Kayseri'de yaşanan Esrarengiz olay
--------------------------------------------------------------------------------
Bu olay Kayseri-Bünyan ilçesi sinirlari içerisinde yasanmiştir ki

olayin kendisi Alfred Hitchcock un meshur korku filmlerini bile çok gerilerde birakir.
Kendisi Bünyan li olmayan

politika ile de ugrasmis ve halen Kayseri de isadami olan birisi

Bünyan kiyiciginda

Kayseri Malatya kara yolu üzerinde

lokantasi olan bir benzin istasyonuna gider ve orada alabalik la bir ufak raki içer. Aksam üzeri

hava açik oldugu ve mesafede yakin oldugu için

arabasini da Bünyan'in içerisinde birakmistir.
Yürüyüs mesafesindeki Bünyan a gitmek için

meyhanemsi lokantadan çikar ki

disarisi hem zifiri karanlik ve hem de korkunç bir kar-tipi firtinasi baslamistir.
Benzin istasyonuna yaklasik 300 metre mesafedeki

Bünyan a dönüs yolu kenarina varir. Oradan geçen bir arabaya binip

Bünyan a ulasma derdindedir. Firtina daha da siddetlenir

bir-kaç adim ötesini bile görememektedir. Gelip-geçen bir araba da yoktur.
Nihayet karanliklar içerisinde

hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farini fark eder. Arabanin

tam önünde yavaslamasiyla birlikte

hemence arka kapiyi açar ve arabaya biner. Kapiyi kapatir

araba yeniden hareket eder.
Içeridekilere merhaba demek ister ama o da ne? Araba da kimse olmadigi gibi

direksiyonda da kimse yok ! Birden panige kapilir. Korkuyla

hemence arabadan atlayip

oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hizlanmis

hem de korku ile dizleri baglanmis

hareket edemez hale gelmistir.
Araba keskin bir viraja dogru yaklasir. Adam dua etmeye baslar. Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayi durdurmasi için Allaha yalvarir. Tam bu esnada

pencereden bir el uzanir ve direksiyonu kivirarak

sert virajdan arabanin dogru yola dönmesini saglar.
Her tehlikeli dönemece yaklastikça

Allah a yalvaris ve yakarisi artar ve her seferinde de bir el disaridan uzanip

direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar

aklini toparlamaya çalisir

ayaklarini kimildatir. Ya Allah koru beni...- deyip

kapiyi açmasiyla birlikte

kendisini arabadan disari firlatir. Bir kaç takla attiktan sonra

sarampolde kendisine gelir. Defalarca üç Külfü-bir Elham okuyarak

Bünyan a kenar ve kestirme yoldan yürüyerek ulasir ve kahvehaneye girer. Üstübasi islak ve şok halindedir.
Kendisini taniyanlar hemence sobanin basina alirlar. Eline bir çay verirler. Bir müddet sonra kendisine gelip

sesi titreyerek

basina gelen doga üstü ve korkunç olayi anlatir.
Olayi dinleyenler inanmak istemeseler de

anlatan kisinin akli basinda ve toplumsal sorumluluk tasiyan bir pozisyonda oldugunu bildiklerinden

herkeste derin bir sessizlik olusur.
Yaklasik yarim saat sonra

ayni kahvehaneye Koyunabdal Köyünden iki kisi girer. Bir masaya oturur ve iki duble çay söylerler. Bu arada

gelenlerden birisi

digerine sunlari söyler : -Hasan baksana

su sobanin basinda oturan geri zekali

bizim araba yolda kalinca

biz arabayi itelerken

arabaya binip az ilerde atlayan kisi degil mi?-
__
korktunuz demeee!!!