![]() |
|
|||||||
| Açık Oturum Aşırıya kaçmadıktan sonra her türlü tartışma serbesttir. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
Üç başlık altında üç haber:
KIZINA NİNNİ YERİNE SEKS ÖĞRETEN KADIN YAZAR 17 aylık bebeğine tecavüz edilmesine sesini çıkarmayan anne için bütün Türkiye’de infial uyanmıştı. Gerçekten dehşet verici bir olaydı. Gazeteler ve televizyonlar tek vücut halinde olayı manşetlere taşıyıp lanetledi. Sonuçta bu çirkin olay mahkemeye kadar gitti. O anne ve tecavüzün failleri geçenlerde hakim karşısına çıktı. Annenin savunması da olay kadar korkunçtu: -Ben fuhuş yaparken rahatsız etmesin diye sürekli uyku verici şurup içiriyordum. Tam bu olayın şokunu atlatamamışken bir başka anneden bir başka dehşet bir açıklama geldi: -Benim kızım, her sevişmeden sonra “oh be dünya varmış” demeli. Ben kızımı böyle yetiştiriyorum. Bu annenin kızı öbüründen de küçük. Sanırım 2 yaşında bile değil. Henüz iki yaşına gelmemiş kızını işte böyle yetiştiriyor. Küçük yavrunun kulağına söylediği ninni bu: -Çabuk büyü kızım, hemen sevişmeye başla. Ben sana iyi sevişmenin bütün kurallarını veya kuralsızlıklarını öğreteceğim. Bu öğüdü veren uçuk-kaçık bir milletten değil. İçimizden birisi. Eroinman bir annenin bile söyleyemeyeceği sevişme öğüdünü veren bizden biri. Yani bir Türk kadını. Nüfus kağıdında Müslüman yazan birisi. Çok şaşırdınız değil mi ? Şaşırmaktan çok dehşete düşürtecek bir söz bu. İlk kadın için kıyameti kopartan Türk medyası, ikinci kadın için dilini yuttu. Ne bir tepki ne bir haber. Okuyan başını çevirdi. Kimse tek satır yazmaya cesaret edemedi. Neden mi ? Çünkü ikinci kadın bir gazeteci. O Türkiye’nin en büyük gazetesinin yazarı Ayşe Arman. Lafı eden Ayşe Arman olunca, kimsenin sesi çıkmaz elbette. Aynı sözü bir gecekondu kadını söylese, 24 saat içerisinde bu kadını Bakırköy’e yollarlar, kızını da Çocuk Esirgeme Kurumu’na teslim ederlerdi. Hanımefendi bu düşüncesini kocasıyla konuşsa kimsenin bir diyeceği olmaz. “Aile sizin, kız sizin bize ne” der geçeriz. Ama böyle olmadı. Ayşe Arman bu fikrini 500 bin okuyucusu olan Hürriyet Gazetesi’nde yazınca elbette buna bir diyeceğimiz olur. Çünkü konu ar damarı çatlamış bir kişinin kişisel eylemi olmaktan çıkar, toplumun ar damarını çatlatmaya yönelik bir saldırı haline gelir. Bu toplum zaten elli yıldır müthiş bir ahlaksızlık kuşatması altında. Bir kısım medya bu kuşatmada en ön safta görev yapıyor.Televizyonlardaki rezaletler almış başını gidiyor. Türk toplumu her gün torpilleniyor. Bu kadar saldırı altında tutulan bir toplumun sağ –salim ayakta kalması gerçekten zor. O yüzden her gün yurdun dört bir yanından tecavüz ve taciz haberleri geliyor. Anadolu’nun en tutucu illerinde bile tecavüz suçu ilk sıraya yükseldi. Erzurum, Iğdır, Kars, Van ve Ağrı gibi genelde muhafazakarlığıyla bilinen illerimizde sürekli fuhuş operasyonları düzenleniyor. Tecavüzün en iğrenç ve korkunç yöntemleri bu ülkede yaşanıyor. Neden? Nedeni basit, toplumun ahlak değerleri ayaklar altına alındı. Kendilerine “çağdaş ve ilerici” gösteren bir kesim, yediği haltı toplumun adeti