürokratların ilgi gösterdiği Arusiliği yaygınlaştıran isimdir. Mareşal Fevzi Çakmak da manen Şeyh'e bağlıydı

İmparatorluk döneminde kentlerde özellikle aydın muhitinde Nakşibendiliğin ve Mevleviliğin; kırsal bölgelerde ve İstanbul'un kenar mahallelerinde de Kadiri- Rufailiğin yaygın olduğu biliniyor.
Abdülhamid döneminde asker sivil bürokrasi ve okur yazar çevresinde bunlara iki dergâh daha eklendi:
İlki padişahın da intisab ettiği Şazeliye, diğeri Arusiye. Yıldız Sarayı'nın Barbaros Bulvarı üzerindeki girişine yakın, şimdi Conrad Oteli'nin karşısında kalan cami, medrese ve türbe mevkii Şazeliye'ye tahsis edilmişti. Arusiye ise özellikle yenilikçi fikirlere açık askerler arasında yayıldı...

Açık zikir ve müzik
Arusilik Orta Asya'da Horasan'da doğmuş ancak 16. yüzyılın ortalarında Libya'nın Zileytin bölgesinde Seyyid Ahmed El Esmer'in ortaya çıkışına kadar fazla varlık gösterememiş bir tarikat... Ekol olarak Nakşibendilik'le Kadiriliğin iç içe girmiş hali sayılabilir. Yani Nakşiliğin 'gizli zikir' ilkesinin yanında, 'açık zikir'i kabullenmiş, törenlerinde müzik aletlerinin kullanılmasına izin veren bir dergâh. Ancak 'yol'u İstanbul'a taşıyan ilk müntesipler döneminde varla yok arasında...
Arusiliğin parlayışı Nakşibendi dergâhı şeyhlerinden Küçük Hüseyin Efendi'nin
'halifesi' Ömer Fevzi Mardin'le oldu. Aslen Ankaralı olan Hüseyin Efendi; Şeyh Feyzullah Efendi, Hasan Visali Efendi ve Nuri Efendi'lerden sonra 'irşada' başladı. Ve müritleri gördükleri kerametler (doğaüstü olaylar) dolayısıyla onu kutub ve evliya saydılar.

102 yıl yaşadı
Küçük Hüseyin Efendi 1930'da, 102 yaşında vefat edene kadar pek çok 'halife' yetiştirdi. Bunlar arasında en çok dikkat çekeni ise şeyhlik tacını eliyle giydirdiği ve Arusiy'ye de dahil uhdesindeki tarikatları temsil icazetini verdiği Ömer Fevzi Mardin oldu.
Mardin'de yerleşik, Peygamber soyundan gelen ve bu yüzden Seyyid diye anılan Şirin Dede adıyla maruf Yusuf Mardin'in torunuydu Ömer Fevzi Efendi. (Şirin Dede'nin bir diğer torunu ünlü hukuk âlimi ve Huzur Dersleri'nin yazarı Ebu'lula Mardin. Öte yandan Prof. Şerif Mardin, Arif Mardin, Ahmet Ertegün, Türkiye'nin ilk ABD büyükelçisi Münir Ertegün, Betül Mardin de aynı ailenin üyeleri...)

