BLack MeTaL Nedir ? Neyi Savunur ?
Başlangıçlarda Celtic Frost, Venom ve Bathory gibi gruplardan ilhamlar alan bu tarz, 90’lı yıllarda Death Metal’den de ufak tefek ilhamlar alarak yeni melodileri oturtmuş, müziğe daha fazla dikkat edilmiş ve hassasiyetli melodileri de empoze etmiştir. Artık bu tarzda yeni bir evre başlamıştı ve bu evrenin başlangıcında söz sahibi olan isimler Emperor, Darkthrone, Immortal, Gorgoroth, Burzum, Enslaved, Marduk, Mayhem gibi gruplardı. Bu gruplar soundlarında oldukça distorşınlı tonları, çeşitli artistik ve yaratıcı yönlerle birleştirmişler, şeytani temalarla kinayeli oyunlar oynayarak görsel, efektsel ve şova yönelik bir kaos ortamını yaratmışlardı. Thrash, Death ve Grindcore ritimlerinden de demetler sunarak lanetlenmiş düşünceleri şarkı sözlerine yansıtmışlardır. Sanatsal anlamda Black Metal sözünü ettiğimiz tarzların ahlak ve erdem kurallarına bakış açılarına kısıtlı olarak yaklaşmış, kabul edilebilir sosyal duyarlılıklar ve politik bakış açıları liriksel anlamda çok az olmuştur. Bu müzik başlangıçta politik demeçlerden tamamen uzak olarak saf kötücül ve nefret dolu bakışlara odaklanmış, her grup ve müzisyen özel ideolojisini ve kendi ilhamlarını müziğe adapte etmiştir. Onlara göre ahlaki meseleler tüm insanoğlunun tavırlarına bağlı bir olaydı. Bu müzikte doğayla birey bir ilişki içerisinde bulunur ve bu yaşam zincirinin içinde en önemli olan şey insanoğlunun yer aldığı ve bulunduğu konumdur. Zihinsel istekler ve arzular zamanlar geçtikçe disiplin eksikliği altında ezilecek ve hazcı bir bakış açısı gelecekti. Bu yönüyle de ideolojiye bir farklılık gelecekti. Black Metal öyle bir tarzdı ki hiçbir şeyden kendisini sorumlu tutmuyor, ama kendi gerçekleriyle fantezilerini topluma teröristçe görünerek birleştiriyordu. Sanki bir nevi düşünsel anlamda terörist hareketlerin fantezisi kusuluyordu. Belki de imajlarını satıyorlardı.
1990’lı yıllardan başlayarak 96-97’li yıllara kadar geçen süreç içerisinde Black Metal büyüdükçe büyüdü, liriksel ve soundsal anlamda yeni yaratıcılıkların peşine düşüldü, akıllar zorlandı ve birbirine zıt ideolojiler çevresinde farklı bakış açıları ortaya çıktı. Özellikle absürd bakış açıları da bu zamanda güçlü bir hal almıştır: Faşist bakış açıları, pagan inanışlar, bu düşüncelerin çeşitli varyasyonlarla melezleştirilmesi, her şeyi yok etmek ve kendini her şeyin ötesinde görmek... Bunların yanında sanatsal içeriğin içinde Hıristiyanlığa baş kaldırıp şeytani polemikleri yapmak da vardı. Günümüzde faşist ve milliyetçi olarak adlandırılan Black Metal olgusu aslında Norveç’te ortaya çıktı ve bu tarza Nasyonal Sosyalist Black Metal deniyordu. Bu türde aslen eski dönemlerin ve o zamandan kalma pagan inanışların, yaşadıkları iklimsel koşulların ve tepkisel bir baş kaldırışın da etkisi vardı. Ama 90’lı yılların ortasından itibaren Black Metal ideolojisinde de değişimler ortaya çıktı. Yıkıcı pasajlara ve vahşi bakış açılarına hayalci ve romantik akımlar da dahil oldu. Aynı esnalarda Death Metal de bir patlama yapıp daha teknik, estetik ve vurucu bir yapıyla ağırlığını