Rock Tarihi
rock and roll da denen rock muzigi 1950’lerde abd’de ortaya cikti ve kisa surede butun dunyaya yayildi. baslangicta basit bir tarzdi. dansa yonelik ritimler vurgulaniyor, siradan melodiler ve armoniler kullanilarak genclik aski, ergenlik gerilimleri veya otomobil meraki gibi donemin dinleyicisinin ilgisini ceken sozler uzerine besteleniyordu. sonra daha karmasik bir yapiya yoneldi, uluslararasi bir kabul gordu ve buyuk bir cesitliligi birlige kavusturan kulturel bir ifade tarzi olarak kendini kabul ettirdi.
kokeninde blues’dan alinan ve dansa davet eden beat sallanimi vardir. amerikali zencilerin dini sarkisi gospel’de ki trans, onun din disi olan rhythm and blues’u besledi. rock un bilesimine amerikan sahne gosterileri, country music ve folk song da katildi.
sinirlarinin baska turlere acik olmasi, cesitli etkileri bunyesinde eritebilmesi ve toplumsal gerceklerle olan baglantisi bu muzige birlik kazandiran ozellikler oldu. anahtar motif genclik ve teknolojidir. ilk genclik caginin kararsizliklari, siyasi ve ahlaki baskaldirilar onda ifadesini bulmaktadir. piriltilar sacan, ölümün veya karanligin etrafinda gezinen, elektronikten yararlanan rock, giderek klasiklesti.
rock muziginin sanat niteligi artarken, dans muzigi niteligi geriledi. öte yandan bu muzigin sokaktan kopmaya baslamasi ve dunyayi saran ekonomik bunalima karsi duyulan tepki punk akimini dogurdu. 1980’lerde punk akimi yerini post punk’a birakirken, rockta daha toplumsal bir nitelik tasiyan ofke ve siddet, heavy metal’de bir amaca yoneldi. 1985’te afrika’da aclik ceken insanlara yardim saglamak icin duzenlene “live aid” konserleri, rock muzikcilerinin yeniden politiklesmesinin baslangici oldu. uluslararasi af orgutu’nun duzenledigi konserlere sting, tracy chapman, peter gabriel ve bruce springsteen gibi unlu muzikciler katildi. 1980’lerin sonuna dogru deep purple, jethro tull ve yes gibi 1970’lerin buyuk topluluklari yeniden kuruldu. gene bu yillarda afrika, brezilya ve arabistan kokenli muziklerin kullanilmasi ethno rock kavraminin dogmasina neden oldu. rock parcalarini seslendiren muzikcilerin rol aldigi video klipler yeni sarkilarin tanitiminda onemli rol oynamaya basladi.
hic kuskusuz ilk akla gelen isim elvis presley. blues ritimlerini, dudaklarini erkekce kivirip, kalcasini sallayisiyla tamamlayip coskuyla seslendirmesi onu rockun efsane kisisi yapti. genc amerikalilar onun enerjiyi serbest birakan canliligini seviyordu. ana-babalarsa onu “kucuk seytan” diye adlandirdilar. kalca sallayisi nedeniyle tv’lerde hep belden yukarisi gosterildi. dis gorunusuyle goz kamastirmaya devam eden ve amerikalilarca el ustunde tutulan bu efsane sanatci 1977’de, daha 42 yasindayken yasamini yitirdi.
rock topluluklarinin en onemlisi ise hic kuskusuz the beatles’tir. avrupali olmalarina ragmen onlar da amerikan rockunu temsil ettiler, rocku yumusattilar ve bu muzigi baskaldiran gencligin duygularina actilar. grup 1969’da dagildi. grubun lideri john lennon (1940-1980) new york’ta bir akil hastasi tarafindan vurularak olduruldu.
rolling stones 1962’de ingiltere’de ortaya cikan baska bir rock grubudur. bu grup rock tarihinin donum noktalarindan biri ve belkemigidir denebilir.
rock muziginin en son ve en cilgin temsilcisi ise 1980’lerde parlayan michael jackson’dir. ayni zamanda cok iyi bir dansci olan zenci sanatci, dunya capinda bir star haline geldi ve konserlerinde gencligi costurmaya devam etti.
