Konu
:
Ölümüm sırasında AZRAİL'le konuştuklarım
Tekil Mesaj gösterimi
07/09/07, 09:42 AM
#
1
(
permalink
)
DangerouS_GirL Platin 1üye
Ölümüm sırasında AZRAİL'le konuştuklarım
Ölümüm sırasında AZRAİL'le konuştuklarım
Sabah kalktım. Güzelce kahvaltımı da yaptım ve işe gittim.
Klasik bir gün... Diğerleri gibi
sıradan bir başlangıç...
Nöbetçi arkadaştan öğrendiğime göre
gece problem çıkmamış cihazlarda. Bu iyi haber işte! Zaten dünden devam eden 2 tane sistem arızası vardı.
Cihaz odasındaki klimalar da problemli. Hem de ta kurulduğu günden beri!
Bugünde firmanın birinden eleman gelecek
onlarla ilgilenmem lazım. İş çok bugün! Akşamı nasıl ederim bilmem. Bu hafta çok yoğun geçecek. Sezonda başladı malum. Beklentilerimiz epey yüksek.
Neyse
odama gittim ve kapıyı kapadım. Bilgisayarımı da açtım ve maillerimi kontrol ediyordum ki
kapı çaldı. “Girin” bile diyemeden kapı açıldı ve içeriye bir “şey” girdi
kapıyı da kapadı hemen!
Aman Allah’ım! O da ne!? Tanımlayamadım bir türlü. Kadın desen değil
erkek desen değil
turist belki! Bir çirkinlik abidesi! Kesin 10 gün rüyalarımın baş rol oyuncusu olur.
Ona “Kimsiniz?” diye sormama bile fırsat kalmadan:
- Hadi kalk gidiyoruz! dedi...
Aaa! Hem de Türkçe konuştu! Şaşırdım ama bozuntuya vermedim.
- Sizi ilk kez görüyorum. Kimsiniz?
- Ruhunu bedeninden söküp almak için görevlendirilen meleğim ben! Nam-ı diğer Azrail! Cehennem habercisi!
- Dalganın sırası değil şimdi. Lütfen odamı terk edin. Yoksa güvenliği çağırırım!
- Çağırsan ne olur? Beni sadece sen görüyorsun!
- Dalga geçme. İşim gücüm var benim. Seninle uğraşamam...
Bir yandan Azrail değildir diyorum ama böyle bir kişinin bana haber verilmeden buraya kadar gelmesi imkansız ki! Eyvaaah! Ya gerçekse! Bittim ben
bittim!
Savsakladığım namazlarım
ahirette buruşturulup yüzüme çarpılacak olan oruçlarım geldi aklıma...
Ufacık dünya menfaatleri için teptiğim Allah’ın emirleri geçti gözümün önünden hızla...
Eti için kesilen bülbül
tahtası için yakılan saz gibi...
Gayri ihtiyari:
- Mesai saatleri içinde olmaz! deyiverdim. Sanki benden bitecek bir işi varmış gibi...
-Neden? dedi.
-Şu an hazır değilim!
-Neye hazır değilsin?
-Kabirde ve öbür alemde başıma geleceklere!
-Ama senin son kullanma tarihin bugün son. 08 7. Sen ayvayı yedi... Hem sana yeterince vakit verilmedi mi?
-İnan ki
bu yaşta öleceğim hiç aklıma gelmemişti.
-Neden?
-Gencim daha
ciddi bir sağlık problemim de yok. Turp gibiyim evelallah!
-Senin yolun mezarlığa hiç düşmüyor herhalde! Ya da hastanelerin acil servislerine
morglara! Oradakilerin hepsinin teni buruşuk mu?
-Değil de yani!... Bana 1-2 ay kadar daha süre tanısan?
-Bu kadar kısa bir sürede ne yapabilirsin ki
onlarca yılını heba etmiş biri olarak?
-İbadet borçlarımı öderdim... Kaza üstüne kaza ederdim namazlarımı deliler gibi... Kalplerini kırdıklarımdan
üzerimde hakkı olanlardan helallik dilerdim. Dünyanın öbür ucunda olsalar
taşların altına saklansalar gene de bulur
her şeyimi verir
haklarını helal ettirirdim. Üzerimde kul hakkı kalmasın diye... Daha vasiyetimi bile yazmadım hem!