koymuştur. Ama aslında bu estetik yapının ve değişimin altında daha farklı şeyler vardı: Ticari kar elde etmek, daha fazla satmak... Black Metal’e artık sanat ile eğlence arası bir şeyler karışmıştı ve yeni bir tarzla beraber yeni yeni fanlar bu müziğe dahil edilmiş, artık opera tınıları da yerini almıştı. Bu akımda başı geçen gruplar ise Cradle Of Filth, Dark Funeral ve Dimmu Borgir’dı. Bu yeni akımda saf Black Metal etkisinden de bazı heavy tarzı kökenlerinden de demetler sunulmuştur. Aslında eski grupların kendilerince doğru yaptığı şeyleri söz konusu Yeni Akım Black Metal grupları undergroundlıktan alıp popülarizme ve ticarete dökmüşlerdir. Eski grupların takip ettiği yoldan ufak alıntılar yapılarak, underground Black Metal ile yeni çıkan eğlence tabanlı Black Metal kaynaştırılıp medyaya pohpohlanmıştır. 1997 yılı sonrası bir çok Black Metal fanı türemeye başlamıştır ki bundan daha doğal bir şey olamazdı. Çünkü Black Metal artık melodik, elektronik ve popülist araçlara da sahip olmuştu.
1) İlk önce Black Metal'in savunduğu ideolojiye bakmak lazım.Biliyorsunuz müzikler varolan ideolojilere göre şekil alıyor.Şüphesiz diyebilirim ki "Black Metal, satanizm dinine inanan insanlardan çıkmış ve hala devam eden bir müzik tarzıdır".Bunu kimse inkar edemez. Satanizm dinine inananların kendileri diyor bunu.Bu müziğin ideolojilerini savunduklarını itiraf ediyorlar. "
2) Gelelim ideolojiye.Nedir bu ideoloji? Yani Satanizm.Biliyorsunuz her din bir ilaha tapar ve onun için ibadet eder, adaklar adar.İslamiyetteki kurban, yahudilikteki ağlama duvarı, eski dinlerde kol bakacak keserek ibadet, kendini zincirlere vurma vs vs bunlar uzayıp gider.Satanizm dininde de bir ilah vardır: "Şeytan" olarak adlandırılan kötülüklerin simgesi bir varlık.Satanizm dinine göre kötülük herşeyi çözer, zeka ancak kötü işler yaparak aydınlanır.Bu din adına adaklar adanır.Kedi kesilir, insanlar kesilir.Biliyorsunuz buraları zaten sağolsunlar televizyonlar gerekli olanları aktarıyor
3) İslamiyet de dahil (ilahi) her dindende olduğu gibi Satanizmin de bir müzik anlayışı vardır: Black Metal.Black metal bu mantıkla ortaya çıkmıştır zaten.Heavy Metal varolan toplumsal basmakalıp düşüncelere karşı oluştu, Black Metal'de kendine savunacak bir mantık buldu, Satanizm.
4) Şimdiki duruma bakıyorum da gençlerimiz, bizim evlatlarımız bu müzik türüne yakınlaşıyorlar, ya da yakınlaşmaya çalışıyorlar.Oysaki ideolojisini bilmeden, neyi amaçladığını bilmeden.Yarın bir gün gerçeği öğrendiklerinde çok geç olacak, kendilerini Satanist Ruhlara esir edecekler, o din için kendilerini bile feda edeceklerdir.Ne büyük acıdır bu bizim için.
5) Şeytan için herşey yapılır.Zaten görmüşsünüzdür, sahne de canlı canlı kafa kesmeler, satanist seyircilerin alkışlaması, daima silah vs aletlerle dolaşmaları, albümlerinin bu tür objelerle yapılması, hatta çekilen resimlerde bi silah var.
6) İnsanlarımız yanlış yöne kayıyor.Birsürü insanın maillerinin sonunda 666 var.Sorduğumda "Geyik olsun diye koydum" diyor adam.Onların eline koz verdiğinden haberi yok.Neyin ne olduğundan haberi yok.