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
acdc: 1974’te angus young’in (1959) kurdugu avustralyali hard rock grubu.
the animals: ingiliz blues rock’inin temsilcisi eric burdon (1941) tarafindan, 1964’te kurulan grup. (house of the rising sun)
the beatles (ingiltere, 1962): john lennon, paul mccartney, george harrison, ringo star. cesitli kaynaklardan (rock and roll, varyete muzigi, rhythm and blues, elektronik muzik, hint muzigi) beslenerek pop muziginin ilk temsilcileri arasinda yer aldilar ve dunya caginda ses verdiler.
chuck berry (abd, 1931): blues geleneginden etkilenerek yeni bir elektrikli gitar calma uslubu gelistirdi; 50’li yillarin sonunda rock dunyasina girdi. ornek yuruyusunu (duck walk) taklit ederek gelistirdigi sahne gosterisiyle, enerjisini karsisindakine aktarirdi (may bellene, johnny b. goode, carol).
the byrds (abd, 1964): bu grup, dylan’in parcalarini tekrar ele alarak california rock’ini yaratirken, hippy’lerin uyusturucu duskunlugunu yayginlastirdi (turn turn turn! ).
eric clapton (ingiltere, 1945) rock’a ozgu gitar uslubunu ilk ortaya koyan sanatci. bircok grup kurdu: cream, blind faith, derek and the dom, nos. “tanri” lakabiyla anildi (cream, whells of fire).
clash (ingiltere, 1977): punk kusaginin taptigi grup: joe strummer, mick jones, paul simonon, topper headon. clash, rock and roll’un onculerindeki enerjiyi yeniden yakalayabildigi gibi baskaldirisini reggae motifleriyle susledi (sandinista).
eddie cochran (1938): rock and roll’un onculerinden. bu turun repertuarinin onemli bir bolumunu hazirladi (somethin’else, c’mon, everybody, summertime blues).
deep purple (abd, 1968): hard rock turunun oncusu olan grup. ayrica, royal philarmonic orchestra’yla da calismalari vardir (in rock).
dire straits (ingiltere, 1978): gitarci mark knopfler’in yonetiminde daha yumusak ve hos bir rock yapan grup (sultans of swing).
fats domino (abd, 1928): new orleans asilli zenci piyanist. rock’a bu kentin havasini getirdi (blueberry hill, i m walking).
the doors (abd, 1967): yetenekli yazar, sarkici ve sahne ustasi jim morrison sayesinde rock muzige siirselligin kapilarini acan efsanevi california grubu. robbie krieger, r manzarek, john densmore. (strange days, l. a. woman).
hallyday (fransa, 1943): rock ve rhythm and blues turlerini fransa’ya getiren sarkici. eserlerinin hepsi ayni degerde degildir. ama bazi parcalari, rock tarihinde yerini almistir (noir c’est noir, la musique que j’aime, rock and roll attitude).
led zeppelin (ingiltere, 1968): gitarci jimmy page ve sarkici robert plant’in yonettigi grup. hard rock’in ilk sekli; sertligin, inceligi, zarafeti golgelemedigi bir muzik (whole lota love, stairway to heaven).
jerry lee lewis (abd, 1935): boogie wroogie cizgisinde piyanist. rock and roll’un kurallarini belirledi (whole lota shakin’on, good golly miss molly).
bob marley (jamaika, 1944): reggae’nin agababasi. kucucuk bir adanin muzigini tum dunyaya kabul ettirmeyi basardi. 1974’ten itibaren wailer grubu ile, daha sonra tek basina muzik yapti. ucuncu dunyanin elektronik muzikle tanismasini sagladi (catch a fire, babylon by bus).
john mayall (ingiltere, 1934) : bir cok alet calabilen sarkici. ingiliz blues rock’inin yaraticisi. onun bluesbreakers grubunda sirasiyla j. mcvie (fleetwood mac), e. clapton, j. bruce, m. taylor caldilar (bare wires).