-Yeterince vaktin vardı! Yapsaydın! Neden düşünmedin? Engel mi oldular sana?
-Hiç ölmeyeceğimi sanmıştım. Hep başkaları ölüyordu
başkalarının selaları okunuyordu minarelerden. Ben muaftım sanki ölümden. Meğer bu iş parayla değil
sıraylaymış.
-Bir sene önceden haberin olsaydı geleceğimden
neler yapardın?
-Kalan zamanımı çok iyi değerlendirirdim!
-Hadi be sen de! Kimi kandırıyorsun! İlk 2 gün iyi giderdin. Namaz-niyaz full
sonra dönerdin gene eski haline. Bulurdun bir de bahane kendine. Her şey yine eski hamam eski tas olurdu. Bir rüyaydı o derdin sana verdiğim habere
kendini avutmak için...
Haklıydı! Kaç kere hastalık geçirmiş
kaza atlatmıştım... Bunların hepsi birer haberdi aslında ama üzerimdeki etkisi çoğu zaman 2 gün bile sürmemişti...
Ama şimdi kafamı taşlara vurmaya bile vaktim yoktu artık!...
Bu arada telefonum çaldı. Başmüdür arıyordu. Önemli bir arıza varmış
trafiği durduran. Acil gitmemi istedi. Her şey önemini kaybetmişti ki benim için: para
pul
mevki
kadın
nefs... Her şey sıfırla çarpılmıştı. Can derdindeydim ben. Bir de baş da olsa arka da olsa müdürle veya başka bir şeyle falan uğraşacak durumda değildim. “Bırak bu fani işleri” deyip kapadım telefon suratına müdürün...
Baktım sırıtıyordu Azrail. Demek alışkındı benim gibi jetonu iş işten geçtikten sonra düşenlerin panik hallerine. Ben de güldüm gayri ihtiyari... Neye güldüysem! Ağlamayı bile beğenmemem lazımken!... En iyi savunma saldırıdır taktiğine geçtim hemen!
-Hem sen
Azrail de olsan
can almakla da görevli olsan nihayetinde bir melek değil misin? Ne bu surat? Korku filmindeki yaratıklar gibi! Allah seni nurdan yaratmamış mıydı?
-Nurdan yaratılmasına nurdan yaratıldım. Bu arada laf aramızda
güzelliğim dillere destandır.
-Hiç de öyle görünmüyorsun ama! Notr Damın Kamburu bile sana on beş çeker.
-Orası öyle! Ben de surat çok! Ama sor bakalım senin yanına neden bu suratımla geldim? Utanma sor
sor!
-Neden bu suratla geldin yanıma?
-İnsanın ameli güzelse ona güzel görünürüm ben. Hayatını Allah’ın rızasına göre dizayn etmeyenlere de çirkin görünürüm. Şimdi sana göründüğüm gibi! Ben senin aynanım şu anda. Kalp gözü açık olanlar
yüzüne baksalardı seni böyle görürlerdi!
-Desene EYVAH!
-Eyvah ki ne eyvah!
-Birazdan kabirde başına neler gelecek biliyor musun? Karşılama mahiyetinde? Ön sıcaklardan!
-Pek hayra alamet değil şu anki verilerim.
-Okusaydın Allah’ın kitabından
Resulünün sünnetinden!... İşin ciddiyetini kavrasaydın
uykuyu haram ederdin gözlerine!... Neden okumadın?... Bir arkadaşından yıllar önce gelip de hiç okumadığın bir mektubun var mı? Ya da açmadığın bir mail? Madem Allah’ın kitabının kapağını açmadın
bük boynunu ve sus!
- Dünya meşgalesi...Geçim derdi... Para
mevki
nefs
kadın... Çepeçevre kuşattılar beni
kıramadım sarmalı!
-Halbuki dünyada kalma süren ne kadar azdı oran olarak! Bunu da biliyordun üstelik! Birazdan gideceğin hayat ise ebedi! Nasıl olur da senin gibi akıllı geçinen bir adam okyanusu unutur da bardakta boğulur? (Haşa) Allah’ın yerine kendini koy! Senin gibi bir kula müstehak değil mi azap! Bunca akıl vermiş ilim vermiş
dininden seni haberdar etmiş...
-Haklısın! Ama dünya gözle görülüyor ama öbür dünya gayb
göz önünde değil!