DeaTh MeTaL :
Çoğunlukla scream vokal ve brutal vokal vardır. pure death metal'de klavye kullanılmaz;fakat melodik ve diğer alt gruplarında klavye vardır. Enstrümanın sertliği ve hızı dikkat çekici noktadır. Ölüm, politika, sorgulamalar, ülke yönetimine gönderilen sert eleştiriler "death metal"in konusu işlemektedir
Komünizme karşı batıda gelişen sinirli tepki döneminde müzik ; tam bir nihilzm içeriği taşıyordu yada inanca karşı bir önyargı...Ve ölümün, insanların politik çıkarlarından daha gerçek olduğu ortaya çıkmaya başladı.Gitarların tonlarındaki sertlik ve tellere nefretle dokunuşlar, yüksek tonlarda ayarlanmış müzik sistemler i, yırtıcı, son derece sert vokaller. ..Hepsi bu karşı çıkışın, "insanlığın politik emellere alet edilmesi, savaşların asıl amacı, dinlerin amaçlarından saptırılması" birer sembolüdür..
Death Metal...
Death metal senelerce herhangi bir isim takılmadan bazı gruplar tarafından icra ediliyord u. Speed metal türünde Destructi on, Thrash metal türünde Cryptic Slaughter ve zaman zaman hardcore grubu The Exploited bu tarzı ilk zamanlard a başarı ile yapan grupların başında gelir. Örneğin, the Exploited'in kullandığı gitar riffleri günümüz Death Metal'inde sıkça kullanılan rifflerde ndir (özellikle "Lets Have A War" albümü).Benzer olarak distortio n kullanımı, şarkı altyapıları ile Destructi on'un şarkıları günümüzde kolaylıkla Death Metal grupları tarafından çalınabilir.Destruction, şarkılarında hayatımızın salt gerçeğini ortaya koymuştur, içinde yaşadığımız fiziksel, doğal dünyanın üzerinde yaşayan canlıların ve insanların bir gün gelip öleceği fikri... Bu konuda en güzel örnek Hellhamme r grubunun sloganıdır. Her konserine "Sadece ölüm gerçektir" sloganı ile çıkarlardı.. Sosyal toplumun koyun sürüsü zihniyeti ni reddedip kendi karşı çıkışlarını gösteren, doğal gerçekleri konu alan, politik amaçlar ve ideolojil erden uzak durup, onlar hakkında düşündüklerini çok sert biçimde ifade eden bu müzik türü, gerçekdışılık, nihilizm ve doğalcılık akımlarından son derece etkilenip kendi stillerin ce bu akımlara katılmış ve müziklerini üretmişlerdir. Müziklerinde din, dil, ırk ayrımı yapmayan ve grupların karma kültürlerden oluştuğu farklı ülkelerden grupların, aynı müziği icra edebilme adına konserler e ve turnelere çıktığı bu müzik türündeki dayanışma imrenilec ek düzeydedir. Müziklerini, ticari kaygıdan uzak, sadece hissettik lerini yansıtabilme adına yapan death-metal grupları, zaman zaman yerel müziksel motifleri de kullanmışlardır. Pek çok grup müziklerini, gelişmiş gitar riffleri, hızlı gitar soloları ve yerel ritmlerle süslüyordu. Bu yeni doğan müzik stiline "Death Metal" adı verilmişti. Müziklerinin gelişimlerinde eski nihilist metal gruplarının şarkı altyapı ve teknikler i ile şarkı sözleri oldukça önemli etkenler olmuştur.Bu konuda özellikle "Bathory" örnek alınan grup olmuştur. Grupların bu yeni müzik stilinde yer alan o kaotik sert ritmler zaman zaman mitolojik hikayeler ile süslenmiştir. Ve yeni konularından en önemlisi de dünyanın sonu, yani mahşer günü olacaktı.. Bu yeni jenerasyo n müziğin ilk öncüleri şüphesiz death-metal'in babası olarak kabul edilen Death, Obituary, Malevolan