VE İŞTE
Lars Ulrich - METALLICA
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
muddy waters (asil adi mckinley morganfield) (abd, 1915-1984) : guney’de dogdu ve 1940’larda chicago’ya gitti. o donemde orada olusan modern blues (elektrikli gitar, armonika ve puruzlu ses), canliligini ve coskusunu rock’a verdi. lakabi “bulanik sular” anlamina gelir (hoochie coochie man, the blues had a baby and they named ıt rock and roll).
randy newman (abd, 1943) : entellektuel bir rock’ci, sert ve tehlikeli guftelerin yazari, uyusuk bir yorumcu ve becerikli bir muzikci. dar bir cevrenin takdirini kazandi (sail away).
pink floyd (ingiltere, 1966) : “ucuk muzigin en onemli grubu. 1968’de sahneyi birakan syd barrett tarafindan kuruldu. gruba daha sonra david gilmour (1946, gitarci), roger waters (1946, gitarci), rick wright (1945, klavye), nick mason da (1945, davulcu) katildi. teknolojinin tum olanaklarindan yararlanan pink floyd’un “ses ve isik” gosterileri, toren atmosferini yerlestirdi. en onemli ve en uzun omurlu uluslararasi gruplardan biridir (dark side of the moon, wish you were here).
police (ingiltere, 1978) : new wave kusaginin grubu. sting (1951) tarafindan yonlendirildi. daha onceki gruplarin rhythm and blues’dan etkilendigi gibi, bu grup da reggae’den etkilendi (outlandos d’amour).
elvis presley (abd, 1935-1977) : the king, kral. blues ritimlerini, kendinden gecisleri ve coskuyu yakalamasaydi; “nedensiz baskaldirilarin isteklerini kanalize etmeseydi; 1956’da heartbreak hotel adli plagi doldurmasaydi; kalca sallayisi, sarkik alt dudagi ve deri pantolonuyla ana-babalari sarsmasaydi, asla yuzyilin efsanevi kisilerinden biri olamazdi. ama o bir efsanedir (elvis forever).
prince (asil adi roger nelson) (abd, 1958) : tam bir profesyonel olan bu genc zenci sarkici, funk akimina gercek boyutlarini kazandirdi. gucunu, yaraticiligindan alir (purple rain, sing of the times).
rolling stones (ingiltere, 1962) : mick jagger (1943), brian jones (1942-1969), keith richard (1943), bill wyman (1936) ve charlie watts (1941), chicago blues’larini, chuck berry ve bo diddley’, cok seviyorlardi. bunlari yaymak icin bir araya geldiler. parlak bir sanat hayati, dev konserler, saibeli bir sohret. 1969’da aralarindan birini (brian jones) kaybedince, mick taylor’i sonra da ron wood’u aldilar. bu grup, rock tarihinin donum noktalarindan biri; belkemigidir (the rolling stones, beggars banquet, let it bleed, get yer ya-ya’s out).
roxy music (ingiltere, 1972) : yalnizca parlak mitleri yansitmakla yetinmeyen ve bryan ferry’nin yonetiminde ozgun bir muzik ortaya koyan grup (do the strand, manifesto)
sex pistols (ingiltere, 1977) : johnny rotten ve trajik bir sekilde ölen sid vicious’un yonettigi punk grubu. “gelecek yoktur” sloganiyla tanindi. ask ve barisi yucelten pop ideolojisinden kesin olarak kopan grubun uyeleri, genclerin giyim tarzlarini da cok etkilediler; adeta cirkinligin estetigini olusturdular. asil adi john lydon olan johnny, sanat hayatini public image limited grubuyla surdurdu (never mind the bollocks).
bruce springsteen (abd, 1949) : “yalniz kurt” goruntusuyle dylan’in kucuk kardesi. “patron” lakabiyla anilir. dikkate deger bir soz yazari, gitarci, sahne adami (born to run).
talking heads (abd, 1976) : en onemli new wave grubu. david byrne’in yonettigi bu grup, new york’lu entelektuellerden olusmustur (77).
velvet underground (abd, 1967) : efsanevi grup. andy warhol tarafindan kuruldu, 1970’te dagildi. lou reed (1944), sanat hayatini tek basina surdurdu; john cale ise, eski zevklerine sadik kaldi. cok ozel, sehirli, soguk, kendine asik ve beyne hitap eden bir muzik (heroin, venus in furs).
Steve Alexander'ın kullandığı, dünyanın en gelişmiş baterilerinden biri...
