Konu
:
Tiyatro Tarihi
Tekil Mesaj gösterimi
04/09/08, 17:48 PM
#
1
(
permalink
)
ßeRDuSH
Super Moderator
Tiyatro Tarihi
Tiyatro Tarihi
Bir öyküyü
sahne olarak ayrılmış bir yerde
oyuncuların söz ve hareketleriyle canlandırma sanatı.
Tiyatro sözcüğü Yunanca'da "seyirlik yeri" anlamına gelen theatron'dan türetilmiş
dilimize İtalyanca'daki teatro sözcüğünden geçmiştir. Günümüzde modern bir tiyatro binası başlıca üç bölümden oluşur.
1 - İzleyicilerin oturarak oyunu izlediği oditoryum;
2 - Oyunun sergilendiği sahne;
3 - Sahnenin iki kenarında ve arkasında
çeşitli dekor ve gereçlerin bulunduğu sahne arkası yada kulis.
TİYATRONUN KÖKENİ
Tiyatro da başka sanatlar gibi dinsel törenlerden doğmuş
sonra dinden bağımsızlaşarak sanatlaşmıştır. Kökeninde
ilkel insanın doğa olaylarını kendi bedensel hareketleriyle simgesel olarak temsil etme çabaları yatar. Avrupa'da Üst Paleolitik Çağdan (İ.Ö 40-10 bin yıl önce) kalma mağara resimlerinde
ellerine ve yüzlerine hayvan postları geçirmiş insanların ritmik hareketler yaptığı görülmektedir. Bunlar
maske ve köstüm kullanımının
dolayısıyla tiyatronun ilk örneği sayılır. Maske
kişinin kendi kimliğinin aşarak başka kimlikleri ve daha genel varlık biçimlerini temsil etmesinin en etkin yollarından biridir.
İlkel toplulukların animist inançlarına göre
yinelenen doğal olayların ruhları
kişilikleri vardı; bu kişiler
sonradan tapınma nesnelerine
tanrılara dönüştü.
İnsanlar
belli zamanlarda yapılan törenlerde bu tanrıları temsil eden maskelere bürünerek kendi yaşamlarını etkileyen doğa olayları üzerinde denetim kurmaya çalıştılar. Yağmur yağdırmak ya da avda başarılı olmak için yapılan törenler danslar
Kurallı oyunun ilk örneğiydi. Eski inançların hemen hepsi görülen "ölme ve yeniden dirilme" teması da
insanlara verdiği kılık değiştirme ve kişileştirme olanaklarıyla
tiyatronun çıkış noktalarından biriydi. Mevsimlerin dönüşü
kışın bahara dönüşmesi gibi yinelenen doğa olayları
eski yılı temsil eden kralın yeni yılın kralın karşısında yenik düştüğü bir törensel boğuşmayla temsil ediliyordu.
Başlangıçta canlı insanların kurban edildiği bu boğuşma ve ölümler zamanla simgeleşti
iki ayrı gücün çatışması da yerini tek bir gücün ölüm ve yeniden dirilme törenine bıraktı.
Bazı başka kuramlara göre ise tiyatronun kaynağı şamanist inançlardır. Şamanist törenlerin özelliği
izleyici ya da katılımcılara
tanrısal gücün simgesi yerine kendisini göstermesiydi. Bu törenlerde belirli kurallara uygun davranışlarla kendinden geçen şaman
öte dünya ile bu dünya arasında bir aracı rolü üstlenmektedir.
Tiyatro
bugün de kökenindeki bu iki eğilimin izlerini taşır
bu iki eğilim arasındaki gerilimden güç alır: Bir yanda doğa güçlerini simgesel olarak canlandırma
temsil etme işlevi; öte yanda
doğaüstü güçlerin görünmesine aracılık etme işlevi.
Doğaya öykünme kuramına göre
tiyatronun en önemli öğesi kılık değiştirmedir.
ANTİK ÇAĞ
Tiyatro ilk kez IO 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; dinsel ya da pratik ölçütlerle değil
estetik ölçütlerle değerlendirilen bir "oyun" a dönüştü. Yunan toplumunda tiyatronun öncülü
şarap
bereket ve bitkiler tanrısı Dionysos'u kutsamak için yapılan Bacchanolia şenliklerinde bir koronun söylediği dithyrambos şarkılarıydı. Koro
bu şarkılarda
farkı kişilerin konuşmasını canlandırmak için söz ve tavır değişikliğinden yararlanıyordu. Daha sonra
oyuncu ve oyun yazarı Thespis
koronun karşısına
farklı kişilikleri farklı maskelerle temsil eden bir oyuncu koydu. Böylece daha karmaşık konular ele alınabiliyor
farklı anlatım biçimleri denenebiliyordu. İÖ 534'te Atina'daki ilk tiyatro şenliğinde
Thespis'in bir tragedyası ödül kazandı. Bu tarihten sonrada tragedyalar Dionysos şenliklerinin bir parçası olarak gelenekselleşti.
