EFES
Efes harabeleri Lysimachos’un M.Ö. III.Yüzyılda yaptırdığı surların üzerindeki Magnesia kapısından girildiğinde Ephesos’un ünlü kişilerinden filozof Flavius Domianus’un yaptırdığı doğu gymnasionu ile karşılaşılır. Burası hamamı

palaestrası

geniş avlu

ve ders salonlarıyla komple bir yapıdır. Biraz ilerde ‘’Lukas Mezarı’’ diye tanınan yuvarlak bir mezar anıtı yer alır. Bunun ilerisinde iki çeşme kalıntısı bulunur.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Celsus Kitaplığı:
İki katlı olan kütüphanenin cephesi sütunlarla süslenmiş

bu sütunla arasında da heykeller konmuştur. İçerisinde papirüs rulolarının konması için dikdörtgen nişlerin yer aldığı yapı 10.92/16.72m. ebadındadır. Ortada bilim koruyucusu Athena’nın heykeli bulunuyordu.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Aya suluk Tepesi:
Hıristiyan Efsanesine göre St. John M.S. 50 yıllarda bu tepe üzerinde yaşamış

bura da ölmüş

buraya gömülen St.John’a

M.S. IV. Yüzyılda ahşap çatılı bir kilise yapılmıştır. İustianos zamanında ise halen kalıntıları görülen kubbeli bazilika inşa edilmiştir.
Artemision:
Kuşadası yolundan Artemision bulunduğu yola sapılacak olursa

dünyanın yedi harikasından biri olan Ephesos Artemis Tapınağı’nın bulunduğu Artemis kutsal yerine ulaşırız. Bugün o eski muhteşem tapınaktan Yalnızca tek bir sütun ayaktadır.
Yamaç Evleri:
Hadrian Tapınağı karşısında

Bülbül Dağı eteklerinde zenginlere ait yamaç evleri bulunmaktadır. M.S. I. Yüzyılda yapılan ve üç-dört kata kadar ulaşan bu özel evlerde son yıllarda yapılan kazılarda mozaikler

freskler

heykeller ve daha birçok buluntu ele geçmiş

evler restore edilerek ziyarete açılmıştır.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Devlet Agorası.:
Efes Harabeleri’nin ilerisinde 160 / 56m. ölçülerindeki Devlet Agorası’nın bulunduğu yere gelinir. M.Ö. II. Yüzyılda mevcut olduğu anlaşılan agoranın ortasında

bugün temelleri görülebilen

M.Ö.I.yüzyılda Mısır Tanrıçası İsis adına yapılmış bir tapınak bulunmaktadır. Agorayı kuzey ve güneyden iki portiko çevirmekte

kuzeyden sınırlayan portiko bazilika niteliğini taşımaktaydı. Bu bazilikanın ortasında odeon bulunur. Burası 1400 kişiyi alabilecek kapasitede olup

P. Vedius Antonius tarafından M.S. 150 yılında odeon (müzik salonu) veya bouleuterion (meclis salonu) olarak yaptırılmıştır.
Devlet Agorası’nın güneybatı köşesinde M.S.80 yılında G.Laecanius Bassus tarafından yaptırılmış olan bir çeşmenin caddeye bakan yüzünü süsleyen birçok heykel bugün müzededir.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Tiyatro:
Mermer cadde üzerinde Panayır Dağı’na yaslanmış 24000 kişilik Tiyatro Hellenistik Dönemde inşa edilmeye başlanmış

daha sonra imparator Claudius zamanında genişletilmiş

Traian döneminde de tamamlanmıştır. Roma Çağı’nda şüphesiz çok güzel görüntü veren bu yapının kalıntıları hala göz alıcıdır. Tiyatronun ön kısmında da Hellenistik döneminden kalma bir çeşme dikkati çeker.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
Küretler caddesi:
Memmius Anıtı’ndan başlayarak Celsus Kütüphanesi’ne doğru inen cadde

Küretler Caddesidir.M.S.IV. yüzyılda yapılmış iki kabartmadan ibaret Herakles Kapısından geçip aşağıya inilince

sağda bulunan Traian Çeşmesi kitabesine göre

M.S. 102-114yılları arasında İmparator Trian şerefine yapılmış olup iki katlıdır.Çeşmenin orta nişi içinde imparator Trian’ın heykeli bulunmaktaydı.Küretler Caddesi üzerinde diğer ilginç bir yapı da Korinth düzeninde

bir cella veHadrian Tapınağı’dır. Hadrian Tapınağı’nın arkasında Scholastika Hamamları yer alır.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
TRUVA
Çanakkale yakınlarında Anadolu’nun Troas bölgesinde Antik cağ kentidir. Kalıntıları intepe bucağı tevkifi ye köyü yakınındaki hisarlı Mevkiindedir.İlk kez Homerossun İlaydasında adı gecen kenti bulmak ve Priamos un hazinelerini ele geçirmek amacıyla Heinrich Schliemann tarafından yapıldı.(1870-1871) daha sonraki kazılarda saptanan 9 kültür evresinde otuzdan fazla yapı katı belirlendi.Truva I den Truva IX’ akadar uzanan kültür evresine ait evler