t Creation, Master, Hatebreed ve Internal Bleeding'dir.Burad a dikkat edilmesi gereken nokta bu grupların tamamının Amerikalı olması hatta ve hatta Hatebreed hariç geriye kalanların "Florida" kökenli olması Death-Metal'in doğum yerinin Florida olduğunu bize gösterir.Bu ilk jenerasyo ndan sonra ikinci bir jenerasyo n geldi. Öncüleri Sepultura, Massacra, Possessed, Necrovore ve Morbid Angel idi. Bu türün öncülerinin müziklerinde daha radikal bir ilkelcili k (eski çağlara özlem ) ve geleceğe adapte olma kaygısı yer alıyordu. Müziklerinde iki gitaristi n karşılıklı, son derece sert gitar riffleri kullanara k atışmaları ve zaman zaman müziğin tonunda inişler ve çıkışların olması Mozart'ın senfonile rini andırmaktaydı (Bir dergide okuduğum yazı aklıma geldi, orada "Mozart eğer günümüzde yaşasaydı kesin Metal müzik yapar" deniyordu). Estetikse l olarak Death Metal, iğrenç ve rahatsız edici bir müzik olarak görünmekteydi, bunun sebebi ise vokallerd i.Normald en sessiz yada aksine cok bağırtı lı olarak çıkan sesler, direkt gırtlaktan gelmektey di. Müzik eleştirmenleri, bu vokali ; savunmaya geçen bir vahşi hayvanın kendisine saldırmaya hazırlanan düşmanını dehşete düşürüp korkutup kaçırmak için çıkardığı çığlık, böğürtü ile eşleştirmekteydi.Bateristler genelde iki bas davulu ile çalmakta ve bu ikisini seri bir ritm halinde kullanmak taydılar.Bazı gruplar gitar, bas gitar ve bateri gibi klasik enstümanlarının yanında yan enstrümanlar kullanmak taydılar ama bunlar her zaman ana müzik haricinde kalan, sadece zaman zaman müziğe katılan enstrümanlardı, asla birincil derecede öneme sahip olmadılar.Müzik içinde genelde rock, jazz ve blues gibi müzik türlerinin kullandığı ritmleri acımasız sert gitar soloları, riffleri ve bateri soloları ile kullanılmaktaydılar. Pek çok müzik dinleyici si bu müziği dünyaya ait olmayan, iğrenç, sadist ve antisosya l olarak tanımlamaktaydı. Bu noktada bu tür değişik stillere ayrılmaktaydı. Massacra grubu akıcı, yüksek sesli çalınmış tonlar kullanmay a başladı. Önceleri Incantati on, Hypocrisy, Vader ve daha sonraları gitarlarının tremola kollarını çokça kullanan iki İsveçli grup Dismember ve Entombed bu türün öncüleri ve bilinen gruplarıdır. Bazı gruplar bateriler ini çok seri kullanır, gitar tonlarını biraz kısmışlar ve müziklerinde vurmalı çalgılara daha ön planda yer vermişlerdir, bu tarzın öncüleri ise Sinister, Suffocati on, Suffer ve Cryptopsy'dır. Possessed grubu ise üstte bahsedile n iki türün ortalaması bir müzik yaparak yeni bir stile yol açmıştır. Possessed'in yolunu takip eden ünlü gruplarda n bazıları Therion, Demogod, Monstrosi ty, Deicide ve Unleashed'dir. Bazı gruplar ise teknikler ine biraz daha önem vererek Death Metal içinde Jazz ritmleri kullanmışlardı.Enstrümanlarını daha teknik kullanara k müziklerini daha değişik bir yöne sürüklemişlerdir ki kişisel kanımca en iyi yapılan Death Metal müzik tarzı budur. En önemli örnekleri Cynic ve Atheist grubudur. Bu yazıyı yazarken benim için her zaman ayrı yeri olan Atheist grubunun "Piece Of Time" şarkısı arka planda durmadan çalmakta. Eğer death metal seviyor dinliyor ve Atheist dinlemedi yseniz şiddetle dinlemeni zi tavsiye