-Merak etme
biraz sonra ölünce
gaybın önündeki perdeler kalkacak!... Kuran’da ve hadislerde anlatılıyor bunlar. Sen de okudun hem! Üstelik başkalarını uyaran yazılar da yazdın. Muhtelif yerlerde anlattın bile! Neden o zaman bu gafletteki ısrarın?
-Başkalarına nasihat verirken kendimi unutmuşum...
-Allah da din günü seni unutur o zaman! Bir yandan ele öğüt verirken diğer yandan da kırmadık söğüt bırakmadın ortalıkta!
-Maalesef
biliyorum
kendim düştüm ve ağlamaya hakkım yok.
-Kendin ettin kendin buldun! Hadi artık gidiyoruz
fazla oyalama beni. Senden sonra iki gafil daha var sırada!
-Bırak çekiştirmeyi ya! Nereye gidiyoruz?
-Allah’ın sana hazırladığı azabı tatmaya.
-Doğru adrese geldiğinden emin misin? Benim adımda çok insan var da
hani o bakımdan!
-Adın gibi eminim. Zaten nokta tarifler var elimde. Iskalamam mümkün değil!
-Son bir şey soracağım: Allah’ın rızasına uygun olsaydı yaşamım
nasıl olacaktı ölümüm? Nasıl bir diyalog geçecekti aramızda?
- Ben senin canını almaya gelince yüzümdeki güzelliği görünce hayrete düşecek ve: “Aman Allah’ım! Bu ne güzellik! Rüyada mıyım ben!” diyecektin. Çünkü o zaman cennet müjdecisi olacaktım sana
şimdiki gibi cehennem habercisi değil! Seni Rabbine götürmeye geldiğimi söyleyecektim. Sen korkuyla karışık: “Rabbim benden razı değilse?” diyecektin. Ben de yüzümdeki güzelliği hatırlatıp korkmana gerek olmadığını söyleyecektim. İçini bir huzur kaplayacaktı.
-Keşke hayatımı yeniden yaşayabilme imkanım olsaydı...
-Geçmiş olsun!... Neyse! Ailen ve sevdiklerin aklına gelecekti bir bir... Ama onların da zamanı gelince dünyadaki rollerinin son bulup yanına geleceklerini hatırlayınca rahatlayacaktın... Tereyağından kıl çeker gibi ayrılacaktı ruhun bedeninden... Bulutların üstünde gibi
yumuşacık.... Haberin bile olmayacaktı. Gül bahçesine girer gibi... Tüm hücrelerinde hissedecektin mutluluğu...
-Ama şimdi
-Çığlık atmayı bile beğenmeyeceksin çekeceğin acıdan!... Saat de tam 08 7 oldu. Bak konuşmaktan kelime-i şehadet bile getirmeyi unuttun...
...
Gözümün önündeki perdeler açılmaya başladı...
Gayb meğer ne yakınmış...
Keşke iş işten geçmiş olmasaydı...
Neler yapmazdım ki!
Artık hiçbir değeri yok “keşke”lerimin...
ÇARP SIFIRLA
ALINTI
_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz
TIKLAYIN
DangerouS_GirL
Açık Profil bilgileri
DangerouS_GirL nickli üyeye özel mesaj gönderin
DangerouS_GirL´nin Web Sitesini ziyaret edin
DangerouS_GirL - Daha fazla Mesajını bul
3
4
5
9
11
12
13
14
15
18
22
24
25
27
28
29
30
31
33
34
35
36
38
39
40
42
43
44
45
46
51
52
54
55
57
59
61
62
68
69
70
71
75
76
81
82
88
91
95
96
99
100
101
104
109
120
121
128
131
132
135
136
139
142
147
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
251
252
253
254
255
259
277
279
280
281
283
285
286
287
288
289
290
291
292
293
295
296
303
304
306
307
308
309
310
311
312
313
314
319
321
322
323
325
327
328
329
330
331
332
334
338
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
351
355
358
359
360
362
364
365
366
367
371
377
378
379
380
381
382
383
384
385
387
411
412
417
419
420
421
422
423
426
432
434
439
440
441
442
444
449
466
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
481
482
483
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
505
518
519
520
521
523
524
526
533
537
539
541
545
546
548
549
550
551
552
555
556
557
558
559
560
561
562
563
565
566
569
571
574
580
581
582
583
584
585
586
589
590
591
593
595
596
597
598
599
600
601
604
605
606
607
608
609
610