haline getirmeyi başardı. Artık aşk, seks demek. Cinsel birleşme, birlikte olmak şeklinde değişti. Hatta evlenmeden çocuk yapmak moda oldu. Erkek arkadaşlar arasında bile konuşulmayacak konular, televizyonlarda milyonların önünde en pervasız şekilde tartışılan meseleler haline geldi. Böyle bir toplumda arıza olmaması imkansız. Çünkü bu arabanın lastiği sürekli olarak Ayşe Armanlar tarafından şişleniyor. Bakın bir okuyucusu Arman’ın kızına seks öğretmesine ne demiş; -Ne biçim annesin sen!" diyenler çıkacaktır, sakın umursama, doğru olanı yapıyorsun. Hiç kimse aşık olduğu adamla seviştikten sonra suçlu hissetmesin kendini. Günü gelip ayrıldıklarında da, pişmanlık duymasın, başını dik tutsun, "Aşıktım yaşadım!" diyebilsin. Ne güzel değil mi? Bir yazarın okuyucusu da kendi meşrebine göre oluyor. Aferim kızlar. Bol bol sevişin. Bu sevişmelerden peydahladığınız kızlarınızı da sokaklara salın. Onlar da bol bol sevişsinler. Nasıl olsa yaşam sevişmekten ibaret. Ne gam ne tasa. Ne küresel ısınma, ne ekonomik sıkıntı ne savaş. Sakın ola kızlarınıza okumayı öğretmeyin. Edebiyatı falan boş verin. Verin kızlarınızın ellerine Tao’nun seks pozisyonları kitabını, kültürlü olsunlar. Bu kitabı öğrendiğinde zaten öğrenmesi gereken başkaca bir şeye gerek kalmayacak. Tek yapacakları teorileri pratiğe çevirmek. Bu konuda sizlerde zaten engin deneyimlerinizi aktaracaksınız. O halde geriye bir şey kalmıyor. Ev işlerine bakmaya, mutfağa girmeye hiç gerek yok. Bunlar önemsiz ayrıntı, bir şekilde halledilir. 15 pozisyonda itinayla kız yetiştirilir. Metin Özer LİSELİLERİN CİNSEL ANKETİNDEN ŞOK SONUÇ ÇIKTI!. İzmir'deki 55 devlet lisesinde yapılan bilimsel araştırmaya göre; erkeklerin yüzde 56.6'sı kızların da yüzde 5.1'i cinsel deneyim yaşamış.. SABAH Öz babası tarafından taciz edilmiş İmam Hatip Lisesi'nin çatısına çıkarak intihara kalkan kızın 8 yıldır öz babası tarafından taciz edildiği ortaya çıktı DENİZLİ'de geçen hafta, öğrenim gördüğü İmam Hatip Lisesi'nin (İHL) çatısına çıkarak 3.5 saat boyunca ölümün kıyısında bekleyen ve bir polis memuru tarafından son anda kurtarılan kız öğrenci 19 yaşındaki B.K.'nın, 8 yıldır öz babası tarafından taciz edildiği ortaya çıktı. Tacizci baba Y.K. tutuklandı. Geçen 4 Mart'ta Denizli İmam Hatip Lisesi öğrencisi B.K., bir sınıf arkadaşına "Artık yaşamak benim için çok anlamsız, yaşamak istemiyorum. Herkesten nefret ediyorum" diye not bırakıp okulunun çatısına çıkmıştı. Daha önce de intihar girişiminde bulunduğu anlaşılan B.K.'nin bir anlık dalgınlığından yararlanan polis memuru Ramazan Arslan, genç kızı kucaklayarak, çatıdan indirmişti. Bunalımda olduğu belirlenen genç kız, daha sonra Denizli Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nde tedaviye alındı. B.K.'nın hastanede psikoloğa ve ifadesini alan polislere, öz babası Y.K.'nın 11 yaşından beri kendisini taciz ettiğini anlattığı kaydedildi. Harekete geçen polis, Y.K.'yı gözaltına aldı. Seyyar satıcılık yaptığı belirlenen Y.K., öz kızını taciz ettiği gerekçesiyle çıkarıldığı Denizli Sulh Ceza Mahkemesi'nce tutuklanıp Kocabaş D Tipi Cezaevi'ne gönderildi. B.K.'nın psikolojik tedavisi ise sürüyor. [Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın] _______________________ |