[Linkleri sadece kayıtlı üyeler görebilir Kayıt olmak için buraya tıklayın]
DOOM METAL
“Kötü kader, yazgı” anlamına gelen iç karartan metal... Acelesi olmayan, uyuşmuş, durgun, sıkkın metal... Thrash Metal “hız”a odaklanırken, Doom Metal için tek bir kelime söylenebilir: “yavaşlık”. Oldukça ağır gitar riffleri ve melodik vokal bu metal türünü etkileyen öğelerdir. Black Sabbath, yeryüzünün en ve ilk baba metal grubu, ilk dönemlerinde ağır ve yavaş rifflere odaklanmıştır. O yüzden Black Sabbath, ilk Doom Metal grubu olarak gösterilebilir. Doom Metal’in önemli bir alt kolu olan “DoomDeath” ise Doom’un yavaşlığını Death Metal vokaliyle birleştirir. Bu türün mucitleri ve krallarıysa (Doom’un üç babası olarak bilinen) üç İngiliz Doom grubudur: Paradise Lost, My Dying Bride ve Anathema...
Black Metal
Black metal heavy metal'in alt-türü olan bir müzik türüdür.
Black metal’in ilk temsilcileri –türe isim babalığı yapan “Black Metal” adlı albümünün yapımcısı da olan- Venom, Mayhem, Hellhammer, Mercyful Fate, Bathory ve Celtic frost gibi gruplardır. Black metal günümüzdeki biçimini ise büyük oranda Darkthrone, Enslaved, Burzum, Mayhem, Immortal ve Emperor gibi Norveçli grupların etkisiyle almıştır.
Özellikleri:
Şarkı sözleri genelde satanizmle ilgili ve paganizm gibi diğer okült konulardan oluşur.
Gitarlar yoğun olarak bozunmuştur (distortion’lanmıştır).
Davullar hızlı ve agresif bir tonda olup, “blast beat” olarak adlandırılan aynı parçaya (zil, trampet vb…) defalarca üst üste hızlıca vurulması biçiminde yapılan yöntemle çalınmıştır.
Gitarlar hızlı ve yinelemeli çalınmıştır (gitarın tıpkı ud gibi çalındığı tremolo yöntemi olarak adlandırılır).
Scream vocal” olarak adlandırılan, seslerin derin ve içten bir böğürtü olarak duyulmasını sağlayan, ses tellerini titreştirmekle gerçekleştirilen vokal yöntemi kullanılmıştır. Hızlı perküsyon yapılmıştır. Müzikte yinelemeler yoğundur ve soğuk ve hüzünlü bir atmosfer hissedilir.
Black metal gruplarını diğerlerinden ayıran bir diğer özellik ise eskiden daha yoğun olarak kullanılan “corpse paint” adlı, yapanın çürümekte olan bir ceset ya da bir veba kurbanı gibi gözükmesini sağlayan özel bir tür siyah ve beyaz makyajdır. Bu makyaj ve black metal müzisyenlerinin tüm Dünya’da yaygın olarak takma sahne adları kullanması müzisyenlerin kimliklerinin saklanmasına yardımcı olur....
PUNK ROCK
Punk; kültür politika ve estetiği ile kurumsallaşmış sanat teorileri ve bunu yaratan topluma, toplumsal sisteme karşı doğmuş bir reddediştir. Punk, sanatçıyı devrimci olarak görür, geleneksel ve kalıplaşmış davranış ve yaşam biçimine karşı yıkıcı bir tavır geliştirir. Bireyin kişisel gelişimini yönlendiren, yaşam biçimini şekillendiren toplumsal organizmayı herşeyin suçlusu olarak görür ve saldırmaktan çekinmez. Punk'a göre herşey alt üst olmalıdır; aykırı, ayrıksı giyim tarzı, ve gündelik yaşamda sınırlann belirsizleştirilmesi, bilinçli kışkırtıcılık, kabul görmüş ve tekdüzeleşmiş yaşam biçiminin yeniden düzenlenmesi (ya da düzensizleştirilmesi) punk yaşam biçiminin devrimci taktikleridir.
Punk'ın kendini var ettiği sahne; ekonomik ve toplumsal buhranın yaşamın her alanını cenderede tuttuğu 1970'lerin son dönemlerindeki İngiltere'dir. Punk akımı; İngiltere'deki ekonomik bunalımdan büyük zarar gören işçi sınıfı gençleri arasında doğdu. "Geleceğin olmadığı'" hayatlarının ve politik güç sahibi kişilerce yönetilen bir toplum tarafından önceden belirlendiği gerçeği, toplumsal dinamiği oluşturan gençlerin en büyük buhranıydı. Bu buhranın köklerinin fütürizm, dadaizm, nihilizm ve anarşizm.