İÖ 5 . yüzyılın ilk yarısında
Aiskhylos
koroyu 50 kişiden 12 kişiye indirerek ve ikinci bir oyuncu ekleyerek bugünkü Batı tiyatrosunun da temelini attı. Artık birden fazla kişi arasında yaşanan bir olayın
bir ilişkinin
sahnede canlandırılması olanağı doğmuştu. Aiskhylos
tragedyayı Dionysos cümbüşündeki azgın ve utançsız kökeninden de kopardı. Tiyatro önemli kişilerin başından geçen önemli olayları yüceltmiş bir üslupya temsil etme sanatı haline geldi. Efsaneleri
mitleri ve efsaneleşecek kadar eski olayları işleyen tragedyanın dinsel
ahlaki ya da siyasi bir mesaj vermesi
toplumu ve evreni bir bütün olarak temsil etmesi bekleniyordu. Hiyerarşik bir evrendi bu: En üstte tanrılar katı yer alıyor
altta ölümün
sürgünün ve cezanın yurdu bulunuyor
bu ikisinin ortasında da oyunun
dramatik eylemin gerçekleştiği yuvarlık sahneyle temsil edilen insanların dünyası duruyordu. Tragedya
daha sonra Sophokles ve Euripides tarafından daha da geliştirildi
gerçekçi gözlem öğeleri katılarak Aiskhylos'taki soyutluğundan bir ölçüde uzaklaştırıldı.
Komedya ise İÖ 486'dan başlayarak Atina'da Lenia kış şenliğinde yapılan yarışmalarla yaygınlık kazandı. Yunanca Komos sözcüğünden türeyen komedya
Dionysosçu kökenlerine tragedyadan çok daha bağlı kaldı. İÖ 6. yüzyıldan sonra Yunan egemen sınıfları arasında gözden düştüğü halde köylülerin ve yoksul halkın yaşamında önemini koruyan soytarılık
hokkabazlık
herkesin birbiriyle utançsızca çiftleştiği bahar ayinleri gibi avam öğeler
komedyada önemli yer tutuyordu. Dili de konuşma diline yakındı. Eski Komedya'nın en büyük temsilcisi Aristophanes'in oyunları
siyasal ve toplumsal yergicilikleriyle ahlaki bir görev de üstlenmişlerdir. Euripides'in İÖ 406'da ölümünden ve Atina'nın İÖ 404'te yenilgisinden sonra tragedya iyice geriledi ve komedya en popüler tür haline geldi. İÖ 320'den sonra
Büyük İskender döneminde ortaya çıkan Yeni Komedya eskisinden oldukça farklıydı. Mitolojik öğelerin yerini genç Atinalıların erotik serüvenleri ve aile yaşamları almış
eski şen
cümbüşlü ve grotesk üslup da daha gerçekçi ve yumuşak bir anlatıma dönüşmüştür. Bu dönemden günümüze yalnızca Menandros'tan bazı parçalar kalmıştır.
Eski Yunan tiyatrosunun önemli bir özelliği kamusallığıdır. Oyunları ortalama 10 bin ile 20 bin seyirci aynı anda izleyebiliyordu. Eski Yunan oyunları
Sophokles'in trajedileriyle teknik yetkinliğe ulaşmıştır. Sophokles oyunlarında dekor kullanan ilk tiyatro yazarıdır. Aiskhylos
Sophokles ve Euripides konularını mitolojisinden alan oyunlar yazmıştır. Bu üç yazar
sonradan Aristo'nun Poetika adlı yapıtında belirlediği kurallara uygun oyunlar yazmışlardır. Bu kurallardan biri zaman
yer ve eylemde birliktir. Eski Yunan komedisinin tanınmış yazarlarından Aristophanes
oyunlarında dönemin siyaset adamlarının ve düşünürlerinin yanlış tutumlarını alaya almıştır.
ROMA TİYATROSU
Roma
tiyatroya özgü bir katkı yapmaktan çok Yunan tiyatrosuna öykünmekle yetinmiştir. Bununla birlikte
Roma toplumunun estetik bir eşiği aşamayan
ama belli bir canlılığı sürdüren yöresel bir oyun geleneği vardır. Bunlardan biri
yöresel hasat şenlikleri ve evlilik törenlerinde hokkabaz-oyuncu- şarkıcıların söylediği ve belli bir temsil öğesini de barındıran carmina Fescenninay'dı. Güney İtalya'da doğan ve IO 3. yüzyılda Roma'da yaygınlaşan bir başka yöresel türde fabula Atellanay'dı.