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Normal 1üye
Üyelik tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 58
Konular: 20
Rep Gücü : 1
Rep Puanı : 86
Rep Seviyesi :
Teşekkür Sayısı : 27
![]() Gösterdiği Tepki : 0
0 mesajına 0 kez tepki gösterildi
|
Fransa’nın meşhur şair kadınlarından, Madam Lara Mardirous diyor ki:
“Kadınlarınıza söyleyiniz! Sahip oldukları aile hayatının kıymetini bilsinler! Yaşadıkları İslami hayat, ne büyük nimet, ne büyük saadet! Bu yaşayış onları öyle sıkıntılardan korur ki... Ah, şu omzumda hıçkırarak ağlamış kızların adedini bilseler. Kulaklarım, böyle kızların çok feci ve kalbleri yakan şikâyetleri ile dolu. Evet, ışıklar ve çiçeklerle süslü balolar, konserler çok tatlı gibi görünür. Aslında buralar, kadınların sömürüldüğü, erkeklere sunulduğu, şehvetlerin tatmin edildiği yerler... Buralar, bir azap hücresi, bir cehennemdir. Türk erkeklerine sesleniyorum: Kadınlarınıza, kızlarınıza bunları iyice anlatın. Sakın bu yapılanların kadınlara iyilik olarak yapıldığını zannetmesinler. Bunların sadece ve sadece kadını istismar için yapıldığını bilsinler, sakın bunlara özenmesinler.” (C. Şehabettin; Evrak-ı eyyam) Son yıllarda ısrarlı bir şekilde aile dinamitlenmekte, aileyi yıkmak, parçalamak için ne gerekiyorsa yapılmaktadır. Aslında aile ile uğraşmak, evi otele çevirmek, bindiği dalı kesmek, toplumun huzurunu bombalamak demektir. Kadının da “eşitlik” adı altında, “eşitsizliğe” sürüklenmesidir. Bir milletin aile yapısı sağlam ise, devlet yapısı da sağlam ve uzun ömürlü olur. Bunun en güzel örneği Osmanlı toplumudur. Zaman zaman devlet bünyesinde görülen çatlaklar, isyanlar, aile sayesinde toplumun geneline sıçramamış ve bu millet en zor dönemlerde bile, içinde bulunduğu halden, sağlam aile yapısı sayesinde, rahatça silkinip ayakları üstünde durmasını bilmiştir. Osmanlıda aile sağlamlığını temin eden başlıca âmil, dinimizin bildirdiği şekilde, erkek ve kadının yaratılış gayelerine uygun olarak, toplumda yerini almış olmasıdır. Erkek, rızkı temin için dış hizmette; hanım ise, aile yuvasını ve nesli muhafazada içerde vazife görmüştür. Bu güzel iş bölümünün bir semeresi olarak da, toplumun huzur kaynağı olan, “Büyüklere hürmet ve itaat, küçüklere şefkat ve muhabbet” prensibi teşekkül etmiştir. _______________________ |
|
|
|
![]() |
| Sosyal Paylaşım Kısayolları |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| ------------------------------------------------------------- | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| el-BAKARA suresi türkçe meali ve açıklaması | yalnızkurt | İslam ve İnsan | 0 | 21/08/08 16:59 PM |
| Çocuk terbiyesinde doğru sanılan yanlışlar | ßeRDuSH | Haberler | 1 | 20/07/08 02:38 AM |
| Çanakkale Savaşı Gazileri | ShotKiLLa | Türk Tarihi | 0 | 27/03/08 15:06 PM |
| BilGi FeLseFesi | done_marine | Felsefe - Psikoloji | 0 | 19/01/08 17:44 PM |
| Kütlesel Çekim | sempatik_17 | Fizik | 0 | 21/08/07 16:20 PM |