ederim. Ama maalesef iki grupta diğer tarzlar kadar ön plana çıkamamışlardır, buna rağmen müziklerinden ödün vermemişlerdir. Bazı gruplar ise müziklerinin sertlikle rinin içine melodik kompozisy onları serpiştirmiş ve daha çok ön plana çıkmıştır, mesela Amorphis ve Demilich. Müziklerinde kullandıkları melodik ritmleri mitolojik şarkı sözleri ile süslemelerinden dolayı daha çok ön plana çıkmışlardır. Death-Metal; genel olarak undergrou nd, yani yeraltı müziği olarak ortaya çıkmıştı. Ekonomik çıkarlardan daha çok müziksel tatmin ön plandaydı. Buna rağmen bir nefret müziği olarak adlandırılmıştı.Bazı gruplar ise müziklerindeki sertlik ve ritm ile beraber farklı şarkı sözleri kullanması ile ön plana çıkmaktaydı.Bunun en önemli örneği Cannibal Corpse grubudur.Şarkı sözlerindeki vahşilik, müziklerinden daha çok ön plana çıkmıştır. "Çekiçle parçalanmış surat", "bıçak ile düzmek" gibi sözlerinde tamamı ile vahşilik ve sapıklığa yer vermişledir. Cannibal Corpse (Ceset Yamyamı) yaptığı müziklerde tamamıyla nefreti ve vahşiliği ön plana koymuş, bunu scream vokal dediğimiz çığlık vokali, sert brutal vokal ile karıştırarak yeni bir stil elde etmişti. Death Metal özellikle İsveç piyasasının patlaması ve ön plana çıkması ile en verimli dönemine girmiş Dismember, Entombed, Tiamat, Unleashed gibi gruplarla ön plana çıkmıştır, ama yine İsveç piyasasının müzik stillerin deki değişim süreci ile duraklama ve gerileme dönemine girmişlerdir. Özellikle Tiamat ve Therion gruplarının müziklerindeki nefreti biraz daha melankoli ye döndürüp, müziklerini yavaşlatması ve yan enstrümanlara önem vermesi ile bu süreç hızlanmıştır. Aslında Death Metal bir başka metal türü olan Grindcore'unda ilham kaynağı idi. Grindcore; Punk ve Thrash metal ritmlerin in son derece hızlı gitar, bas gitar ve bateri partisyon ları ile tam bir kaos şeklinde çalınması olarak tanımlanabilir. Vokaller iyice sertleşmiş, neredeyse vokalisti n söyledikleri anlaşılmaz düzeye gelmişti. Carcass, Napalm Death ve Godflesh bu türün öncüleri olarak görülebilir. Burada özellikle Carcass grubunu ele almak gerekir. Tıp fakültesinden atılma gitarist Bill Steer ve vokalist Jeff Walker'in okula duydukları özlemden olsa gerek, şarkı sözlerinin hemen hemen hepsinde tıp terimleri ni kullanması, anlaşılması zor gelen şarkı sözlerinin son derece seri gitar soloları ve J.Walker'in inanılmaz güçlü gırtlağı sayesinde çok fazla dinleyici kitlesine sahip olmuşlardır.Sözlerinde farklılıklara rastlanan bir başka grup İngiliz Bolt Thrower grubudur. Şarkı sözlerinde daha destansı ibareler kullanan grup özellikle The IVth Crusade albümünde 4.cü haçlı seferi ve yaşananları anlatarak katolik kilisesin i karşısına almış ve İngiltere'deki Anglikan kilisesi tarafından kafir ilan edilmişti. Bir başka örnek Alman Blood grubudur. Şarkılarında mitolojik ve gizemli şarkı sözlerini kullanara k kendisine ayrı bir yer edinmiştir. Bugün dünyanın hemen her ülkesinde ayrı bir dinleyici kitlesine sahip olan death metal her ne kadar 90'lı yıllardaki gücüne sahip olmasa da hala müzik yapan grupların sert gitar ritmleri, lokomotif gibi bateri tonları ve sert vokalleri ile ayakta ve dimdik yoluna devam etmektedir..