Atatürk ve Rauf Orbay
Ömer Fevzi Mardin, bir Arusi Şeyhi'ydi ama aynı zamanda bir deniz subayıydı.
O yüzden Küçük Hüseyin Efendi'nin izniyle onun dergâhında Nakşibendilerin de benimsediği Halidiye kolunun usulüne uygun olarak ders verdi.
Müridleri arasında donanmanın önde gelen isimleri, bu arada Rauf Orbay da vardı ve Hamidiye zırhlısında Orbay, Mardin'in komutanıydı. İran'da askeri ateşelik de yapan Mardin'in dönüşünde Rauf Orbay vasıtasıyla Atatürk'le de tanışıp konuştuğu, Samsun'a hareketinden önce de onu ziyaret ettiği biliniyor. Mustafa Kemal, Arusiliğe ve Şazeliye'ye, Trablusgarp cephesindeki görevi dolayısıyla aşinaydı. Ve orada Şeyh Sunusi'nin kendisine hediye ettiği el yazması küçük musafı Sofya ateşemiliterliği görevine gidene kadar sürekli üzerinde taşımış, İstanbul'dan ayrılırken annesine emanet etmişti. (Bu Kuran, Kurtuluş Savaşı boyunca Zübeyde Hanım'ın sürekli hatim indirdiğini söylediği Kuran'dır; Zübeyde Hanım vefatından önce kızı Makbule Hanım'a verdi ve oradan da Halil Nuri Yurdakul'un ailesine intikal etti...)
Mareşal Fevzi Çakmak da bu halkanın üyesiydi.
Ve dolayısıyla Ömer Fevzi Mardin'in şeyhi Küçük Hüseyin Efendi'ye manen bağlıydı.
Mareşal 1950'de öldüğünde Ömer Fev-zi Mardin hayattaydı. Bu yüzden vasiyeti üzerine Nakşibendiye mensuplarının sıklıkla defnedildiği Eyüp Mezarlığı'nda toprağa verildi. Çakmak'ın, "Beni şeyhimin
ayakucuna gömün" dediğini başka vesilelerle de yazmıştım...

Ömer Fevzi Mardin
Ömer Fevzi Mardin ise 15 sene daha Kadıköy Kızıltoprak'ta İlahiyat ve Kültür Telifleri Derneği çatısı altında Arusiye esasına uygun faaliyet gösterdi.
Vefatında ise Karacaahmet Mezarlığı'nda parmaklıkla çevrili müstakil bir ada görünümünde olan ve daha sonra dergâh mensuplarının (Ömer Fevzi Mardin'den sonra görev yapan Aziz Çınar Efendi de dahil) defnedildiği özel alanda toprağa verildi.
Gerek Şeyh Küçük Hüseyin Efendi'nin ve gerekse Ömer Fevzi Mardin'in, Yahudi cemaatine mensup ve dini eğitim de görmüş bir kişi olan Üzeyir Garih'in ilgisini çekmesi de hiç sebepsiz değil.

Yahudiliğe bakış
Yahudilere tedirgin yaklaşan diğer Müslüman cemaatlerle kıyaslandığında (Üstelik 2. Dünya Savaşı ortamında Hitlerciliğin Türkiye'de prim yaptığı ortamda) tedrisinden geçtiği şeyhin ve Ömer Fevzi Mardin'in Musevilik'le ilgili görüşleri hayli dikkat çekici. Nitekim Mardin'in 'Kur'an Şerhi' adlı eserinde bunu görmek mümkün:
"...Allah'tan başka kimse kendiliğinden değil bir milleti, hatta bir ferdi bile tahkir, tezlil etmek hakkını haiz değildir. Allah filan kavme ağır tenkitte bulunmuştur diye onlara karşı aynı lisanı kullanmak kimsenin hakkı ve haddi değildir. (...) Museviler ta bidayetten itibaren ıstırap çekerler, fakat dertlerinin ilacı da ıstıraptır. Allah'a sarıldıkça ıstıraptan kultulmuşlar, gaflete düştükçe ıstıraba uğramışlar, yine Allah'a sarılmaya mecbur olmuşlardır..."

xx

2.Meğer bizim Ender Mermerci de Küçük Hüseyin Efendi’nin müridiymiş
Sevgi'nin diviti /Sevgi Gönül
Hürriyet 1 Eylül 2001