Punklar içinde bulunduklan durumu protesto etmek için ellerindeki her malzeme ile bedenleri de dahil, kendilerini ironik bir biçimde "toplumsal atık" olarak sundular: Köle kıyafetleri, zincirler, deriler, dayatılan cinsiyetçi modaya karşı androjenlik, parçalanmış giysiler, rengarenk ve dikleştirilmiş rahatsız edici saç biçimleri ve punk sembollerinden bedene iliştirilmiş çengelli iğne... Punk antimodadır. Amacı geleneksel kalıplar içinde yaşayan topluma karşı algıyı bozmaya yönelik açık bir saldındır.
Punk estetiğinin yaratıcısı olarak kabul edilen Londralı modacı Vivienne Westwood (Sex Pistols'in doğuşunda da nedenlerinden olan 'Sex' adlı dükkanın ortaklanndan) şu sözleri ile punk esetetiğinin "nedenini" açıklıyor:
"...Onun giysilerini giyrnek için cesur olmanız gerekir. sokakta yürürken tüm dikkatleri üzerinize çekeceksiniz. Bu tepkileri davet eden bir güç gösterisidir. Giysiler genellikle fikirleri sözlerden daha iyi anlatabilir...
PROGRESSIVE ROCK
Progressive Rock müzikteki en gizemli türlerden biridir. Anlayanı azdır. Doğal olarak da az sevilir. Ancak sevenleri de bir ömür boyu vazgeçemez ondan. Öyleyse nedir bu PR (Progressive Rock)? PR birçok farklı müzik türünün harmanlanıp bir araya gelmesinden ortaya çıkmıştır. Rockla birlikte caz, folk ve klasik müziğin karışımıyla ortaya çıkmıştır. Bir diğer karakteristik özellik de deneyselliktir. Bir grup yada sanatçı bir konuyu, bir kişiliği veya bir olayı ele alıp onu kendi müziği doğrultusunda dinleyenlerine sunar. Bunun sonucunda da her grubun yaptığı müzik kendi ismiyle anılıp, diğerlerinden farklı bir konumda olur. Yani müziği dinlediğinizde "bu X grubun soundu" diyebilirsiniz.
PROGRESSIVE ROCK'IN KÖKLERİ
PR'ın tohumlarının ilk olarak efsanevi grup BEATLES tarafından atıldığı öngörülüyor. Grubun 1967 tarihli "Sgt. Pepper's Lonely Hearts Club Band" albümü herşeyin başlangıcı kabul ediliyor ve sayısız grubu etkileyip onların bu müzik türünde büyük başarılar elde etmesinin başlıca sebebi sayılıyor.
Bununla birlikte klasik PR konusunda en büyük öncülüğü yapan grup MOODY BLUES'dur. Grubun 1967 tarihli "Days Of Future Passed" albümü ilk senfonik rock ve konsept albümüdür. Yaşamdaki bir günü anlatır. Şafakta başlar ve geceyi anlatan ünlü parçaları Night
In White Satin ile sona erer. Moody Blues'un 1967 ve 1973 tarihleri arasında ürettiği 7 albüm de tam bir PR şölenidir. Bu da PR'ın temelini 2 önemli grup BEATLES ve MOODY BLUES'un attığını gösteriyor.
KLASİK PROGESSIVE ROCK'IN DOĞUŞU
60'lı yılların sonunda oldukça yeni ve fazla anlaşılmayan bir müzik türü olan PR ile özdeşmiş bir grup da KING CRIMSON'dı. Grubun ilk albümleri 1969 tarihli "IN THE COURT OF THE CRIMSON KING" senfoni, caz, R&B ve hard rock türlerinin bir karışımı olarak dinleyenleri hayrete düşüren bir şekilde ortaya çıktı. Grup 1974 yılına kadar çıkardığı yedi uçuk albümle dinleyenlerini oldukça nevrotik ve karamsar, zaman zaman duygusal bir boşlukta bırakmıştı.
PR arenasında bir başka çok önemli grup da PINK FLOYD'tu...