Nu MeTaL:
Rap Kadar HızLı MeTaL Kadar SerT Bir Türdür.1990'lı yılların başında alternatif metaltürünün değişime uğramasıyla ortaya çıkmıştır. İcra edenler,hardcore punk,heavy metal ve thrash metal gruplarından etkilenmişdir.
Nu metali heavy metalden ayıran en büyük özellik diğer metal grupları kadar sert ve net şarkı sözleri bulunmaması ve zenginlik kaygısı içermeyen enstruman kullanımıdır. Örnek olarak hemen hemen tüm nu-metal grupları gitar sololarından kaçınırlar. Metal müzikte vazgeçilmez olan müzikal elementlerin yerini turntable,rap vokal vebenzeri öğelerle doldurmaya çalışırlar Ve ÖnderLiğini KoRn Grubu YapmakTadır
Gothic MeTaL:
Gothic deyince akla bir değil birden fazla kavram geliyor, şimdi gothic iskandinavdır, hayır hayır amerikandır, siyah saçla gothic olunur, gothic olmak için şatoda oturmak lazım falan gibi çıkarımlar biraz havada kalıyor.Gothic, sanatsal-kültürel açıdan bakacak olursak ortaçağda romanesk dönemi takiben ortaya çıkmış bir akımdır, alası da fransa’dadır, iskandinavya’da değil, kaldı ki goth denen kelime iskandinavyada yaşamakta olan o zamanlar ağırlıklı olarak danimarka kökenli nüfusu kapsamaz, tarihten vizigotları ve ostrogotları hatırlayalım. (roma imparatorluğunun yıkılmasına sebep oldular hani kavimler göçü falan..) Gothic kelimesi barbar sanatı tanımlaması yapmak için kullanılmıştır. En büyük özelliği de kendini mimaride göstermesi ve sürekli katedral yapılmış olmasıdır. Notre dame, Chartres St. Denis Arles ve diğerleri hem hepsi Fransa’dadır hem de hepsi meryem’e adanmıştır,pagan döneme, mistisizme göndermeleri olan, bir yandan ortaçağ baskısı yaşanırken bir yandan okültizmin alıp başını yürüdüğü dönemler bunlar.Gothic tarz bir çok sanat alanında kendini göstermiş bir tarzdır..Bunları özetlersek:
Gothic mimari 12-16. yüzyıllar arasında avrupada kullanılan, sivri kemerler, kaburgalı kubbeler ve ayrıntılı süslemeleri ile hemen tanınan mimari akıma ve bu tarz mimariye benzeyen diğer mimari akımlara verilen isimdir.
Gothic resim deyince de bol bol yaldız kullanımı, ciddi suratlı meryem ve isa figürleri, dini hikayeleri bakanın gözüne soka soka anlatma anlayışıdır.
Gothic edebiyat özellikle 18. yy sonunda popüler olan, karanlık, grotesk ve doğaüstü olayları işleyen edebi türe zaman zaman verilen isimdir. En belli başlı örnekler Frankenstein, Dracula, Dr Jeykll Mr Hyde..
Gothic moda ise genelde her nedense özellikle teenage kızların, özellikle de ”The Crow” filmlerinden sonra daha da benimsediği bir moda. Ayrıca belitmeden geçemicem The Crow da gothic giyim akimini baslatmis olan bir film degil , o akimdan etkilenmis olan bir filmdir.Tercihen deri, siyah giysiler giyilir ve ceset gibi, vampir gibi bembeyaz makyaj yapılır. saçlar uzun, çeşitli renklerde, tırnaklar da bir o kadar uzun ve renk renktir. kollarda boyunda boş yer kalmayana kadar takılar istenirse takılabilir, vaciptir. her gothic genç kızın gönlünde pumpkin king jack gibi bir sevgili sahibi olma hayalleri vardır. gothic komünity üyelerinin milli bayramı helloween, milli içecekleri red wine, başkentleri gotham city’dir…

))
Benim en çok ilgilendiğim yanı Gothic müzik..Gothic müzik( Goth Metal de denir) heavy metal ve punk arasında bir tarzdır. Olur mu hiç, değildir: “Gothic” muzik heavy metal olmakla beraber punk ile iliskisi oldukca zayiftir. Daha cok orta cag ve barok doneme ait klasik muzigin heavy metal’le ic ice gectigi estetik yonden kuvvetli bir tarza sahip olup bu yonden punkin tam tersi bir duruş sergiler.