surlar

kuleler

çanak çömlek

bıçaklar ve bakır İğneler

dokuma tezgahı buluntuları sütunlu avlulu saray; çark yapımı çanak çömlek

pişmiş topraktan ağırşak

kubbeli fırınlar

sarnıçlar

küp mezarlar

Athena Tapınağı

tiyatro gibi eserler ortaya çıkarıldı.
Yerleşim merkezinde M.Ö.3000’den M.S.400 kadar uzanan zaman dilimini aydınlatıcı buluntular ele geçmiş oldu.
VII tabaka sı olarak adlandırılan şehrin tahta at hilesi ile ele geçirilen ve yıkılıp yakılan Priamos ‘un Troya sı olduğu belirlenmiştir. Kazılar sırasında bu katın yakılmış olduğu kalın kül tabakasından anlaşılmış

sokaklarda bulunan ok ve mızrak uçları da Homeros’un öyküsünde anlattığı savaşın bu tabakada geçtiğini ispatlamıştır.On sene süren savaş Yunanistan da zorlaşan hayat şartları nedeniyle zengin Troya nın alınması için çıkmıştır.
Kahramanlıkla alınmayan Troya neticede bir tahta at hilesi ile alınarak yakılıp yıkılmıştır

bu Troya’dan kurtulanlardan bir kısmı Aeneas komutasında İtalya’ya gitmiş bir kısmı ise Yıkılan bu şehrin üzerine tekrar yeni şehirlerini kurmuşlardır.
APHRODISIAS
Yapılan son kazılarda ünu bir hayli artan Aphrodisias

ayaktaki eserleriyle etkileyici bir görünüme sahip olup ziyaretçileri kendine hayran bırakacak niteliktedir.
Üzerindeki Ceyre Köyü’nün başka yere kaldırıldığı bu antik kentte yapılan kazılarda 10.000 kişilik tiyatro

30.000 kişilik stadion

odeion ve sebasteion gibi yapılar ortaya çıkarılmıştır.Tiyatroya giderken sağda son yıllarda bulunan

müzenin hemen önüne rastlayan yerde Sebasteion’un kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.Tiyatro meydanının yanında

tiyatro hamamının kalıntıları görülebilir.Hamamlarının güney inde ise gymnasion ve iki peristyl avlulu Bizans evinin kalıntıları yer alır. Aphrodisias’ın göz alıcı bir yapısı da agoranın yanında yer alan odeiondur. II. yüzyılda yapılan odeion 1700 kişiliktir. Odeiondan Aphrodite Tapınağı’na gidelim. Bugün peristatisinde 14 sütunu ayakta görülen tapınak

Arkaik bir tapınak üzerine Geç Hellenistik dönemde M.Ö. I. Yüzyılda yapılmıştır. Aphrodisias’ın en kuzeyinde stadion bulunmaktadır. Geç devirde stadionun doğu ucu gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri için bir arena haline getirilmiştir. Stadyumunun doğusundaki kalıntı Roma Çağı mezarlarıdır.
Burada yapılan kazılardan çıkan eserler Aphrodisias Müzesinde sergilenmektedir. Bunlar arasında Zoilos frizlerindeki kabartmalar

birbirinden güzel Aphrodite başları

Herakles ait heykeller dikkati çeker.
Amfiteatrlar ve Arenalar
Roma'da Coliseum veya Flavianus amfiteatrı. Milattan sonra 1. yüzyılda yapılmıştır. 100 000 kadar seyirci alırdı.
Amfiteatron veya amfiteatr denilen bu yapı Romalıların buluşudur

Eski Yunanlılara özgü değil. Romalılar tarafından

gladyatör dövüşlerini mümkün olduğu kadar çok sayıda seyirciye sunma amacıyla yapılmıştır. Taştan

çok büyük ve öylesine sağlam yapılardır ki

bunların birçoğu bugüne kadar kalabilmiştir. Roma'da Coliseum

bunların en önemlisidir. Fransa

İtalya

ispanya

Türkiye

Yunanistan'da da güzel örnekleri vardır.
Amfiteatrlarda

ortada

dövüşçülere ayrılan kumla kaplı arena bulunur. Bunun çevresinde

sahanlıklarla bölünmüş kat kat basamaklar yükselir. Aşağıda

dolaşmak için galeri haline getirilmiş

üzeri örtülü koridorlar bulunur. Amfiteatrın tepesinde ise bir platform vardır; seyircileri güneşten ve yağmurdan koruyacak büyük bir örtü (velarium) buraya tutturulur.
Hemen her zaman yenik düşenin öldürülmesiyle sonuçlanan ve Etrüsk kökenli vahşi gösteriler olan gladyatör dövüşleri M.Ö. III. yy.dan itibaren

Roma'da başladı. Gladyatörler

bu iş için özellikle eğitilmiş köleler ve tutsaklardı. Grup halinde veya ikişer ikişer dövüşürlerdi. Biri yere düşecek olursa halk; eğer onun bağışlanmasını istiyorsa

başparmağını yukarı kaldırırdı; öldürülmesini isteyecek olursa da başparmağını aşağıya doğru çevirirdi. İmparatorlar için

bu tür eğlenceler düzenlemek

halkın sevgisini sağlayacak ve halkın dikkatini devlet işlerinden başka konulara uzaklaştıracak birer fırsat sayılıyordu