Ender, katledilen Üzeyir Garih'in asıl adının ‘‘Hezakiyer’’ olduğunu ‘‘Üzeyir’’ isminin babasına ait bulunduğunu ama ‘‘oğul’’ Üzeyir'in daha sonraları adını değiştirerek babasının adını aldığını anlattı. Halkça affedilmeyen Rahşan Hanım'ın affı bir tarafa, hunharca katledilen Üzeyir Garih ve ailesi ile Ortaköy'deki evlerimizde yirmi sene komşuluk yaptık. Birbirimizi bir gün incitmedik, bir gün kırmadık. Fevkalade ahenkli ilişkiler içinde güzel bir ortamda, komşuculuk oynadık. Ekonomi dünyasının duayenlerinden olan Üzeyir Bey, benim tam tersime içki içmez, cigara içmez buna rağmen her davete katılırdı. Her toplantıyı da hiç kaçırmadan takip ederdi. Ben her türlü değişik ortama giren çıkan biri olarak, nereye gitsem ya Üzeyir Garih'e veyahut İshak Alaton'a rast gelirim. Gayet mesafeli ama aynı zamanda samimi olan Üzeyir Bey yerinde duramayan biriydi. Bütün gün çalışır, geceleri davet sahiplerini memnun ederdi. Bir keresinde haftalık menüyü hazırladığını ve cumartesi günleri Beşiktaş pazarından evinin zerzavat ve meyve alışverişini yaptığını söyledi. O hafta biz komşular, kocalarımıza çok sinirlendik zira hiçbir işe yaramıyorlardı.

Üzeyir Garih ve İshak Alaton ikilisinin ortaklığı bana fevkalade enteresan gelirdi. Çok az gördüğüm örneklerden biridir. Birbirlerine fevkalade saygılı, birbirlerine güvenen ve birbirlerinin arkasında duran iki arkadaştılar. Hanımları ise apayrı, değişik tiplerdi. Çocukları ne derece birbirleri ile anlaşıyorlar bilemem ama bu iki ortak hiç kimsenin tesiri altında kalmadan aynı saygılı çizgide yürüyen ilişkilerini sürdürdüler. Unutmayalım ki, ortakların veya kardeşlerin arası daima sidik yarışına giren karılarının yüzünden bozulmuştur. Bu şaşmaz bir kaide gibidir.

Üzeyir Bey'in hepimizi acılara boğan hunharca ölümü, ziyaretine gittiği, Küçük Hüseyin Efendi'nin mezarı başında cereyan etmişti. Kimdi bu Küçük Hüseyin Efendi? Mistik dünyaya biraz meraklı idim ama bu zat-ı muhteremden bahsedildiğini hiç duymamıştım. E... ne de olsa bendeniz Hacı Bayram Veli sülalesinden gelmeyim, dolayısı ile bazı diğer muhteremlerden haberimin olmaması normaldir, diye kendi kendime avunmaya çalıştım ama bir taraftan da kimdir diye araştırmaya soruşturmaya başladım. Şeytan bir dostum, ne araştırıp duruyorsun, müridi Ender Hanım burnunuzun dibinde diye benimle bir de dalga geçti.

Ailede iki Ender vardı. Biri Prof. Dr. Ender Berker, benden oniki saat küçük teyzezademdi. Diğeri ise gelin Ender Mermerci, o da diğer teyzezademin hanımıdır. Gelin Ender'i yakaladım ve sormaya başladım. Bana babası Prof. Dr. Hasan Reşat Sığındım'ın (cildiyeci) Üzeyir Garih'in babası Dr. Üzeyir Garih'in (diş doktoru) ve Dr. Salih Alazraki'nin (ne doktoru olduğunu hatırlayamadı) Küçük Hüseyin Efendi'nin müridi olduklarını söyledi.

Katledilen Üzeyir Garih'in asıl adının ‘‘Hezakiyer’’ olduğunu ‘‘Üzeyir’’ isminin babasına ait bulunduğunu ama ‘‘oğul’’ Üzeyir'in daha sonraları adını değiştirerek babasının adını aldığını anlattı.