Doom metal, heavy metal ve orjinal gothic tarzının arasındaki geçiş gibidir. 1990’ların sonunda Avrupa ve A.B.D. topraklarında ortaya çıkan bu tarzı aslında kategorize etmek çok zordur. Bazı dinleyiciler ve müzisyenler, metalin konsepti hakkında çok katıdırlar; onlar için belli bir tür ve o türlerin alt kolları vardır. Fakat bazı dinleyiciler ve müzisyenler de böyle ayrımlara sonuna kadar karşı çıkarlar.
Metal ezgileri barındırmayan türlerden etkilenip, onları metal ile harmanlayan bir türdür gothic metal. Aslında Gothic metal; Celtic Frost, bir kaç yıl sonra Paradise Lost ve Theatre of Tragedy gibi, bayan vokal, melodik klavye ve ağır doom riffleri kullanan gruplardan evrimleşmiştir. Type O Negative, My Dying Bride ve Anathema gibi gruplar da temel olarak insanı ürperten klavye ezgileri ve ağır hüzünlü havasıyla dikkat çeker. Bayan vokalleri ve death metal gırtlağıyla metal tarihinin ilk gothic şarkısı olarak Paradise Lost’un “Gothic” albümündeki aynı isimli “Gothic” gösterilir. Albüm, The Gathering gibi gruplara hatta Paradise Lost’un kendisine bile ilham kaynağı olmuştur. Theatre of Tragedy, Tristania ve Sins of Thy Beloved gibi Norveçli gruplar, zaten müziğin var olan karanlık ve iç acıtan havasına eşsiz vokaller ekleyerek goth metali bambaşka boyutlara taşıdılar.
Ortaçağa ait klasik öğelerin de - Gregorian İlahi koroları, kilise orgları, yan flütler, viyolonlar ve operatik bayan vokaller- eklenmesiyle doom metal riffleriyle bezenmiş olan müzik, kendi sağlam yapısının üzerine bir kat daha çıkarak büyüleyici bir tarza dönüştü. “İskandinav Goth Metal” olarak bilinen tarz sık sık black metale kaymasıyla birkaç tür dinleyicilerinin dikkatini çekti.
1990’ların sonlarına doğru gelirken ortaya daha yumuşak bir goth metal tarzı çıktı. Bu tarzı benimseyen gruplar da temel olarak kendilerine bayan vokali belirlediler ama doom metal öğelerinden ve erkek death vokallerden uzak durdular. The Gathering, Within Temptation, Lacuna Coil ve Lacrimosa gibi gruplar bu tanıma uyan soft gothic gruplarıdır. Bu gruplardan bazıları aynı zamanda müziğe elektronik sesler veya klasik rock müziğini ekleyerek daha geniş kitlelere yayılma amacı güttüler. Genel olarak Gothic metal’in sözleri de belirli konular üzerine sabitlenmişti; din ve Tanrı, cennet-cehennem, romantizm, korku, depresyon, matem, boşluk ve ölüm. Dünyayı baz alacak olursak, Gothic Metal genel olarak Kuzey Avrupa’da özellikle de Norveç’te metal türleri arasınada en yaygın olanıdır.
Pek cok abuk doom grubu da ne yazik ki gothic olarak nitelenmektedir (basta Cradle of Filth olmak uzere). oysa ki berbat brutal vokalleri ve anlamsiz klipleri ile gothic muzikle en ufak bir alakalari yoktur.