ORTAÇAĞ
Hristiyanlık
geleneğin sürekliliğinin parçalandığı bir ortamda
kendi tiyatrosunu yoktan var etti
kendi inançlarından yeni bir tiyatro türetti. Ortaçağ
kilise tiyatrosunun yanı sıra akrobatların
soytarıların
hokkabazların tek kişilik yada grup halinde yaptığı gösterilerde hem halk arasında hem de saraylarda ilgi görüyordu. Ama tiyatroyu yeniden kurallı bir oyuna
yani sanata dönüştüren
oyunun yazılı öğesini vurgulayan kilise oldu. Bunun ilk örnekleri
Kitabı Mukaddes'ten belli bölümlerin sahne etkileri de gözetilerek seslendirilmesiydi. Bu seslendirme daha sonra 10. yüzyılda oyuncular ve diyaloglarla gerçek bir canlandırmaya dönüştü. 13. yüzyıldan sonrada manastırların dışına yayıldı; artık kent yönetimleri de yapım giderlerini üstleniyordu. Dinsel tiyatronun manastır dışında gelişen birbirine bağlı bir dizi kısa oyunlardan oluşan dizilerdi ve 2-3 gün boyunca oynanıyordu. Gizem oyunlarının sahnelenmesini de loncalar gibi özel kentsel örgütler üstlenmiştir. Her lonca
kendi zanaatıyla ilişkili olan bir oyunun giderlerini karşılıyordu. Başlangıçta
oyunlar
"ev" adı verilen süslenmiş tahta platformlar üzerinde oynanıyordu. İtalya'da bir alanın ortasında oturan seyirciler
alanın çevresine yerleştirilmiş platformlar üzerinde oynanan oyunu izliyordu. İngiltere'de ise oyunlar araba gibi çekilen pagent adı verilen tekerlekli sahnelerde oynanıyordu. Gizem oyunları başlangıçta Latince diyaloglardan oluşurken
sonradan yerel diller yaygınlaştı. Bu da oyunların halk geleneğinden ve mizahi öğelerden yana zenginleşmesini sağladı. Dinsel tiyatronun öteki iki türünden biri mucize oyunları
öbürü ise ibret oyunlarıdır. İbret oyunları ilk kez İngiltere'de ortaya çıkmıştır.
Ortaçağ tiyatro düşüncesi yeni bir görüş üretmemiş
türlerin ayrımı
ahlak eğitimi gibi antik dönem kuramcılarının düşüncelerini yinelemiş
tragedyada yıkımın yazgı olduğunu vurgulamıştır. Tiyatro düşüncesinin gelişmemiş olmasının nedeni
ortaçağda tiyatronun yasaklanması
din adamlarının tiyatronun zararları üzerinde bildiriler yayımlamış olmalarıdır.
_______________________
Üye olup ailemize katılmak ve reklamsız bir forumdan yararlanmak isterseniz
TIKLAYIN
ßeRDuSH
Açık Profil bilgileri
ßeRDuSH nickli üyeye özel mesaj gönderin
ßeRDuSH - Daha fazla Mesajını bul
3
4
5
9
11
12
13
14
15
18
22
24
25
27
28
29
30
31
33
34
35
36
38
39
40
42
43
44
45
46
51
52
54
55
57
59
61
62
68
69
70
71
75
76
81
82
88
91
95
96
99
100
101
104
109
120
121
128
131
132
135
136
139
142
147
150
151
152
153
154
155
156
157
158
159
160
162
163
164
165
166
167
168
169
170
171
172
173
174
175
176
177
178
179
180
181
182
183
184
185
186
187
189
190
191
192
193
194
195
196
197
198
199
200
201
202
203
204
205
206
207
208
209
210
211
212
213
214
215
216
217
218
219
220
221
222
223
224
225
226
227
228
229
230
231
232
233
234
235
236
237
238
239
240
241
242
251
252
253
254
255
259
277
279
280
281
283
285
286
287
288
289
290
291
292
293
295
296
303
304
306
307
308
309
310
311
312
313
314
319
321
322
323
325
327
328
329
330
331
332
334
338
340
341
342
343
344
345
346
347
348
349
351
355
358
359
360
362
364
365
366
367
371
377
378
379
380
381
382
383
384
385
387
411
412
417
419
420
421
422
423
426
432
434
439
440
441
442
444
449
466
469
470
471
472
473
474
475
476
477
478
479
481
482
483
485
486
487
488
489
490
491
492
493
494
495
496
497
498
499
500
501
502
505
518
519
520
521
523
524
526
533
537
539
541
545
546
548
549
550
551
552
555
556
557
558
559
560
561
562
563
565
566
569
571
574
580
581
582
583
584
585
586
589
590
591
593
595
596
597
598
599
600
601
604
605
606
607
608
609
610