Doktorlardan müritler olması da başka ilginç bir nokta gibi geliyor bana. Dolayısı ile Üzeyir Garih gibi kendisinin de bu mezarlığı sık sık ziyaret ettiğinden bahsetti. Ender bu arada enteresan bir bilgi daha verdi:

Bizler Ankaralıyız. Ankara'dan aile dostumuz Küçük Sabiha Hanım'dan bahsederek, onun bu küçük Hüseyin Efendi'nin torunu olduğunu da belirtti. Öğrendiğime göre, Küçük Hüseyin Efendi 1.20 boyunda imiş ve bizim Küçük Sabiha Hanım Teyzemiz de 1.30 boyunda idi. Ara sıra alafrangalığa özenip ‘‘Petite Sabiha Hanım’’ da derdik. Elmacık kemikleri çıkık, koyu renk saçlı, ufacık tefecik bir hanımdı. Hoşgörülü ve hoşsohbet bu hanım, Ankaralı Ademzadeler'den olup eşi, Kütahyalı Ekmel Kahyaoğlu Bey’di. Ekmel Bey son derece yakışıklıydı. Sabiha Hanım ise Ekmel Bey'i elinde tutabilmek için ona dünyanın en güzel iltifatlarında bulunurdu. Teyzelerime bezik oynamaya gelir, bir gece evvel yakışıklı kocasına ne diller döktüğünü anlatırdı ve bizler de kulak misafiri olurduk. Herhalde kocalarımızı hoş tutmayı ondan öğrendik diyebiliriz. Küçük Sabiha Hanım'ın kızı Nurinisa Rodoslu Hanım ise hakikaten Rodos doğumlu Celalettin Rodoslu ile evli olup Ankara'da Hayyam şaraplarını imal ederdi. Celalettin Rodoslu Bey'in bugün tarihçilerce malum iki kitabı vardır. ‘‘Rodos'ta Türk Mimari Eserleri’’ ve ‘‘Rodos'ta Yaşamış olan Türkler’’ diye.

Bakın, Ortaköy'den Eyüp'e, Eyüp'ten Ankara'ya, Ankara'dan Rodos'a sürüklendik. Ufacık bir yazıda bu kadar yer dolaştıktan sonra ne diye sanki Avrupa Birliği'ne katılmayalım ki... Beni bu yazıda yaşatan bütün ölmüş dostlara rağmetler olsun.


_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz TIKLAYIN
GeNcA isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç  Cevapla

Sosyal Paylaşım Kısayolları


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
-------------------------------------------------------------
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Merkez Efendi kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi GeNcA Biyografiler 0 29/06/07 10:10 AM
Ebussuud Efendi kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi TrusTy Biyografiler 0 28/06/07 19:49 PM
Nurettin Topçu kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi GeNcA Biyografiler 0 25/06/07 19:57 PM
YAHYA EFENDI kimdir? hayatı biyografisi otobiyografisi GeNcA Biyografiler 0 22/06/07 17:52 PM
Roman İncelemesi-Yeşil Gece cersav Türk Dili ve Edebiyatı 0 12/05/07 11:34 AM

Tüm Zamanlar GMT +2 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:40 AM.

Powered by vBulletin® Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO ©2008, Crawlability, Inc.

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir,
bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir,
yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız buradan bize bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gereken yapılacaktır.
Report Abuse, Harassment, Scamming, Hacking, Warez, Crack, Divx, Mp3 or any Illegal Activity to here

Reklam vermek için bize buradan ulaşabilirsiniz.

web statistics
Hepsi
3 4 5 9 11 12 13 14 15 18 22 24 25 27 28 29 30 31 33 34 35 36 38 39 40 42 43 44 45 46 51 52 54 55 57 59 61 62 68 69 70 71 75 76 81 82 88 91 95 96 99 100 101 104 109 120 121 128 131 132 135 136 139 142 147 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 251 252 253 254 255 259 277 279 280 281 282 283 285 286 287 288 289 290 291 292 293 295 296 303 304 306 307 308 309 310 311 312 313 314 319 321 322 323 325 327 328 329 330 331 332 334 338 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 351 355 358 359 360 362 364 365 366 367 371 377 378 379 380 381 382 383 384 385 387 411 412 417 419 420 421 422 423 426 432 434 439 440 441 442 444 449 466 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 481 482 483 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 505 518 519 520 521 523 524 526 533 537 539 541 545 546 548 549 550 551 552 555 556 557 558 559 560 561 562 563 565 566 569 571 574 580 581 582 583 584 585 586 589 590 591 593 595 596 597 598 599 600 601 604 605 606 607 608